saygı ile cümle

saygı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Rusya'da halen Lenin'e saygı duyuluyor mu?В Росії ще поважають Леніна?
Hiç kimse bana saygı duymuyor.Мене ніхто не поважає.
Hiç kimse bana saygı duymuyor.Ніхто мене не поважає.
Tom Mary'ye saygı gösterdi.Том поважав Мері.
Gerçekten sana saygı duyuyorum.Я насправді тебе поважаю.
Kimse bana saygı duymuyor.Мене ніхто не поважає.
Kimse bana saygı duymuyor.Ніхто мене не поважає.
Tom Mary'ye saygı duyar.Том поважає Мері.
Heykel Fransa ve ABD arasındaki dostluk ve saygıyı temsil etti.Tento dar prokázal přátelství a respekt mezi Francií a Spojeným státy americkými.
Britanya halkı:Britanyalı kardeşlerimize karşı da saygıda kusur etmiş değiliz.A nespouštěli jsme ze zřetele ani své britské bratry.
Ayrıca yarış öncesi bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.Před závodem se také držela minuta ticha.
"Firework" ve "Roar" gibi bazı şarkılarında kendini geliştirme ve benlik saygısı konularını ele aldı.V písních jako např. „Firework“ a „Roar“, zdůrazňuje téma o sebeposilňovaní a sebeúctě.
Kılıçdaroğlu ise şöyle konuştu: "Milli iradeye duyduğumuz saygının gereği yerine getirildi."Podle serveru Lidovky.cz doslova uvedl: "Oni nás sem vyslali do rady a my k nim máme určité povinnosti."
Yaşayan son genrō olarak, 1920'ler ve 1930'larda Japonya'nın en saygın devlet adamıydı.Jako poslední žijící genrō byl nejctěnějším japonským státníkem dvacátých a třicátých let.
Emperor’a büyük bir ün ve saygı kazandırdı.K císaři choval velkou úctu a obdiv.
Üçüncü parfümüne, gruba duyduğu saygının bir sonucu olarak Killer Queen adını verdi.Kapele se odvděčila tím, že svou třetí vůni pojmenovala Killer Queen.
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Chci, aby věděl, že jsem na něj pyšný.
Bir rivayete göre fakir fakat saygın bir aristokrat aileden gelmekteydi.Pocházel z chudé, ale vážené aristokratické rodiny.
Kendi kiliselerine bile saygı göstermezler, kiliseyi ablukaya alırlar.Aby se nemusely vidět ani při bohoslužbě, nechaly si postavit každá svůj kostel.
Son derece büyüklerine saygılı nesiller yetiştirilmiştir.To jsou příznaky vznešeného oddaného.
"Dönertaş sebili saygı bekliyor".Vrátit se zpátky dolů povinnost."
Futboluna saygı duyuyorum."K fotbalu to patří."
Saygı ve otorite isterler.Závisela na autoritě a úctě.
Kentte saygın bir senfoni orkestrası da vardır.Město má i vlastní symfonický orchestr.
Çok, çok akıllı ve saygılı.’’ dedi.Jsou skutečné a pravdivé a hodné úcty."
2. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir.Všichni živočichové mohou mít výčitky svědomí.
Kongresi'nde saygınlığı iade edildi.Text byla tedy vrácen do Kongresu.
Saygı duyuyorum.Vážím si toho.
Bir şair olarak, dönemimde bilinen ve saygı gösterilen bir kişiliktir.Už během svého života byl uznávaným a obdivovaným básníkem.
Yaşlılara saygı gösterilir.Mít v úctě stáří.
Orman genişledikce köyde saygınlığım arttı.Jak se rozvíjel hrad, rostla i osada v podhradí.
Buralarda saygısızlık yapanların hastalandığına inanılır.Pro postižené bylo onemocnění neštovicemi strašné.
Ateşin koruyucu ruhu olarak saygı gösterilir.Srdce kmene je tak chráněno před ohněm.
Bir saygı sözcüğüdür.Jde o slovní hříčku.
Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı.Zde si brzy, díky svým schopnostem, získala respekt a uznání.
Aile fertleri arasında sevgi ve saygının çoğalmasını sağladı.Tím získala mezi sestrami větší důvěry a váženosti.
Bu nedenle yaşlılara büyük bir saygı vardır.Děti z něj měly velký respekt.
Oğlanlar kendi ebeveynlerine değil kayınpeder ve kaynanalarına saygı gösterecekler.Jejich vlastní děti nepatří jim, ale jejich pánům.
Kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başlar.V případě důvěryhodného a škodlivého procesu jsou provedeny odpovídající kroky.
Simyagerler, yüzyıllar boyunca büyük saygınlık gördüler ve destek aldılar.Bakker již více než tři desetiletí obdivován a ceněn.
Film bir anlamda Woody Allen'ın kendi Amarcord'udur, sevgili şehri New York'a bir saygı duruşudur.Manhattan je vlastně osobním vyznáním lásky Woody Allena městu New York.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.K jeho zálibám patří pěstování tilandsií.
Eserleri uluslararası alanda da saygı ile kabul görmüş ve ödüllendirilmiştir.Teprve mezinárodní úspěch mu zajistil, že byl doceněn i doma.
Onların Tibet Budist inançlarında, ona saygı gösterildiğinden beri.Podle tibetské buddhistické tradice byl zpopelněn.
Çünkü karşılıklı sevgi ve saygı muhabbeti vardı.Halen de var.Mezi oběma se vyvinul vztah vzájemného přátelství a respektu.
Huascar gayet prestij ve halkın sevgi ve saygısını kaybetmiştir.Haakon rychle ztratil veškerou podporu a oblibu u lidu.
Şair, babasına olan saygısını şiirlerinde de gösterdi.Židé ho uctívali natolik, že nosili jeho obrázek v kapse.
Proust, belki de 1900´lerin en saygin Fransiz romancisiydi.Aimard patří k nejplodnějším francouzským romanopiscům 19. století.
Aynı zamanda saygın bir kadın hakları eylemcisiydi.Byla též bojovnicí za práva žen.
Samandağ'da herkes birbirinin milliyetine ve dinine büyük saygı gösterir."Tebe já, Démodoku, zvlášť velebím nad všechny lidi.
Şair, yazılarında daima aile büyüklerine saygı duyulmasını, öğütler.Odpověď na výtku, že bratři se příliš váží Starým zákonem.
Bu iki kralın saygınlıkları çok yüksekti.Snaha obou králů byla víceméně úspěšná.
Birçok statta saygı duruşu yerine bir dakikalık alkış ile onurlandırıldı.Památka obětí byla uctěna minutou ticha.
Çarlık Ordusu'ndan gelmiş olmasına karşın Stalin ona güvenir ve saygı duyardı.Jeden z důvodů byl také ten, že Stalin maršála respektoval a obdivoval.
Huşu, Tanrı'ya boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olma.Na Svatého Ducha nesvlékej kožicha Po svatém Duchu nezbavuj se kožichu.
Sovyetler Birliği'nin en saygın kahramanlarından biriydi.Ti patřili k největším přívržencům Jednoty bratrské.
Saygın mağazalar için hediye sertifikaları sıklıkla Japonya'da resmî hediye olarak verilir.Jeho oficiální podobizny často sloužily jako dary pro různé evropské dvory.
Marge, Homer'ın kendisiyle ilgilenmediğini ve saygı duymadığını düşünerek bunalıma girer.Marge je na Homera hrdá, že se nenechal uplatit a zlomit.
Taarruz güçleri "açık şehir" ilanına her zaman saygı göstermezler.Forțele de atac nu respectă întotdeauna declarația de "oraș deschis."
Saygıyla anıyoruz.Pe cuvântul meu de onoare.

İlgili Sayfalar