saygı ile cümle
saygı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kadın çok büyük saygı görür.De har stor verdi.
Çarlık Ordusu'ndan gelmiş olmasına karşın Stalin ona güvenir ve saygı duyardı.På tross av sin bakgrunn som offiser under tsaren vant Sjaposjnikov Stalins respekt og tillit.
Özgürlük ve basın kuruluşların çoğulculuğuna saygı duyulmalıdır.Det må være tale- og pressefrihet.
Onlara karşı saygı gösterilmelidir.Krever å bli respektert.
Uluslararası kariyeri ve saygın itibarı vardır.Den har nasjonalt og internasjonalt ry.
O zamandan beri Lil Wayne'in ona çok büyük saygısı ve sadakati vardır.Carl Axel Löwenhielm var dypt religiøs og mystiker.
Agrippa'nın MÖ 12'de ölümünün ardından hem Tiberius hem de Drusus saygıyla varis ilan edildiler.Agrippas død i 12 f.Kr. forfremmet Tiberius og Drusus i rekkefølgen som Augustus’ arvinger.
Partinin en güvenilir ve saygın adamlarından biri olarak kabul edilmiştir.Han regnes som en av bevegelsens mest kjente og avholdte hedersmann og leder.
2 Ama siz, adıma saygı gösterenler için ışınlarıyla şifa getiren doğruluk güneşi doğacak.4,2: Men for dere som frykter mitt navn, skal rettferds sol renne med legedom under sine vinger.
Gallus, saygı duyulan soylu ve senatoryal geçmişi olan bir ailenin üyesi olarak İtalya'da doğdu.Gallus ble født i Italia og kom fra en familie av respektert avstamming fra etruskisk senatorbakgrunn.
Çünkü o, bu havyanlara kendisinden önceki diğer krallardan daha saygılı, onlara daha bağlıdır.Korvinduene ble gjort større og det ble flere av dem slik at alterpartiene ble bedre belyst enn tidligere.
Fakat, Saygılı Yosma'da Lizzie ve zenci arasında dengesiz bir iş birliği görülür.I Jays fravær er det konflikter mellom Lizzie og Lennox.
İtalya'da Papa V. Paulus ile görüşmüş ve papadan büyük bir saygı görmüştür.Paven hadde tidligere møtt Padre Pio og var svært fascinert av ham.
Aynı zamanda saygın bir kadın hakları eylemcisiydi.Fra samme tid var hun også kvinnepolitisk aktiv.
Sovyetler Birliği'nin en saygın kahramanlarından biriydi.Han var en av kommunistenes mest fremgangsrike snikmordere.
Kast sisteminin bir erdemi olarak, Brahminler sosyal hayatta çok büyük saygı görüyorlardı.I det sivile liv nøt braminene høy respekt gjennom kastesystemet.
Taarruz güçleri "açık şehir" ilanına her zaman saygı göstermezler.Pasukan penyerang tak selalu menghormati deklarasi "kota terbuka".
Marx duygusal olarak babasına çok yakındı ve ölümünden sonra babasının anısına çok saygı gösterdi.Marx telah menjadi sangat emosional kepada ayahnya dan mengenang kenangannya setelah kematiannya.
Gregorius manastır hayatına karşı büyük bir saygı duyuyordu.Gregorius memiliki rasa hormat yang tinggi terhadap kehidupan biara.
Kosinski'ye göre, Oblivion 1970'li yılların bilim kurgu filmlerine saygı borçludur.Menurut Kosinski, Oblivion adalah reka ulang film-film fiksi ilmiah tahun 1970-an.
Van Gogh ciddi ve saygılı bir çocuktu.Van Gogh adalah seorang anak yang serius dan penuh dengan pikiran.
Saygını geri kazan, yaşama hakkını da!Bangkitkan kembali hak kalian demi kehormatan, demi hidup!
Beagle 2 Ekim 1836'da Britanya'ya döndüğünde Darwin saygın bir doğabilimci olarak tanınmıştı.Ketika Beagle kembali pada 2 Oktober 1836, Darwin telah menjadi terkenal di kalangan ilmiah.
Roma Senatosu baba ve oğlu, Gordian I ve Gordian II olarak saygıyla imparator olarak tanıdı.Senat mengakui ayah dan anak ini sebagai kaisar Gordian I dan Gordian II.
Camden semtinde olup dünyanın en saygın profesyonel yargıç ve avukat kurullarından biri olarak tanınmaktadır.Badan tersebut diakui sebagai salah satu badan hakim dan pengacara profesional paling prestisius di dunia.
Hint Wootz çeliği, Roma İmparatorluğu'nda en iyi çelik olarak düşünülüyordu büyük saygı görüyordu.Baja Wootz India dihargai tinggi di Kekaisaran Romawi, yang sering dianggap sebagai yang terbaik.
Kasabanın saygın büyücüsüdür.Penyihir di Kota!.
Delft'te saygı duyulan bir ressam olan Vermeer, yaşadığı dönemde kendi kasabası dışında tanınamadı.Vermeer adalah seniman yang dihormati di Delft, tetapi hampir tidak dikenal di luar kota kelahirannya.
Grup, 1990'lar boyunca, türü içinde en saygın gruplardan biri olarak kalmıştır.Band ini adalah salah satu band yang paling dihormati pada tahun 1990-an.
İyi bir vaiz ve saygı duyulan bir öğretmen olarak saygı gördü.Ia mendapatkan reputasi sebagai seorang pengkhotbah yang baik dan pendeta setia.
Takeuchi'nin çalışmaları anime/manga hayranlarınca geniş çapta saygı görmektedir.Hasil karya Takeuchi sangat dikagumi oleh penggemar anime/manga.
İki adam çabuk arkadaş oldu ve karşılıklı saygı hep sürdü.Keduanya segera menjalin hubungan baik dan saling menghormati.
Saygısızlık yapan kişilere “yolsuz “ denir.Melakukan apa yang disebutnya sebagai "gelandangan".
Recep Yazıcıoğlu bu ilçe insanları için büyük saygı duyulan ve sevilen bir kişilikti.Pemimpin wilayah tersebut merupakan seseorang yang berbudi dan dicintai rakyatnya.
Benden korkup adıma saygı gösterdi.Dan mereka mematuhi untuk sangat takut .
Parlamenter sistemi olan, saygın bir siyasi varlık haline gelmişti.Sich ini menjadi entitas politik yang memiliki sistem pemerintahan parlementer.
Ona saygı duyulur.BagiNya pujaan.
İnsan nezaketi ve onurunu saygin tutmak.Tujuannya untuk memelihara keanggunan dan kehormatan perempuan.
Toplumun güvenliğini tehlikeye düşürmediği sürece, dine saygı gösterilecekti.Agama harus dihormati, kecuali saat agama mengancam keamanan masyarakat.
Saygılar ve sevgiler ile...Dalam surat penuh pujian dan hormat yang mendalam ...
(Sanat kişisel ve saygıya değerdir) görüşüne bağlıdırlar.Dasar pengutusan itu karena mereka mendapatkan penglihatan (vision).
Bu şenliklerde büyükler saygı ön planda tutulmaktadır.Para murid dalam sidang mufakat atas rencana baik tersebut.
Tüm bayanlara saygı duyuyorum.Seluruhnya terdiri dari perempuan.
2011'de Kyoto Animasyon Ödülü yarışmasında saygın bir anma kazandı.Karya ini memperoleh sebutan kehormatan dalam kompetisi Kyoto Animation Award pada tahun 2011.
Hokage, Naruto'nun da aynı şekilde saygı görmesini istedi.Nagato pun menginginkan jawaban dari Naruto.
Ve İngiliz biliminin en saygın onur ödüllerine lâyık görülmüştür.Penghargaan tersebut disebut sebagai "penghargaan fiksi ilmiah paling prestisius di Britania Raya".
Bu iki kralın saygınlıkları çok yüksekti.Dua kekaisaran itu sangatlah kuat.
Zaten pek saygı duymadığı hocası tarafından azarlanır.Di sekolah pun ia berani menghadapi guru yang dianggapnya tak baik.
Hem amacına erişmiş, hem de toplumun gözünde tekrar saygınlığını kazanmıştır.Maka pergilah orang itu, ia membasuh dirinya lalu kembali dengan matanya sudah melek.
Bu sınıftan kişiler çok saygındılar ve Etrusca disciplina uzmanlarıydılar.Tenung sangat umum di Etruria sehingga praktik ini kemudian dikenal sebagai disciplina Etrusca, sains Etruria.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.Hal ini membuat Paramount harus menunda perilisan Titanic di Amerika Serikat.
Taraftarları yolunu midyetozu ile en yüksek saygı simgesi olarak süslediler.Mereka adalah pengikut Yang dengan kehormatan sebagai simbolnya.
Heykel Fransa ve ABD arasındaki dostluk ve saygıyı temsil etti.Tượng thể hiện tình hữu nghị và sự tôn trọng giữa Pháp và Mỹ.
Caligula onlara bir daha ne aşırı sevgi ne de saygı gösterdi.Không còn tình yêu cuồng nhiệt hoặc sự tôn trọng nào Caligula dành cho họ.
Cicero onu diplomatik yeteneğinden saygı ile söz eder.Cicero đánh giá cao tài ngoại giao của ông.
İmzaladığı insan hakları yükümlülüklerine saygı göstermesini İran'dan bekliyoruz. "Chúng tôi kêu gọi Iran đảo ngược phán quyết hiện tại và tuân thủ các nghĩa vụ nhân quyền quốc tế của mình. "
Bu nedenle yaşlılara büyük bir saygı vardır.Vì vậy mọi người rất kính trọng Tổ Địch.
Kadın çok büyük saygı görür.Bà rất được kính trọng.
Welch, yanıldığını ve niyetinin emeğe saygı olduğunu söyleyerek durumu kabul etti.Welch đồng ý rằng cô ấy đã sai lầm và cho biết ý của cô là tỏ sự tôn trọng.
Tüm bayanlara saygı duyuyorum.Dành cho tất cả những người phụ nữ Xlavơ.