saygı ile cümle
saygı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.自らの家名に誇りを持っておりプライドが高い。
İnsanları son derece çalışkan ve saygındırlar.私は彼らに大きな敬意と誇りを持っている。
2011 yılında “Aşka Saygımdan” albümünü çıkardı.2011年、セカンドアルバム『My Love』をリリースした。
Derneği; Emeğe Saygı Ödülü (2001)『ノエシス』:大管弦楽のための(2001)
Ataerkil bir yapıya ve hakka saygınlık vardır.正宗白鳥、正宗厳敬など。
Misafirlerimize saygıda kusur ettiğimizi düşünerek dertlendik.私は集会で我々は妨害されるだろうかと訊ねてみた。
Birçok ziyaretçi hala saygılarını sunmak için parkı ziyaret ediyor.ここを目当てに公園を訪れる人も多い。
Saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler.主人公達に敗北すると協力的になる。
Çok kibardır ona kötü davrananlara karşı bile saygılıdır.粗暴で、目上の人間に対しても態度が悪い。
Hükümet, muhalefet üyelerinin saygınlığını sarsmak amacıyla onları eşcinsellikle suçlamıştır.この出家は義政の無責任さに対して帝王不徳の責を引いた挙として、世間から称賛を浴びた。
Bu dünyanın yalnızca sevilebilecek ve saygı duyulabilecek en olağanüstü ırkı.走ることと冒険が大好きな世界最速のハリネズミ。
Dört kez Oscar'a aday gösterildiği için saygın bir aktris olarak değerlendirilmektedir.自身オスカーに2度ノミネートされた他、自身の映画からオスカー候補俳優を4人生み出した。
Uluslararası saygınlığını kaybetmiştir.ミス・インターナショナルの参加資格も失う。
Babasına korkuyla karışık bir saygı duyar.父に対して複雑な感情を抱いている。
Ona saygı duyuyorlar.彼らは彼を尊敬している。
Ona saygı gösteriyorlar.彼らは彼を尊敬している。
Ayrıca Tunus hükümetini insan haklarına saygılı olmaya ve gelecekte özgür ve adil seçimler yapmaya davet etti.他還呼籲突尼斯政府尊重人權和在未來舉行自由公正的選舉。
Britanya halkı:Britanyalı kardeşlerimize karşı da saygıda kusur etmiş değiliz.我们不是没有顾念我们英国的弟兄。
Medici Bankası Avrupa'nın en başarılı ve saygın bankalarından biri olmuştur.美第奇银行是欧洲最兴旺和最受尊敬的银行之一。
Çünkü abisi ona her zaman saygı duyardı.也就是说,老大哥一直在看着你。
Bart'ın en baskın kişilik özellikleri yaramazlığı, asiliği ve otoriteye karşı saygısızlığıdır.巴特最引人注目的特点就是他淘气、不服管教、不尊重权威的性格。
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.又遺一通於虜蹊要,虜即恐怖,種類離散。
Karşılığında da onlara karşı saygılı davranılmasını isterler.繡怏怏不欲出,其鄉人御史何天衢遂劾文升徇私欺罔。
Saygın bir tanrıça olmasına rağmen Nemesis Ekho ve Narkissos gibi ölümlülere çok fazla acılar yaşatmıştır.涅墨西斯虽然是一位受人尊敬的女神,但她也曾给诸如厄科和那耳喀索斯这样的凡人带去很多伤痛。
Aynı zamanda saygın bir kadın hakları eylemcisiydi.她也是妇女权利的积极倡导者。
İnsanlar onlara saygısızlık etmekten korkarlar.人亦畏其严残不犯。
Bu saygılı bir istektir.这是一个大胆的要求。
Hint Wootz çeliği, Roma İmparatorluğu'nda en iyi çelik olarak düşünülüyordu büyük saygı görüyordu.罗马帝国一直很重视印度伍兹钢,并认为这是最好的。
Saygın mağazalar için hediye sertifikaları sıklıkla Japonya'da resmî hediye olarak verilir.來自高級百貨公司的禮券經常被當作正式的禮物來贈送。
Rick'e derinden bir saygısı vardır.非常尊敬傑。
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.她让你对自己感到骄傲。
1967-68 sezonunu, beşincilikle saygın bir şekilde bitirdiler, sonraki sezonda da altıncı sıradalardı.1967–68年球季獲得不俗的第 5 位,翌季亦能以第 6 位完成。
Babası 1841 Kasım'ında bu hocayı kovmuş, bunu yerine James'i saygın Edinburgh Akademisi'ne göndermiştir.他的父亲1841年11月辞退了这位家教,然后经过认真考虑将麦克斯韦送到负有盛名的爱丁堡公学就读。
Vasılı tarafından büyük saygı ile karşılandı.很受到亞惕的敬重。
Bu kitap çok başarılı olmuştur ve kilisenin yüksek basamaklarında bile saygı görmüştür.该书的出版获得了巨大成功,甚至得到了一些天主教会高层的支持。
Saygı sevgi görmemiştir onlar, öldüler mi, adlarını anan olmaz.由於死亡的承辦人並非軍人,當局未有公佈其姓名。
Onlar, insanların dürüst, saygın ve güvenilir olduğuna inanırlar.他们往往相信,大多数人是诚实、正直和值得信赖的。
Çiftçiler ona büyük saygı gösterir.部員們對他十分恭敬。
Çok kibardır ona kötü davrananlara karşı bile saygılıdır.認同善良之人,糾彈惡逆之人。
Hatice de ona saygı ile karışık bir ilgi duymaktadır.馬斯哈對她抱持著既尊敬又倚重的心情。
Ganeşa gibi kimi Hindu tanrıları Tay toplumunda oldukça büyük saygı görürler.汉代以后,福建境内的神鬼崇拜十分庞杂。
Erkekler büyük golf turnuvaları profesyonel golfteki en saygın dört turnuvadır.四大賽指高爾夫球比賽中四項主要的男子賽事。
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.研究著泰坦尼亞的歷史,希望見證泰坦尼亞的滅亡。
Saygısızlık yapan kişilere “yolsuz “ denir.他们被称为“无耻混蛋”。
Rivayete göre bu saygısızlığı yüzünden delilikle cezalandırıldı.羅保感到被辱,因而告利希慎誹謗。
6. yüzyılda Resimlere duyulan saygı kilise tarafından da onaylanıyordu.第一位具名的主教見於6世紀的文獻。
Ayrıca yarış öncesi bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.除此之外,在比赛之前也为他们两人默哀了一分钟。
Son derece büyüklerine saygılı nesiller yetiştirilmiştir.他的後裔成為強而有力的種族。
Bu özellikleriyle çevresinde hor görülür, kendisine saygı gösterilmez.由此部眾肅然,莫不對他敬憚。
Bu durum sizin kendine olan saygınızı etkiler ve benlik saygınızı düşürebilir.你可能希望別人對你有禮貌,並且以尊重的方式對待你。
Herkes karara saygı duydu ve kabul etti.世宗嘉獎并接受了他的意見。
O, 14 yıl boyunca (cumhurbaşkanlığı süresince) insan haklarına saygı duydu".他在正統十四年(1449年)襲封寧王。
Film bir anlamda, 2005 yılında intihar eden, romanın yazarı Hunter S. Thompson'a bir saygı duruşudur.美国作家亨特·汤普森2005年自杀身亡后即采用此种殡葬方式。
Onlara karşı saygı gösterilmelidir.应该极尽恭敬。
Çünkü o, bu havyanlara kendisinden önceki diğer krallardan daha saygılı, onlara daha bağlıdır.靈性比以往高,具有與龍珠相同的排斥炁息之能力,亦不畏懼火炎或冰凍。
Saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler.可是当见到悠悠的黑脸时,众人都惊呆了。
Bir etik danışmanı, profesyonel davranış ve saygıyı gizli bir rehberlik çerçevesinde sağlamalıdır.專業人士在處理專業方面的倫理道德問題時,應該遵循專業倫理所涵蓋的道德價值觀與行為規範。
Hanne (Arapça: حنة Ḥannah), aynı zamanda İslamiyette de saygı duyulan biridir.在伊斯蘭教中,安妮(阿拉伯语:حنةḤannah,音譯為亞納)也是一位備受尊崇的對象。
Ölümünden önce tüm İngiltere'de saygıyla anılan bir aziz durumuna geldi.他在死后不久即被尊为挪威的主保圣人。
ROH spikerleri bu maçın onun son maçı olacağını düşünüyordu ve son maçta ona saygı gösterdiler.鮑達斯對這個新的部件感到滿意,他決定在剩餘的比賽週末繼續使用它。