savunmasız ile cümle

savunmasız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yüzden, sonuçta, Sırbistan küresel krizi savunmasız halde karşıladı." dedi.So, all in all, Serbia met the world crisis [being] vulnerable," Stepanovic told SETimes.
Siyasi liderlerin kendi aralarında çekişmesinin ceremesini yoksul ve savunmasız kesim çekiyor.The poor and vulnerable suffer as political leaders squabble.
Romanya'nın deprem faaliyetlerine olan savunmasızlığı sorunu özellikle acil hale getiriyor.Romania's vulnerability to seismic activity makes the problem especially urgent.
İş dünyası: Karadağ'ın turizm sanayi savunmasız yakalandıBusiness: Montenegro's tourism industry takes it on the chin
Olekranonun deri altındaki çıkıntılı konumu onu direkt travmalara karşı savunmasız kılar.Its subcutaneous location makes it vulnerable to direct trauma.
Çeşitli faktörler, bir sistemi kötü amaçlı yazılımlara karşı daha savunmasız kılmaktadır.Various factors make a system more vulnerable to malware:
Öznitelik karşılaştırması sahteciliğe karşı savunmasız olabilir.Attribute comparison may be vulnerable to forgery.
HTTPS' in , bir dizi trafik analizi saldırısına karşı savunmasız görülmüştür.HTTPS has been shown vulnerable to a range of traffic analysis attacks.
Şarkılar uzun zamandır olduğundan daha savunmasız. [. . . ]The songs are more vulnerable than they've been in a long time. [...]
Bu protokol man-in-the-middle saldırısına karşı savunmasızdır.Unfortunately, this protocol is vulnerable to a man-in-the-middle attack.
Nugush ve Belaya kıyılarındaki balık türleri arasında savunmasız Sibirya somonu bulunur .Among the fish species in the headwaters of the Nugush and Belaya is the vulnerable Siberian salmon.
Metaller yorgunluğa karşı savunmasızlıkları nedeniyle istenmeyebilir.Metals would be undesirable because of their vulnerability to fatigue.
Bununla birlikte motor aşırı ısınmaya karşı savunmasızdır.However, the motor is vulnerable to overheating.
Yaygın bir endişe trafikte çok savunmasız olmasıydı.A common concern was that it was simply too vulnerable in traffic.
Ajnadayn Savaşı'ndaki yenilgi, Suriye'yi Müslüman işgalcilere karşı savunmasız bıraktı.Defeat at the Battle of Ajnadayn left Syria vulnerable to the Muslim invaders.
Bu nedenle, kadınlar şiddete, öznellik ve özerklik eksikliğine karşı daha savunmasızdır.Hence, women are more vulnerable to violability and lack of subjectivity and autonomy.
Akhilleus, Polyksena'ya güvenir ve ona en savunmasız yeri olan topuğundan bahseder.Achilles seemed to trust Polyxena—he told her of his only vulnerability: his vulnerable heel.
Ekonomik durgunlukla birlikte, kadınlar işgücünün en savunmasız bölümüydü.With the economic recession, women were the most vulnerable sector of the workforce.
Örneğin savunmasız tcsh komut dizisi:Here is an example vulnerable tcsh script:
Musul bağımlılığını attı ve Yunanlılar savunmasız sınırlara saldırdılar.Mosul threw off its dependence, and the Greeks raided across the undefended border.
2011 - Kuzey Akımı projesi Ukrayna'yı ekonomik olarak savunmasız hale getiriyor.2014 - EU sanctions against Russia.
Nispeten savunmasız bir kaleyi almaya başladı.He proceeded to take a relatively undefended fortress.
İklim değişikliğinin etkilerine karşı da savunmasız durumdadırlar.Auch seien die Belange des Klimaschutzes nicht ausreichend betrachtet worden.
Gemi tamamıyla savunmasız kalmıştı.Das Schiff blieb bewegungslos liegen.
GPS kişisel takip cihazları yaşlı ile savunmasız bakımında kullanılır.Die GPS-Klassifikationsmethode gilt als objektiv und benutzerunabhängig.
Tanklar özellikle hava tehditlerine karşı çok savunmasızdır.Les chars sont particulièrement vulnérables aux menaces aériennes.
Almanlaşmış Yahudiler, yeni Alman ulus devletinde savunmasız kalan bir başka topluluktu.Les juifs germanisés restaient une population vulnérable au sein du nouvel État allemand.
Hunt'a bağlı bir takım tahkim edilmiş mevziler arasında tüm gün boyunca savunmasız çakılıp kalmıştı.Un des pelotons de Hunt fut stoppé durant une journée entière.
Ayrıca savunmasız hedefleri kafasından ve boynundan vuran daha pahalı nesneler de vardır.Ce qui la rend beaucoup plus vulnérable aux attaques visant le cou ou la tête.
Ama Osmanlı sınırları savunmasız kalmıştı.Les frontières étaient devenues indéfendables.
Tom savunmasız.Tom es vulnerable.
Tanklar özellikle hava tehditlerine karşı çok savunmasızdır.Los tanques son especialmente vulnerables a amenazas aéreas.
Tanklar aynı zamanda elle yerleştirilen antitank mayınlara karşı da savunmasızdır.Los tanques también son vulnerables a las minas antitanque colocadas a mano.
“Böylece ülke savunmasız kaldı.” denilmektedir.«España se queda sin defensas».
Ama Osmanlı sınırları savunmasız kalmıştı.Raíces proteoides ausentes.
Belki de Özbek Hanı‟nı bu şekilde oyalamak ve onu savunmasız bir halde yakalamayı hedefliyordu.La única forma de conseguir su objetivo era matarla a ella cuando estaba indefensa.
Yakıt, cephane ve yiyeceği olmayan askerî güç savunmasızdır.Faltaban la comida, el combustible y la munición.
Hunt'a bağlı bir takım tahkim edilmiş mevziler arasında tüm gün boyunca savunmasız çakılıp kalmıştı.Uno de los pelotones de Hunt estuvo inmovilizado casi un día entero en una posición vulnerable.
Savunmasız olduklarından genelde geceleri uçarlar ve ıssız bölgelerde ürerler.In genere appare di notte in luoghi vuoti o semivuoti.
Video, Slager'ın silahsız ve savunmasız olan Scott'u kaçarken arkasından vurduğunu gösteriyordu.Ma un video mostra l'agente Slager che spara per otto volte contro l'uomo in fuga e disarmato.
Hızlı ve vahşi harekât İtalyanları savunmasız bırakmıştır.La velocità e la violenza della campagna lasciarono attoniti gli italiani.
1.0.1 den daha önceki ve 1.0.1g den daha sonraki sürümler bu hataya karşı savunmasız değildir.Le versioni seguenti (da 1.0.1g in avanti) e quelle precedenti (da 1.0.0 e più vecchie) non sono vulnerabili.
Onlar savunmasızlar.Они беззащитны.
Ben savunmasızım.Я беззащитный.
Sen savunmasızsın.Вы беззащитны.
Tanklar özellikle hava tehditlerine karşı çok savunmasızdır.Также танк плохо противостоит угрозе с воздуха.
Bununla birlikte, zararsız ve savunmasızdır.А ведь был, в сущности, безобиден и беззащитен!
Gemi tamamıyla savunmasız kalmıştı.В остальном корабль казался неповреждённым.
Oyunun yapısından dolayı karakter, canavarlara karşı savunmasızdır.Когда мяч скачет в сторону монстра, персонаж игрока беззащитен.
“Böylece ülke savunmasız kaldı.” denilmektedir.Но… После этого защита оказалась беспомощной».
Yakıt, cephane ve yiyeceği olmayan askerî güç savunmasızdır.Het korps leed gebrek aan munitie, brandstof en voedsel.
Ayrıca kara mayınlarına karşıda savunmasızdı.Ook vooraan het Zwartland werden er werken uitgevoerd.
Gemi tamamıyla savunmasız kalmıştı.Sam okręt był nie do uratowania.
Bu da toplumlarımızı yönlendirmeli reklamlara karşı savunmasız bırakmaktadır.Obecnie istnieje cały przemysł wysyłania ludziom reklam wbrew ich woli.
Böylece ordugâh savunmasız kaldı.Miasto pozostało bez obrony.
JİT motorları için kullanılan JavaScript savunmasız bulunmuştur.Bland annat har JIT-motorer som används för JavaScript visat sig vara sårbara.
Gemi tamamıyla savunmasız kalmıştı.Sama ponorka byla neozbrojená.
Kale geniş Adapazarı Ovasının içinde savunmasız bir durumdadır.Pro oválné staveniště hradu byla zvolena z obranného hlediska nevýhodná poloha v rovinatém terénu.
Almanlaşmış Yahudiler, yeni Alman ulus devletinde savunmasız kalan bir başka topluluktu.Evreii germanizați au rămas o altă populație vulnerabilă în noul stat național german.
Tanklar özellikle hava tehditlerine karşı çok savunmasızdır.Tancurile sunt vulnerabile în special față de amenințările aeriene.

İlgili Sayfalar