seçenek ile cümle
seçenek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ana işlem seçenekleri:Päätoimintatavat:
Ana işlem seçenekleri:Principales modos de operación:
Ana işlem seçenekleri:Principali modalità operative:
Ana işlem seçenekleri:Væsentligste operationstilstande:
Ana işlem seçenekleri:Viktiga åtgärdslägen:
Ana işlem seçenekleri:Κύριοι τύποι λειτουργίας:
Ana işlem seçenekleri:Главни режими на работа:
Ana işlem seçenekleri:Основні режими:
Ana işlem seçenekleri:Основные режимы:
Ana işlem seçenekleri:عريف عملية:
Ana işlem seçenekleri:メジャー操作モード:
Ana SeçeneklerHovedalternativer
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Aber ein Politiker braucht eine Reihe von Wahlmöglichkeiten.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Ale politycy potrzebują wielu opcji.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Aber sie hatten diese Chance nicht.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Mas não lhes deram essa hipótese, porque os seus cidadãos foram muito mais rápidos.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Nie mieli jednak wyboru, bo obywatele ich wyprzedzili.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Oni ale neměli možnost volby, protože je jejich vlastní občané naprosto přemohli.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Toda te možnosti tokrat ni bilo več, saj so jih lastni državljani prehiteli.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Αλλά δεν είχαν την επιλογή, γιατί τους πρόλαβαν οι ίδιοι οι πολίτες τους.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Но другого выбора у них не было, граждане обошли их на повороте.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Dar nu au avut nici o sansa.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.De nem volt választásuk.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Gli stessi cittadini infatti li hanno battuti sul tempo.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.시민들이 펀치를 먹였기 때문입니다.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Maar ze hadden geen keus.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Namun mereka tidak memiliki pilihan itu.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Parce que leurs propres citoyens les ont battu aux points.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Pero no se les dio esa opción.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.Но не им е бил даден този шанс.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.אבל לא הייתה להם אפשרות כזאת,
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.لأنهم مواطنيهم غلبوهم كلياً
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu.国民の方が政府の先を行っていたからです
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Dar politicienii au nevoie de o multitudine de opțiuni.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.하지만 정치인들에게 필요한 것은 선택범위입니다.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Maar politici hebben meerdere opties nodig.
Ancak başka hiçbir seçenek olmadığı zaman ücret nakit ödenebilir.Le salaire peut être versé en liquide uniquement s’il n’y a pas d’autres possibilités.
Ancak başka hiçbir seçenek olmadığı zaman ücret nakit ödenebilir.Lönen får endast betalas ut i kontanter om inga andra alternativ finns.
Ancak başka hiçbir seçenek olmadığı zaman ücret nakit ödenebilir.Palkan saa maksaa käteisellä vain, jos mitään muita mahdollisuuksia ei ole.
Ancak başka hiçbir seçenek olmadığı zaman ücret nakit ödenebilir.Solo se puede pagar el salario en efectivo si no hay ninguna otra alternativa.
Ancak başka hiçbir seçenek olmadığı zaman ücret nakit ödenebilir.يجوز دفع الراتب نقداً، إذا لم تتوفر إمكانيات أخرى للدفع.
Ancak başka hiçbir seçenek olmadığı zaman ücret nakit ödenebilir.用人单位应当以银行转账方式发放工资。仅其他在特殊情况下,才可用现金发放工资。如果您没有银行账户,可使用用现金发放工资。
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Mais ce dont les hommes politiques ont besoin, c'est un choix d'options.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Ma quello che serve ai politici è una gamma di opzioni.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Mas os políticos necessitam de um leque de opções.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Men vad politiker behöver är en uppsättning av alternativ.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Nhưng cái mà các nhà chính trị cần là trong 1 loạt các lựa chọn.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Pero lo que necesitan los políticos es un rango de opciones.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Tapi yang dibutuhkan politisi adalah sejumlah pilihan.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Viszont a politikusoknak a lehetőségek skálájára van szükségük.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Но онова, което е нужно на политиците, е набор възможности.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.Но политикам нужна широта возможностей.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.אבל מה שפוליטיקאים צריכים הוא טווח של אפשרויות.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.ولكن ما يحتاجه السياسيون هو مدى واسع من الخيارات.
Ancak politikacıların geniş seçeneklere ihtiyacı var.彼らは 私にできるものの中で
Ancak haydi biz sanki bize seçenekler sunulmamış gibi düşünelim.Pero supongamos que no nos han dado opciones y tenemos que hacer esto sin pistas.
Ancak haydi biz sanki bize seçenekler sunulmamış gibi düşünelim. Ve bunu bir vakumda yapmak zorundaydık.Ale předstírejme, že ty možnosti nemáme a musíme to udělat v izolaci.
Ancak haydi biz sanki bize seçenekler sunulmamış gibi düşünelim. Ve bunu bir vakumda yapmak zorundaydık.Ale załóżmy, że nie dali nam wielu odpowiedzi i musimy to zrobić z niczego.
Ancak haydi biz sanki bize seçenekler sunulmamış gibi düşünelim. Ve bunu bir vakumda yapmak zorundaydık.But let's pretend seperti bahwa mereka tidak memberikan pilihan dan kita harus melakukan ini dalam kekosongan.
Ancak haydi biz sanki bize seçenekler sunulmamış gibi düşünelim. Ve bunu bir vakumda yapmak zorundaydık.Maar stel dat we geen keuzes hadden en het zelf moesten oplossen.