saygı ile cümle

saygı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kosinski'ye göre, Oblivion 1970'li yılların bilim kurgu filmlerine saygı borçludur.Potrivit regizorului Kosinski, Oblivion este un omagiu al filmelor SF din anii 1970.
Bu kitap çok başarılı olmuştur ve kilisenin yüksek basamaklarında bile saygı görmüştür.Cartea a avut mare succes și a găsit suport la nivel înalt în rândurile Bisericii Catolice.
Özelikle Çukurovalı âşıklar arasında büyük saygınlığı bulunmaktadır.Oferă sfaturi minuțioase pentru îndrăgostiți.
Einstein bu dönemde saygısız ve ukala olmaya başlamıştı.Britney își dorea să facă ceva nou și neașteptat la acea vreme.
İnsanlar onlara saygısızlık etmekten korkarlar.Îi face pe oameni sǎ te disprețuiascǎ.
Zengin sınıfının ‘St. James Sokağı Kedisi’ olarak herkesten saygı görür.Este respectat de toți, făcând parte din clasa superioară și fiind "motanul din St. James' Street".
2. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir.Animale: ei consideră că orice animal are un spirit.
Geçmişe ve geleneklere saygı gösterilmemesini sevmez.N-a iubit niciodată scamatoria și dresura.
Maçtan sonra ikisi birbirine saygı gösterdi ve elleriyle "Too Sweet" işaretini yaptılar.După meci, ambi s-au salutat în semn de respect cu un «Too Sweet».
Flashback (Türkçe: Geriye Dönüş) Orijinal Jazz Jackrabbit oyununa bir saygı duruşu.Este continuarea jocului Jazz Jackrabbit.
Maçtan sonra ikisi birbirine saygı gösterdi.După meci, cei doi s-au îmbrățișat în semn de respect.
Her şey karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde yapılır.Ea trebuie să se manifeste în spirit de toleranță și de respect reciproc.
Futboluna saygı duyuyorum."Noi te-am făcut fotbalist.”
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Nu promovează promiscuitatea dar nici nu o judecă. (...)
Eserleri uluslararası alanda da saygı ile kabul görmüş ve ödüllendirilmiştir.În alte părți ale lumii însă, a fost recunoscut și onorat pentru munca sa.
Bu da bir nevi saygıydı.A fost o recunoștință .
Yeni matrak kuralları ise karşılıklı saygıya dayanır.Relația de prietenie se bazează pe încrederea reciprocă.
Saygısızlık yapar ve kavgacıdır.E rușine și ne disprețuiește lumea.
Grup üyelerinden saygı görür.Au fost membri respectați ai comunității.
Sayın Ünal Aysal'ın görüşüne saygı duyuyorum.Iar eu întru dreptate mă voiu arăta Feții Tale.
SAYGI ÖN PLANDADIR.Incinta este de plan pătrat.
Araplar Safa ve Merve tepelerine konumlandırılan İsaf ve Naile isimli putlara da saygı ziyaretleri yaparlardı.Din batrani se stie ca erau oameni care coseau cojoace si bitusi din piele de oaie argasita(dubita).
Müslümanlar, Muhammed'in eşlerini bir saygı ifadesi olarak "Mü'minlerin anneleri" olarak ifade ederler.Soțiile Profetului sunt acceptate de către musulmani ca Mamele Credincioșilor (Ummahāt ul-Muʾminīn).
Saygımdan - Burak Ertaş - Yayınlanma: 13 Kasım 2013Cine nu, îl mânca pușcăria“, Adevărul, 13 noiembrie 2013.
Yer Su'lara saygı göstermek gerekir.Ele contribuie la imbibarea solului cu apă.
Bu dünyanın yalnızca sevilebilecek ve saygı duyulabilecek en olağanüstü ırkı.La acest concurs pot participa numai cele mai apreciate și mai talentate fotomodele.
Birçok ziyaretçi hala saygılarını sunmak için parkı ziyaret ediyor.Parcul oferă mai multe tururi de peșteră pentru vizitatori.
Dinleri hor görürken, okültizm ve eski (Hristiyanlık öncesi) dinlere saygıyla yaklaşır.Deși urăște religia, privește ocultul și credințele păgâne (pre-creștine) cu respect.
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Suntem negri și suntem mândri de asta.
Tüm cüceler saygıyla Krallarını uğurlarlar.Regele răspunde aclamațiilor cu salutul roman.
İnsanlar öz - saygılarının mümkün mertebe yüksek düzeyde kalmaları için çabalarlar.Ambele întâlnesc bărbați care le fac să spere la o condiție socială superioară.
Barak Baba, sarayda oldukça saygındır.Toată familia se găsi deci în mare favoare la palat.
Bu film gerçeküstücülerin "büyülü kenti" Prag'a bir saygı gösterisidir.Una dintre aceste profeții a fost în legătura cu gloria orașului Praga.
Erkek ve Kadın ayrımı ya - pılmaksızın saygı gösterilirdi.Între mascul și femelă nu se observă mari deosebiri.
Bilginlerin hepsi Konfüçyüs'e büyük saygı duyar ve onu örnek bilirler.Părinții mei îl cunosc deja pe Cristi și se înțeleg foarte bine.
Bu yüzden gerçek bir gangster değildir ve çete içinde ona pek saygı duyulmaz.El este, evident, un colecționar serios, dar nu are nimic de mare valoare în colecția lui.
Kamu yararına saygı duyulmalıdır.Interesul public trebuie să fie respectat.
Ona hem bir öğretmen hem de bir insan olarak saygı duyuluyordu.El a fost respectat atât ca profesor cât și ca om.
O güvensiz ve düşük benlik saygısı var.El este nesigur și are o stimă de sine scăzută.
Birbirimizin inançlarına saygı göstermeliyiz.Trebuie să ne respectăm credințele reciproc.
Tom toplum içinde saygındır.Tom este respectat în societate.
Saygılı bir kadına yaraşır biçimde davranmıyor.Nu se comportă ca o femeie respectabilă.
Bu dünyanın yalnızca sevilebilecek ve saygı duyulabilecek en olağanüstü ırkı.Ez a világ legkülönb fajtája, melyet csak szeretni és tisztelni lehet.
Rick'e derinden bir saygısı vardır.Kapitánya iránt nagy tisztelettel volt.
Melankonik ve hüzünlü,bir süperyıldızın trajik saygınlıktan düşüşünü tasvir etmektedir.A dal elégikus és szomorú, bemutatja a szupersztár tragikus aláhullását.
Janet Jackson, ağabeyi anısına bir saygı gösterisi yaptı.Ezután Janet Jackson zenés-táncos megemlékezést tartott bátyja emlékére.
Babasına korkuyla karışık bir saygı duyar.Mindezek következtében apja iránt félelemmel vegyes tisztelettel emlékezett vissza.
Bolognalılar onu antik zamanlardan beri saygı içinde anmaktadırlar.A bolognaiak körében már a középkor óta nagy tiszteletnek örvend.
Dahası, bizim inanışlarımızı O'nun seçilmiş korsan kostümünü giymeden öğretmek saygısızlıktır.Továbbá, tiszteletlenség az Ő tanait a nem őáltala előírt ruhában előadni, ami persze kalózmaskara.
Kongresi'nde saygınlığı iade edildi.A Kongresszust törvényen kívül helyezték.
Eserleri uluslararası alanda da saygı ile kabul görmüş ve ödüllendirilmiştir.Munkásságát nemzetközileg ismerik és nagyra becsülik.
Korkuyla karışık bir saygı uyandırır.Félelemmel vegyes tiszteletet és csodálatot keltenek.
Vasılı tarafından büyük saygı ile karşılandı.Itt nagy tisztelettel fogadták.
Adolf Hitler'in gözünde büyük bir saygınlığı vardı.Adolf Hitler irányában viszont kifejezett csodálatot érzett.
Konstantinopolis'te doğmuştur. iconodule (İkonalara saygı duyan) asil ve zengin bir ailedendir.Platón Konstantinápolyban született gazdag és tekintélyes családban.
Fakat buna rağmen resimleri sergilenmeye devam edildi ve giderek kabul ve saygı gördü.Egyre kevesebbet komponált, de továbbra is elismerték és csodálták.
İçten saygılarımla.Köszönjük megértésüket.
"Köpek" kelimesini çok küçük düşürücü ve saygısızca bulur.A kifejezést a nyilvánosság tiszteletlennek és degradálónak tartja.
Buda'ya ve diğer tanrılara onların yardımına ihtiyaç duymadan saygı duy.Tiszteld az isteneket és Buddhát, de ne kérj tőlük semmit!
"Güney: MİT'e saygım var".Provins Michel: Hogyan fognak meg bennünket.

İlgili Sayfalar