saygı ile cümle
saygı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
O herkese saygılıdır ve yardım etmeyi sever.Hij wordt door iedereen geliefd en gewaardeerd voor zijn inzet.
Rick'e derinden bir saygısı vardır.Toch vertrouwt ze Rick niet helemaal.
Andrei hala babasına saygı duyuyor gözükürken, Ivan ise inatla savunmada kalır.Als de vader van Ivan ook valt voor Zareda, besluit Ivan zelf naar het front te vertrekken.
Çiftçiler ona büyük saygı gösterir.Bij boeren is ze daarom niet erg gewaardeerd.
Çok güçlü ve çok saygı duyulan bir Ateş Bükücü'dür.Het is een sterk vertakte en opvallend geurende heester.
Böyle başıboş dolaşan birinin hiçbir itibarı olmaz: ne saygı görür, ne değer, ona kimse acımaz.Hij had zoveel pret kunnen hebben als een heer zonder schaduw, zonder zorgen, zonder narigheid, zonder iets.
Caligula onlara bir daha ne aşırı sevgi ne de saygı gösterdi.Venka werd nooit meer met minachting behandeld.
Öğretmenine çok saygısı vardır.Ze heeft veel respect voor haar leraar.
Tom'a saygı duyarım.Ik respecteer Tom.
Saygı, hayatın temelidir.Respect is de basis van het leven.
Saygılarımı arzederim.Met de meeste hoogachting.
Saygı yok olduğu zaman, ilişkimiz sona erdi.Onze relatie werd beëindigd toen het respect verdwenen was.
Yaşlılara saygı gösterilir.Szanuj starszych.
Karşılığında da onlara karşı saygılı davranılmasını isterler.Jakżeż chętnie daliby upust swemu niezadowoleniu!
New Line Cinema, 1967 yılında kurulmuş olan, saygın bir Amerikan film stüdyosudur.New Line Cinema – amerykańska wytwórnia filmowa, założona w 1967 roku.
Grup üyelerinden saygı görür.Członkowie honorowi grupy.
Saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler.Kiedy ludzie oddalają się od niego, widzi ich jako zmniejszające się postacie.
Bolkonskiler eski, saygın ve zengin bir ailedir.Ogłódkowie byli starą, szanowaną i bardzo patriotyczną czeladzką rodziną.
Welch, yanıldığını ve niyetinin emeğe saygı olduğunu söyleyerek durumu kabul etti.Welch zgodziła się, że popełniła błąd i stwierdziła, że jej zamiarem było oddać hołd.
Aynı zamanda saygın bir kadın hakları eylemcisiydi.Był także gorącym orędownikiem praw kobiet.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Żadnego przyrzeczenia ani też (...) przysięgi nie składałem.
Heykel Fransa ve ABD arasındaki dostluk ve saygıyı temsil etti.Symbolizuje ciepłe i pełne szacunku relacje między Francuzami i Amerykanami.
Erişim tarihi: 25 Ocak 2009. ^ "Semih Saygıner Kimdir?3 października 2009 – Jesteśmy braćmi?
Bunun sonucunda krallık saygınlığını kaybetti.Kosztowało go to jednak utratę łaski króla.
Saygılar ve sevgiler ile...Dziękuję ci za siłę i miłość.
Aynı yıl, Miller Master Dj Yarışması'ndan sonra EDM sahnesinde kendine saygın bir yer kazandı.W tym samym roku zajął drugie miejsce w konkursie Miller Master DJ Contest.
Tüm bayanlara saygı duyuyorum.Gardzi wszystkim co dziewczęce.
İsrail’deki modern dans uluslararası saygınlığa sahiptir.Dużą popularnością cieszą się w Izraelu tańce ludowe.
NAACP (National Association Civil Liberties Union), Saygılı Yosma'yı desteklediğini açıkladı.Krajowe Stowarzyszenie Postępu Ludzi Kolorowych (NAACP) wezwało do ułaskawienia sióstr.
Sıralamanın tersten olmasının sebebiyse, Tanrı'ya karşı bir saygı gösterisinde bulunmaktır.Ale z Tobą jest przebaczenie, abyś w bojaźni był czczony.
Saygımdan - Burak Ertaş - Yayınlanma: 13 Kasım 2013Lift Me Up (wydany 1 listopada 1999 r.)
Gazete bağımsız basını, insan haklarına saygıyı, siyasi çoğulculuğu ve demokrasiyi destekler.Wspiera wolność prasy, poszanowanie praw człowieka, pluralizm polityczny i demokrację.
Man Booker Ödülü (İngilizce: Man Booker Prize for Fiction), dünyanın en saygın edebiyat ödüllerinden biri.Whitbread Book Awards – jedna z najbardziej prestiżowych brytyjskich nagród literackich.
Geçmişe ve geleneklere saygı gösterilmemesini sevmez.Święta i zwyczaje, które nie podobają się Bogu.
Vasılı tarafından büyük saygı ile karşılandı.Witany jest z wielkim uznaniem.
Hristiyanlıktan sonra da saygı görmüş ve azize olarak kabul edilmiştir..Jednocześnie jednak uznał chrześcijaństwo za godne oczywistego szacunku i czci.
Bu saygılı bir istektir.Jest to bardzo pożądana cecha.
Esas, Türk ulusunun saygın ve onurlu bir ulus olarak yaşamasıdır.Jestem obywatelem rosyjskim i próbuję żyć uczciwie i godnie.
Başlarda sert ve acımasızdır, ama zamanla Buffy'nin yöntemlerine saygı duymaya başlar.Jest początkowo dość nieśmiała, ale przy Buffy nabiera śmiałości i wiary we własne możliwości.
Özelikle Çukurovalı âşıklar arasında büyük saygınlığı bulunmaktadır.Tekst opowiada o silnej zażyłości między kochankami.
Ancak Rus Ortodoks Kilisesi'ne de saygı göstermektedir.Jest czczony również w Rosyjskim Kościele Prawosławnym.
Hiçbir saygısızlığı görülmemiştir.Nie ma degradacji.
Eski medeniyetler yılanlara saygı gösterir onlara tapar ve onlardan korkarlardı.Tradycyjnie ludzie postrzegali wilki negatywnie, bali się ich.
Onlara karşı saygı gösterilmelidir.Zdobywa jednak ich szacunek.
Üyelerin küstahça davranışlarından dolayı grubun takma adı "Team No Respect" (Saygısız Takım) oldu.Ugrupowanie określano „drużyną bez szacunku” ze względu na zuchwałe maniery członków.
Bağımlılık bir kişinin saygılığının düşmesi sonucunda oluşur.Bagatelizowanie pytania o ostateczne przeznaczenie człowieka.
Modern zamanların en yetenekli ve saygıdeğer oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.Jest powszechnie uważana za jedną z najbardziej utalentowanych i szanowanych aktorek wszech czasów.
Küçükhasanlar köyün en büyük en saygın ailelerinden biridir.Społeczność wiejska wybierała spośród dziewcząt najpiękniejszą z nich.
Ayrıca yarış öncesi bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.Dodatkowo przed wyścigiem uczczono pamięć kierowców minutą ciszy.
Kongresi'nde saygınlığı iade edildi.Wyniki przekazano kongregacji.
Saygıyla anıyoruz.Z szacunkiem.
Zamanının en saygı duyulan hükümdarlarından olmayı başarmıştır.Na jego rządy przypada okres największego powodzenia Obodrzyców.
Öğretmenleri ise Saygıdeğer George Davys ve Baroner Luise Lehzen, onun mürebbiyesiydi.Jej nauczycielem był wielebny George Davys, a guwernantką Louise Lehzen.
O, 14 yıl boyunca (cumhurbaşkanlığı süresince) insan haklarına saygı duydu".Od 14 roku życia (od śmierci ojca) zarabiała na życie korepetycjami.
Heykel Fransa ve ABD arasındaki dostluk ve saygıyı temsil etti.Statyn visade vänskap och respekt som delades mellan Frankrike och USA.
Kızılderililerde puma çok saygı görmüştür.Hos indianer hade puman högt anseende.
Bu iki köpek yıldızı da eski literatürde yer alır, Babil ve Mısırlılar tarafından büyük saygı duyulurdu.Dessa två hundstjärnor omnämns i den äldsta litteraturen och dyrkades av babylonierna och egyptierna.
Kosinski'ye göre, Oblivion 1970'li yılların bilim kurgu filmlerine saygı borçludur.Enligt Kosinski är Oblivion en hyllning till 70-talets science fiction-filmer.
Her halukarda Vespasian'ın oğlu Domitian'dan saygısızca muamele gördü.Hon behandlades dock föraktfullt av Vespasianus son Domitianus.
Zaten pek saygı duymadığı hocası tarafından azarlanır.Han blir även också utsatt för spratt av de han nervärderar.