seçenek ile cümle

seçenek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.Men for de heldige blandt os tror jeg, at denne tid af bevægelse bringer spændende nye muligheder.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.Men för de lyckosamma av oss, så tror jag att denna tidsålder av rörelse, medför uppfriskande möjligheter.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.Mutta meille onnekkaille mahdollisuus liikkumiseen tarjoaa ilahduttavia uusia mahdollisuuksia.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.Nhưng may mắn với chúng ta, Tôi nghĩ thời kì di chuyển mang đến những cơ hội mới đầy thú vị.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.Tapi untuk yang beruntung di antara kita, saya berpikir tentang kesempatan-kesempatan baru.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.Voor de gelukkigen onder ons brengt deze tijd van beweging spannende nieuwe mogelijkheden.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.Αλλά για τους τυχερούς από μας, πιστεύω πως η εποχή της κίνησης φέρνει νέες συναρπαστικές δυνατότητες.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.Для деяких щасливчиків серед нас епоха переміщення приносить нові запаморочливі можливості.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.Думаю, что для счастливчиков эпоха передвижения открывает новые интригующие возможности.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.Но за късметлиите измежду нас, Мисля, че ерата на пътуването носи вълнуващи нови възможности.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.אבל עבור ברי-המזל שבינינו, עידן ההגירה מביא עימו אפשרויות חדשות מעוררות השראה.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.ولكن للمحظوظين منّا، أعتقد أن تلك التنقلات تجلب فرص مبهجه.
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.大移動時代はワクワクするような 新たな可能性をもたらしてくれます 私が旅行するとき
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Aber Deng Xiaoping verstand instinktiv die Wichtigkeit den Menschen eine Auswahl zu geben.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Ale Deng Xiaoping instinktivně chápal důležitost nabídnutí volby lidem.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Ale Deng Xiaoping instynktownie rozumiał, jak ważne jest zostawienie ludziom możliwości wyboru.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Dar, Deng Xiaoping a înţeles instinctiv importanţa oferirii de opţiuni poporului.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.하지만 덩샤오핑은 직감적으로 국민들에게 선택의 여지를 줘야한다는 것을 알고 있었습니다.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Maar Deng Xiaoping begreep instinctief het belang van het bieden van keuzes aan zijn mensen.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Ma Deng Xiaoping istintivamente capì l'importanza di offrire scelte alla propria gente.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Mais Deng Xiaoping avait instinctivement compris l'importance d'offrir des possibilités de choix à son peuple.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Men Deng Xiaoping förstod instinktivt det viktiga i att ge valmöjligheter till sitt folk.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Men Deng Xiaoping forstod instinktivt vigtigheden af at tilbyde muligheder til hans folk.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Namun Deng Xiaoping secara naluriah paham akan pentingnya menawarkan pilihan kepada rakyatnya.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Pero Deng Xiaoping comprendió instintivamente lo importante que era ofrecerle distintas opciones a la gente.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Αλλά ο Ντενγκ Σαοπένγκ ενστικτωδώς κατάλαβε τη σημασία του να προσφέρει επιλογές στους ανθρώπους του.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Але Ден Сяопін нутром відчув, що людям потрібно дати вибір.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Но Дън Ксяопин инстинктивно разбирал важността да се предлагат избори на неговия народ.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Но Дэн Сяопин интуитивно понимал важность выбора, предоставляемого своим людям.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.אבל דנג קסיופינג הבין אינסטינקטיבית את החשיבות של הצעת אפשרויות חלופיות לאנשיו.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.لكن دنغ شياو بينغ يفهم غريزيا أهمية تقديم خيارات لشعبه.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.国民に選択肢を与えることの重要性でした そこで 中国の全ての国民に
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Ale já jsem si uvědomil, že musím mít na výběr.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Apercebi-me que tinha de ter opções. Por isso pintava a spray um monte delas em castanho.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim. Böylece bütün bir partiyi kahverengiye boyadım.Mais j'ai réalisé qu'on doit avoir le choix. donc j'en ai peint à la bombe tout un tas en marron.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Dar mi-am dat seama că trebuia să ai opţiuni.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.De rájöttem, hogy választási lehetőséget kell adnunk.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.그러나 제가 꺠달은 것은 여러분들은 옵션이 있다는 것입니다.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Maar ik realiseerde me dat je wat te kiezen moest hebben.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Mi resi conto che si doveva poter scegliere.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Nhưng khi tôi phát hiện ra là người ta cần có các chọn lựa.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Pero lo que me di cuenta era que había que tener opciones.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Was ich merkte war, dass man eine Wahl haben wollte.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Zrozumiałem, że trzeba mieć asortyment.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Μετά συνειδητοποίησα ότι έπρεπε να προσφέρεις επιλογές.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Але що я усвідомив, що ви потребували вибору.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Но осъзнах, че трябва да има варианти.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.Но я понял, что должен быть выбор.
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.אבל מה שהבנתי הוא שצריך לתת אפשרויות בחירה
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.ومن ثم ادركت ان خيارٌ وحيد غير كافي
Ama seçeneklerin olması gerektiğini fark etmiştim.それで私は茶色に塗ったやつをたくさん作りました
Ana işlem seçenekleri:Belangrijke bedrijfsmodi:
Ana işlem seçenekleri:Betriebsmodi:
Ana işlem seçenekleri:Főbb működési módok:
Ana işlem seçenekleri:Glavni načini delovanja:
Ana işlem seçenekleri:Główne tryby operacji:
Ana işlem seçenekleri:Hlavné režimy činnosti:
Ana işlem seçenekleri:Hlavní operační režimy:
Ana işlem seçenekleri:Modes d'opération principaux & #160;:
Ana işlem seçenekleri:Modos importantes de operação:

İlgili Sayfalar