saygı ile cümle
saygı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Beagle 2 Ekim 1836'da Britanya'ya döndüğünde Darwin saygın bir doğabilimci olarak tanınmıştı.Keď sa Beagle 2. októbra 1836 vrátil, Darwin bol už vo vedeckých kruhoch vyhľadávanou osobnosťou.
Avustralya sinema ve televizyon endüstrisindeki en saygıdeğer ödül töreni olarak kabul edilir.Je to najprestížnejšia cena pre austrálsky filmový a televízny priemysel.
Bunun sonucunda krallık saygınlığını kaybetti.Reálne tak stratil guvernér svoje právomoci.
Orman genişledikce köyde saygınlığım arttı.Ako sa rozvíjal hrad, rástla aj osada v podhradí.
Çiftçiler ona büyük saygı gösterir.Poľovníci k nej majú veľkú úctu.
"Güney: MİT'e saygım var".Majk Spirit - Čo sa týka mňa .
Film bir anlamda Woody Allen'ın kendi Amarcord'udur, sevgili şehri New York'a bir saygı duruşudur.Manhattan je vlastne osobným vyznaním lásky Woodyho Allena mestu New York.
Savaşa girmek bu yüzden Sparta Ordusu için kutsal değerlere iki kat saygısızlık olacaktır.Pochod do vojny by bol pre Spartu dvojnásobnou svätokrádežou.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.Oznámili mu, že sa Titanic potápa.
Kentte saygın bir senfoni orkestrası da vardır.V meste tiež funguje niekoľko symfonických orchestrov.
Günümüzde müzik sanayisindeki en saygın şirketlerdendir.Je to doteraz najdrahší kontrakt v hudobnom priemysle.
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Chcel som, aby vedel, že som na neho pyšný.
Günümüzde halen en fazla saygı duyulan yazarlar arasındadır.Dodnes patrí k najúspešnejším autorom.
Svanlar, kadınlara gerçekten derin saygı gösterirler.K ženám sa budeš správať s úctou.
V.Karl tarafından, Valladolid’de büyük saygı gösterisiyle karşılandı.V Carihrade bol prijatý so všetkými poctami.
Yaşlılara saygı gösterilir.Vhodný pre starších ľudí.
Hristiyan inancında yasa koyucu ve kral olarak saygı görür."Zomieram ako verný služobník Boží a kráľov".
Ayrıca Meksika Birinci Ligi'nde oynanan bütün maçlarda saygı duruşunda bulunuldu.Iba Mexiko sa zúčastnilo všetkých hier.
Ancak Rus Ortodoks Kilisesi'ne de saygı göstermektedir.Je uctievaný tiež pravoslávnou cirkvou.
Kampüs civarındaki sürücüler bisikletçilere saygılı.Osoby, ktoré jazdia na bicykli sú cyklisti.
Halkı çalışkan, iyi niyetli, misafirperver, dürüst ve saygılıdır.Ľudia sú sympatickí, dobrí, pohostinní a otvorení.
Bir saygı sözcüğüdür.Je to písomný prísľub.
İyi bir vaiz ve saygı duyulan bir öğretmen olarak saygı gördü.Bol výborným a uznávaným kazateľom.
Barak Baba, sarayda oldukça saygındır.Najväčšiu pozornosť si zaslúži barokový Veľký palác.
El yazmalarının imha edilmesinin savaş tanrısı Huitzilopochtli’ya saygıdan dolayı yapıldığı da iddia edilir.Dúfali, že obetovaním srdca takého bojovníka si získajú späť priazeň boha vojny Huitzilopochtli.
İlkelerin iki odak noktası, sürekli gelişme ve insanlara saygıdır.Dve ključni točki načela sta nenehne izboljšave in spoštovanja ljudi.
Romalılar Galyalı kabilelere saygılı bulunmakta ve hatta onlardan korkmakta idiler.Rimljani so galska plemena spoštovali in se jih bali.
Ayrıca yarış öncesi bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.Pred dirko pa je bila v njun spomin še minuta molka.
Rybak, saygın bir ödül olan Anders Jahres Ödülü'ne 2004 yılında layık görülmüştür.Rybak je leta 2004 prejel prestižno nagrado Anders Jahres kulturpris.
Getty, bu hareketi dolayısıyla babasının saygısını kaybetti.Zaradi umika pa je izgubil očetovo spoštovanje.
İnsanlara saygı ile ilgili ilkeler, saygı ve ekip çalışması oluşturma yollarını içerir.Načela, ki se nanašajo na spoštovanje ljudi, vključujejo načini izgradnje spoštovanja in timskega dela.
Marx duygusal olarak babasına çok yakındı ve ölümünden sonra babasının anısına çok saygı gösterdi.Marx je bil navezan na svojega očeta in je spomin nanj ohranjal do svoje smrti.
Vasılı tarafından büyük saygı ile karşılandı.Sprejmejo ga s posebnim spoštovanjem.
İyi bir vaiz ve saygı duyulan bir öğretmen olarak saygı gördü.Bil je zelo spoštovan kot pridigar in spovednik.
Herkes karara saygı duydu ve kabul etti.Vsak je dolžan spoštovati sodno odločitev in se po njej ravnati.
Saygısızlık yapan kişilere “yolsuz “ denir.Ostali prebivalci so se imenovali "ponižni" (humiliores).
Zehiri ile öldürücü olabiliyor ve kendisinden korku ile karışık bir saygı ile bahsediliyordu.Sedaj lahko odide Kalaf, ponosen s svojo skrivnostjo.
"Amor prohibido" 1995 BMI Müzik Ödülleri'nde saygın bir ödül aldı.Pridobljeno dne 4.9.2010. "Amor Prohibido nagrajena z nagrado »BMI Pop Music Award«".
Saygılar ve sevgiler ile...Njim se iskreno in z ljubeznijo zahvali.
Yoldaşlık İngiltere'nin en iyi seherbâzlarından ve saygın büyücülerinden oluşmuştur.Je ena najstarejših čistokrvnih čarovniških družin v Veliki Britaniji.
Günümüzde halen en fazla saygı duyulan yazarlar arasındadır.Še danes spada med največkrat sposojene avtorje v knjižnicah.
İnsan nezaketi ve onurunu saygin tutmak.Prijala mu je človeška čast in slava.
Rivayete göre bu saygısızlığı yüzünden delilikle cezalandırıldı.Zaradi aforizmov je bil krivično obsojen.
Yang, Tang kuvvetlerinin kaleye baskınlarını geri çevirmesiyle krallığı koruyarak saygınlık kazanmıştır.Kralj, ki se boji kardinalove moči, se na tihem veseli zmage.
Hadiseye saygı gösterecek olan Georges çocuğa Marcel Stanley adını verdi.Georges je bil obeh dogodkov tako vesel, da je drugega sina imenoval Marcel Stanley.
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Odločil sem se zanjo in počutim se presrečno.
Çünkü karşılıklı sevgi ve saygı muhabbeti vardı.Halen de var.Odnos med rabljem in žrtvijo je ljubezenski, oba se medsebojno potrebujeta.
Arazinin ve tapınağın önemi ve sahip olunan sürülerin büyüklüğü, saygınlığın ölçüsü sayılıyordu.Velikost črede je odražala tudi prestiž in pomembnost posestva ali svetišča kot njenega lastnika.
Halk kahramanı olarak saygınlık kazandı.Veljal je za ljudskega junaka.
Zamanının en saygı duyulan hükümdarlarından olmayı başarmıştır.Bil je eden najsposobnejših vojskovodij svojega časa.
Beraberinde Faurisson’u da Chomsky’nin iddialarına saygısız bir şekilde cevap verdiği için suçlamıştır.Zatrjeval je, da je sodišče nepravilno prevajalo Čeferinove izjave.
Alp Arslan, imparatora saygıyla yaklaştı ve Bizanslılara katı yaptırımlar empoze etmedi.Alp Arslan je z njim ravnal spoštljivo in Bizantincem ni vsilil ostrih mirovnih pogojev.
Bu keyfidir ve haksızlıktır, izleyiciye saygısızlıktır."Tai taip savavališka, nereikalinga ir nepagarbu prieš žiūrovus.“.
Uluslararası saygınlığını kaybetmiştir.Tačiau, jo tarptautinė reputacija išlieka.
Medici Bankası Avrupa'nın en başarılı ve saygın bankalarından biri olmuştur.Medičių bankas buvo viena iš labiausiai klestinčių ir gerbiamų institucijų Europoje.
Tüm cüceler saygıyla Krallarını uğurlarlar.Visi karaliai paklūsta jos karaliui.
Yaşlılara saygı gösterilir.Rekomenduojama pagyvenusiems žmonėms.
Ancak, Milletler Cemiyeti uluslararası alandaki saygınlığını yitirmişti.Sovietai prarado reputaciją tarptautinėje arenoje.
Mahallede saygı ve bağlılık görür.Tėvynei ir pareigai ištikimas.
Küçükler büyüklerin ellerini öper, alınlarına koyarak saygılarını gösterilir.Kiti nuleidžia savo akis, kad parodytų pagarbą.