saygı ile cümle

saygı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ataya, büyüğe saygı, sevgi esastır.Respeitar e cultivar o amor ao próximo.
Einstein bu dönemde saygısız ve ukala olmaya başlamıştı.A partir desse momento Einstein parece estar em vantagem agora.
Bu tür mektuplarda anlatım ciddi ve saygılıdır.Eu vou responder-lhe de forma séria e honesta.
Atatürk'e saygı.Uma vergonha para a Atari.
Yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster.3- Respeitar os idosos e proteger as crianças.
Bunun sonucunda krallık saygınlığını kaybetti.A essa altura, a dignidade imperial perdera totalmente seu prestígio.
Alıntı yapılan kişinin (uzman, halk tarafından saygı duyulan bir kişi vb.) şöhreti sömürülür.Explora-se a reputação ou papel (especialista, figura pública respeitada etc.) daquele que é citado.
Caligula onlara bir daha ne aşırı sevgi ne de saygı gösterdi.Kazumi não retribuiu seu amor ainda.
Macar tarihinde büyük önemi ve saygınlığı olan bir aileye mensuptur.Esconde seu verdadeiro relacionamento com uma pessoa muito importante na história.
"Bu şekilde 15 ila 20 dakika daha kısa—ve muhtemelen çok daha saygı uyandırıcı olurdu." yorumunda bulundu.Dez minutos é muito pouco, provavelmente precisavam de pouco mais".
Kasım 2014'te Necip Fazıl Saygı Ödülü'nün ilkini aldı.Em 2014 foi uma das homenageadas com o Prêmio Mulher Destaque.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)Pois, não há pensamento sem discurso. (...)
Saygıyla anıyoruz.Por respeito.
Bu dönemde herkes kendisine "vâlide-i muazzama" diyerek saygı göstermiştir.Ele criou todos os povos pela sua palavra, assim como todos os huacas (espíritos).
Ayrıca Perkins'e saygı duyduğunu söyledi.Ela também apareceu em sonho para Percy.
Günümüzde Rusya'nın kültür mirası sayılan saygın bir topluluktur.É hoje registrado como uma Propriedade Cultural Importante do Japão.
Kendi kiliselerine bile saygı göstermezler, kiliseyi ablukaya alırlar.Mas não proíbe que seus membros recebam sacramentos em outras igrejas.
Bu keyfidir ve haksızlıktır, izleyiciye saygısızlıktır."É muito arbitrário, gratuito e desrespeitoso com o público".
Her şey, yaptığım işe, kendime, dinleyicime olan saygıdan, aşktan.Tudo que tenho e possuo, Vós me destes com amor.
Ancak, Milletler Cemiyeti uluslararası alandaki saygınlığını yitirmişti.Os liberais perderam seu lugar no Nationalrat.
Sama (様), yüksek derecede saygı bildiren ektir.Adquiriu, digamos, maior autoconsciência.
Kendisine korkuyla karışık saygı duyulmaktadır.Ele se assusta com seu próprio susto.
O, 14 yıl boyunca (cumhurbaşkanlığı süresince) insan haklarına saygı duydu".Detém atualmente o recorde de longevidade (14 anos) na presidência da República Francesa.
Tüm bayanlara saygı duyuyorum.Todos respeitavam muito Senhora.
Fadil, toplumun saygı gösterdiği biriydi.Fadil era um membro altamente considerado da comunidade.
Karşılıklı saygıyı şekillendiren kurallar olmalıdır.Er moeten regels zijn omtrent wederzijds respect.
Peru'daki Cuzco şehrinin en kutsal sayılan ve saygı duyulan tapınağı idi.Het is de meest beschreven en bewonderde tempel van de stad Cuzco in Peru.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.En Zijn barmhartigheid is van geslacht tot geslacht over degenen, die Hem vrezen.
Çünkü o, bu havyanlara kendisinden önceki diğer krallardan daha saygılı, onlara daha bağlıdır.Dit komt neer op meer dan het zesvoudige van wat zij voordien kregen.
Doom, underground hip hop dünyasında oldukça saygın bir yere sahiptir.Maar hij heeft nog steeds veel succes in de underground hiphop scène.
Film bir anlamda Woody Allen'ın kendi Amarcord'udur, sevgili şehri New York'a bir saygı duruşudur.In deze film uit Woody Allen zijn liefde voor zijn geboortestad New York.
Bütün macera boyunca Jason, Rakyat halkının saygı duyduğu olgun bir savaşçıya dönüşür.Gedurende het avontuur verandert Jason in een angstaanjagende krijger en wordt vereerd door de Rakyat.
Hardy maçı kazanamadı ancak Undertaker'ın saygısını kazandı.Jeff wist niet te winnen maar kreeg wel het respect van the Undertaker.
Cicero onu diplomatik yeteneğinden saygı ile söz eder.Cicero was zeer over zijn talenten te spreken.
Hiçbir saygısızlığı görülmemiştir.Er vond geen degradatie plaats.
Ayrıca yarış öncesi bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.Hij reed echter al snel een minuut voorsprong bijeen.
Saygısızlık yapan kişilere “yolsuz “ denir.Wie niet gehoorzaamt overkomt een 'ongeluk'.
Halen bu saygı ve sevgi devam etmektedir.Doch waarheid en liefde zullen heersen.
Bunun sonucunda krallık saygınlığını kaybetti.Hierna verloor de koning zijn feitelijke macht.
Diğer Türk boylarınca da büyük saygı gösterilir.Na de Turken lag de Grote Vlakte er dan ook verlaten bij.
Sabiilere göre yıldızlar meleklerin yurdu idi ve bu sebeple yıldızlara saygı duyulmaktaydı.We zien het firmament waarvan engelen bovenuit stijgen om zielen naar God in de hemel brengen.
Wellesley Koleji ABD'nin benzerleri arasinda en saygı gören okullarındandır.Clemson is een van de meest gerespecteerde universiteiten in Amerika.
Günümüzde de dünyanın en çok saygı gören film enstitülerinden biridir.Het is een van de oudste nog bestaande filmmaatschappijen ter wereld.
Bir ödülün saygınlığı genellikle ödülü veren kuruluşun mevcut durumuyla doğru orantılıdır.Doorgaans is het geschenk gelijk aan eenmaal de huursom.
Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...)"Ik aanvaard de mens zoals hij is - totaal, zonder iets af te wijzen. (..)
Tüm bayanlara saygı duyuyorum.De samenwerking beviel de dames prima.
İsrail’deki modern dans uluslararası saygınlığa sahiptir.Vandaag is de dansbeweging van internationaal belang.
NAACP (National Association Civil Liberties Union), Saygılı Yosma'yı desteklediğini açıkladı.Het Zapatistisch Nationaal Bevrijdingsleger (EZLN) heeft zijn solidariteit betuigd met de APPO.
Bu saygılı bir istektir.Dat was een lang gekoesterde wens.
O, 14 yıl boyunca (cumhurbaşkanlığı süresince) insan haklarına saygı duydu".Hij was meer dan veertig jaar werkzaam in de (ouderen)zorg.
Benden korkup adıma saygı gösterdi.Hij ging prediken in Frygië.
Proust, belki de 1900´lerin en saygin Fransiz romancisiydi.Soto was waarschijnlijk de meest populaire 19e-eeuwse president van Honduras.
Özellikle eleştirel eserleriyle popüler olmuş ve saygınlık kazanmıştır.Met name zijn kritische en tegelijkertijd constructieve houding werd door de juryleden geprezen.
Zaten pek saygı duymadığı hocası tarafından azarlanır.Daarenboven is ze tot zijn spijt niet bijster geletterd.
İyi bir vaiz ve saygı duyulan bir öğretmen olarak saygı gördü.Hij stond bekend als een goed spreker en geletterd man.
V.Karl tarafından, Valladolid’de büyük saygı gösterisiyle karşılandı.De trein werd met groot onthaal ontvangen in Velsen.
Salvador Dalí, Vermeer'e büyük saygı duyuyordu.Salvador Dalí was een groot bewonderaar van El Greco.
El yazmalarının imha edilmesinin savaş tanrısı Huitzilopochtli’ya saygıdan dolayı yapıldığı da iddia edilir.Een goed argument voor deze versie is dat hun god Huitzilopochtli ook werd geïdentificeerd met de maan.
Flashback (Türkçe: Geriye Dönüş) Orijinal Jazz Jackrabbit oyununa bir saygı duruşu.Gebaseerd op het originele spel, Jazz Jackrabbit.
Şair, yazılarında daima aile büyüklerine saygı duyulmasını, öğütler.Het gedicht is steeds in de familie zeer in eer gehouden.

İlgili Sayfalar