Ana içeriğe geç
Sözlük

sebebiyet ile cümle

sebebiyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Diğer teknolojilerin çoğu belirli bir bit veya byte okuduklarından gecikmelere sebebiyet verir.Med en viss klassificering förväntar vi oss vissa egenskaper från det vi antingen ser eller läser.
16 Aralık 1997'deki mahkeme kararı bu altı kişinin, ölüme sebebiyet suçlamasından, beraatine hükmetti.Вирок суду було оголошено 16 грудня 1997 року, з усіх шістьох звинувачення у вбивстві було знято.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.Це викликає соціальні та психологічні проблеми.
Genel olarak uzun pozlamaya sebebiyet veren durumlarda kullanılır.Використовується в тих випадках, коли важко створити звичайний затвор.
Bazen bu çok kötü durumlara sebebiyet verebilir.To může někdy vést k zvláštním situacím.
Türkiye, bu takviyenin herhangi bir mukavemete sebebiyet vermemesi konusunda ikna oldu.Turecká strana dala najevo, že nehodlá činit žádné ústupky v této oblasti.
Bu hastalık sol kalp içi boşluğunda kalınlaşmaya sebep olur, bazı durumlarda ani ölüme sebebiyet verebilir.Șarpele ar fi mușcat-o în dreptul inimii, ceea ce ar fi provocat moartea rapidă.
Karışıklığa sebebiyet verir.Discrepanța poate crea confuzii.
Bu doğrultuda da birçok yeni inanışın çıkmasına sebebiyet vermiştir.Ehhez képest nagyon sokan csatlakoztak az új valláshoz.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Halálának okát sokan kétségbe vonták.
İşyeri atmosferinin kötü olması ve iş stresine sebebiyet verebilecek bütün olumsuz etkenler.A túl sok munka stressz okozója lehet, ami épp az ellenkezőjét váltja ki.
Kinadon isimli bu Spartalı, isyana sebebiyet veremeden yakalanmıştı.Kínában üldözték az egyházat könyörület nélkül.
Kuvvetli öksürmeler kaburga kırılması veya kısa süreli bilinç kaybına sebebiyet verebilir.Ritkán valódi rohamokhoz és/vagy eszméletvesztéssel társulhat.
Tedavi edilmemesi yüksek riskli sonuçlar doğurabilir ve başka hastalıklara sebebiyet verebilir.Nem allergén, de gyengítheti más gyógyszerek hatását.
Düzeni hızla sağlamak kesinlikle adaletin eksik kalmasına sebebiyet verecektir.Tärkeää on vain se, olisiko pakeneminen oikeudenmukaista.
Bu, Arnould’la arasında geniş kapsamlı ve kıymetli bir mektuplaşmaya sebebiyet verdi.Se johti laajaan kirjeenvaihtoon Arnauldin kanssa.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Lähes täysin varmasti ihmisuhrausta esiintyi.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.Tähän vaikuttavat usein etniset tai muut sosiaaliset tekijät.
Ruh hastalıklarına ve intiharlara sebebiyet verir.Psykoosien esiintyminen ja sairauden syitä.
Bu doğrultuda da birçok yeni inanışın çıkmasına sebebiyet vermiştir.Λόγω αυτού του γεγονότος, δημιουργούνται πολλοί νέοι κανονισμοί ασφαλείας.
Yaşanan bu taht kavgaları krallığın zayıf düşmesine sebebiyet vermekteydi.Ο εμφύλιος πόλεμος με τον αδελφό του είχε ως αποτέλεσμα την εξασθένιση του βασιλείου.
Böyle bir durumun hesaplanamayacak derecede büyük hasarlara sebebiyet verebilirdi.Risikoen for slik skade kunne ikke anses ekstraordinært.
Bu spektral çizgi genişletmesi birçok farklı sebebiyetlere sahiptir.Perluasan garis spektrum ini memiliki beragam penyebab.
Kuvvetli öksürmeler kaburga kırılması veya kısa süreli bilinç kaybına sebebiyet verebilir.Batuk-batuk hebat dapat menyebabkan retak tulang iga atau kehilangan kesadaran secara singkat.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Ia menyebabkan kematian banyak orang.
Aynı sebebiyetten MiG-25 ve MiG-31 hizmetten erken kaldırılmıştır.MiG-25 ini kemudian dilanjutkan dan disempurnakan menjadi MiG-31.
12 saat sürebilen acılı bir ölüme sebebiyet verebilir.Cơn đau có thể kéo dài 12 tiếng đồng hồ, gây ra muôn vàn khổ sở cho nạn nhân.
Ufak bir hata ceza puanı ya da kart yemeye sebebiyet verebilir.Hành vi phạm tội có thể gây ra một thấu chi hoặc gây ra một thẻ ghi nợ sau đó.
Bu Birleşik Krallık'ta ve diğer ülkelerde tartışmaya sebebiyet verdi.Cuộc tranh tài có nguồn gốc từ Vương quốc Anh, và đã mở rông sang Hoa Kỳ và các nước khác.
Yeryüzünde kötülüklere ve bozgunculuğa sebebiyet verir.これは地上に建つものと湾内に建つものがある。
16 Aralık 1997'deki mahkeme kararı bu altı kişinin, ölüme sebebiyet suçlamasından, beraatine hükmetti.判決は1997年12月16日に下され、過失致死について6名の被告全員が無罪となった。
Bu spektral çizgi genişletmesi birçok farklı sebebiyetlere sahiptir.この線幅広がりには、多くの原因がある。
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.しばしば、政治・社会風刺ネタを行う。
Bazen bu çok kötü durumlara sebebiyet verebilir.これは彼らにとってしばしば致命的な状況をもたらす。
Genel olarak uzun pozlamaya sebebiyet veren durumlarda kullanılır.这些表明当他们不得不出场时,情况一般都很严重。
Her tecrübe seviyesinden pilotlar CFIT kazalarına sebebiyet verebilir.숙련된 조종사라 해도 CFIT 사고를 낼 수 있다.
Aynı sebebiyetten MiG-25 ve MiG-31 hizmetten erken kaldırılmıştır.또한 이 사건에서 보여준 MiG-25의 단점을 보완하고자 MiG-31의 개발을 서두르게 되었다.
Ancak bu zehirlenmelere sebebiyet verebilir.다만 이 능력이 독이 될 수도 있다.
Tedavi edilmediğinde genellikle ölüme sebebiyet verir.즉시 치료하지 않으면 치명적인 것이 보통이다.
Tedavi edilmediğinde genellikle ölüme sebebiyet verir.ללא טיפול מוות בדרך כלל הוא התוצאה.
Bu spektral çizgi genişletmesi birçok farklı sebebiyetlere sahiptir.להרחבה של קו ספקטרלי מספר סיבות שונות.
Çikolata köpeklerde zehirlenmeye yol açar, böbrek rahatsızlıklarına neden olur ve ölüme sebebiyet verebilir.סוסים אינם יכולים להקיא, כך שבעיות עיכול יכולות לגרום במהירות לכאבי בטן והם גורם מוביל במוות.
Aynı sebebiyetten MiG-25 ve MiG-31 hizmetten erken kaldırılmıştır.במהלך הקרב הופלו מיג-17 ומיג-21.
Bu durum, ciltte güneş yanıklarına sebebiyet verecektir.Този факт прави пълните слънчеви затъмнения възможни.
Genel olarak uzun pozlamaya sebebiyet veren durumlarda kullanılır.Те са необходими в случай на продължителна обсада.
Aksi takdirde makine elemanı makinede çok büyük hasarlara sebebiyet verebilir.Също и при хора с кардиостимулатор, магнитните полета могат да предизвикат сериозни нарушения в работата му.
Sosyal bir fobidir ve sosyal bir izolasyona sebebiyet verebilir.To môže viesť k sociálnej izolácii a agorafóbii.
Yeryüzünde kötülüklere ve bozgunculuğa sebebiyet verir.Zgrajeni so iz zemljin in ojačenih (armiranih/podprtih) zemljin.
Kuvvetli öksürmeler kaburga kırılması veya kısa süreli bilinç kaybına sebebiyet verebilir.Pretiran kašelj lahko povzroči zlom reber ali kratkotrajno izgubo zavesti.
Bu doğrultuda da birçok yeni inanışın çıkmasına sebebiyet vermiştir.Iz več religij je tako ustvaril novo religijo.
Bu durum Hermann'ın hapis ve idam kararlarına sebebiyet verdi.Zaradi tega teksta je bil Vilhar obsojen na denarno kazen in zapor.
Aynı sebebiyetten MiG-25 ve MiG-31 hizmetten erken kaldırılmıştır.Gali atlikti ir gaudančiojo naikintuvo funkciją, nes savo greičiu nusileidžia tik MiG-25 ir MiG-31.
Kuvvetli öksürmeler kaburga kırılması veya kısa süreli bilinç kaybına sebebiyet verebilir.Raskekujuline köha võib põhjustada rinnakorvi ribide mõranemist või lühiajalist teadvusekaotust.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.Sageli tuuakse teda sotsiaalsete probleemide näiteks.
Bu azalma depresif hareketlere ve idrakta işlev bozuklularına sebebiyet verir.Depressioon viib tõsiste tülideni tööl ja kodus.
A kararı B sonucuna sebebiyet verir,인생이나 역사에서
A kararı B sonucuna sebebiyet verir,אני לא מאמין בחיים או בהיסטוריה
A kararı B sonucuna sebebiyet verir,ولا بقصة
A kararı B sonucuna sebebiyet verir,決定Aから結果Bが導かれ そこから結果Cが導かれた
Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.68% Američanov dnes verí, že ľudská činnosť je zodpovedná za globálne otepľovanie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod