İsveç Modelini savunmaktadır.Az ombudsman svéd kifejezés.
Kadınlar da bazen kendilerini savunmak için elbiselerinin içinde tanto taşırlardı.Az asszonyok gyakran ruháik alá rejtették gyermekeiket.
Nitekim, evrimsel psikoloji, psikolojinin de bir biyoloji dalını savunmaktadır.Végül a szexualitásbiológia, társadalmi és érési folyamat is.
Pekariler köpek dişlerini kendilerini savunmak için kullanır.Diskomyrkkyluikero käyttää hampaitaan puolustautumiseen.
Modern yazarlar ayrıca, Siyahın aradaki farkı giderici belli avantajlara sahip olduğunu da savunmaktadır.Modernien teoreetikkojen mukaan myös mustalla on tietynlaisia etuja.
Parti geleneksel olarak güçlü bir şekilde insan haklarını ve Tayvan'ın bağımsızlığını savunmaktadır.Puolue on perinteisesti ollut Taiwanin itsenäistymisen kannattaja.
Bangladeş İran'ın tartışmalı nükleer programının barış amaçlı olduğunu savunmaktadır.Hän on myös puolustanut Iranin oikeutta rauhanomaiseen ydinohjelmaan Brasilian tavoin.
1333 yılında Luzern şehrini savunmak amacıyla yapıldı.Liittokuntaan yhtyi vuonna 1332 Luzernin kaupunki.
Çifte vatandaşlığın sadece ender durumlarda verilmesini savunmaktadır.Η διπλή υπηκοότητα θα έπρεπε να επιτρέπεται μόνο σε εξαιρετικές περιπτώσεις.
Parti, Gine ve Yeşil Burun’un Portekiz’den bağımsızlığını savunmaktaydı.Πολέμησε υπέρ της ανεξαρτησίας της χώρας του αλλά και του Πρασίνου Ακρωτηρίου από τους Πορτογάλους.
Elinde 280.000 asker vardı; Tüm ülkeyi savunmak için yeterli değildi.Han havde 280.000 mand til rådighed, hvilket ikke var nok til at forsvare hele landet.
Örneğin 11. Kolordu, 100 km'ye varan bir cephe hattını savunmakla sorumluydu.11. korps måtte eksempelvis forsvare en front på omkring 100 km.
Sonuçta, mevcut olmayan imparatoru savunmak yerine, gaspçı Varegleri kullanılarak tahta ulaşmıştır.I stedet for at forsvare den fraværende kejser, lod væringerne sig bruge af tronranerne.
Ardenleri savunmak için 1. ABD Ordusu birlikleri vardı.Ardennerne blev forsvaret af tropper fra 1. amerikanske armé.
En önemli görevleri ülkeyi savunmaktır.Den vigtigste borgerpligt er værnepligten.
Çifte vatandaşlığın sadece ender durumlarda verilmesini savunmaktadır.Æresmedlemskab tildeles kun i sjældne tilfælde.
Marge, "küçük özel oğlu" için anlayış göstermektedir ve çoğu zaman oğlunu savunmaktadır.Marge har udtrykt forståelse for sin "specielle lille fyr" og har forsvaret ham ved mange lejligheder.
Sofistler aldatılmış olanları savunmak amacıyla bilgelik dersleri veriyorlardı.Sofisterne var omrejsende lærde der underviste imod betaling.
Bu olaydan sonra hayatını Kızılderili haklarını savunmak için harcamıştır.Selv om han måtte bøje sig, så vedblev han at arbejde for indianernes rettigheder.
Ancak onun önceliği kendini savunmak değildir.Men det har sin pris ikke at give efter for gruppepresset.
Şimdi kızlar, Tokyo'yu savunmakla yükümlüdürler.Nå slåss hun for å beskytte Tokyo.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Dens hovedformål er å sikre rettighetene og velferden til flyktninger.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.Det ville være beklagelig om blod ble spilt i mitt personlige forsvar.
Sonuçta, mevcut olmayan imparatoru savunmak yerine, gaspçı Varegleri kullanılarak tahta ulaşmıştır.Istedenfor å forsvare den fraværende keiseren, lot væringene seg bruke av tronranerne.
Parti Güney Osetya'nın bağımsızlığını savunmaktadır.Folkeavstemningen om uavhengighet i Sør-Sudan blir avholdt.
Sosyal mitler ise o anki sosyal değer veya uygulamaları savunmak veya güçlendirmek amacı taşıyan mitlerdir.Sosiale myter forsterker eller forsvarer nåværende sosiale verdier eller praksis.
Ayrıca temsilcilerinin çoğu, ırk ayrımını da savunmaktadır.Det meste av bistanden er likevel bilateral.
1083–1084 yıllarında Normanlar kendi arazilerini savunmak zorunda kalmışlardır.Dette tvang normannerne til å konsentrere seg om sitt forsvar hjemme i 1083–1084.
Makale, herhangi bir konuda, bir görüşü, bir düşünceyi savunmak ve kanıtlamak için yazılan yazılara denir.Vi er ærlige, personlige og subjektive i hva vi skriver, sier og viser frem.
Görevlendirilme önerildiği gibi, Tugay Yukarı Silezyayı (Oberschlesien) savunmakla görevlendirildi.Brigadens oppgave var å forsvare Øvre Schlesien.
Duyma kaybı olan insanlar için daha kaliteli bir yaşam koşullarını ve eşit hakları savunmaktadır.Et fokusområde er å sikre like muligheter og vilkår for borgere med et handicap.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Tujuan utamanya adalah untuk melindungi hak-hak para pengungsi.
Doğuştan vatandaşlık hakkı olan Jus soli'yi savunmaktadır.Ius Soli Hak berdasarkan tanah kelahiran.
Her iki örgüt temelde aynı ideolojiyi savunmaktadır.Kedua ideologi itu bertumpu pada dasar yang sama.
En az 28 eyalatte bazı Amerikalılar İngilizcenin resmi dil olmasını savunmaktadırlar.Namun, terdapat 28 negara bagian di Amerika Serikat yang mengakui bahasa Inggris sebagai bahasa resmi.
Tahminlerinin başarılı olduğunu savunmaktadır.Dia terbilang sukses mempertahankan eksistensinya.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.Aku takut aku akan mencucurkan darah hingga mati!
"Hakkı savunmak".Anda memperoleh kebenaran."
1533 ve 1540 yılları arasında San Juan limanını savunmak için yaptırılmıştır.Công trình này được xây dựng giữa 1533 và 1540 để bảo vệ bến cảng San Juan.
62. Ordu'nun görevi kenti ne pahasına olursa olsun savunmaktır.Tức là nhiệm vụ của Tập đoàn quân số 62 là bảo vệ Stalingrad bằng bất cứ giá nào.
İsveç Modelini savunmaktadır.Cơ quan Bảo vệ môi trường Thụy Điển.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Bảo vệ quyền và lợi ích hợp pháp công dân.
Bunları besin sağlamak ve kendini savunmak için kullanır.Vì vậy giúp ta được tự quyết định và tự do.
Tahminlerinin başarılı olduğunu savunmaktadır.Chiến thuật này của chúng được chứng minh là thành công.
En önemli görevleri ülkeyi savunmaktır.陸軍の主な任務は国の防衛である。
Poe kendisini savunmak için, Thomas Dunn English'ten bir tabanca istedi.ポーは自己防衛のためにトマス・ダン・イングリッシュに拳銃を要請した。
Aynı gün Sudak-Otusi yolunu savunmak için Otusi Müfrezesi oluşturuldu.同月30日南満洲防衛のため編成された第30軍戦闘序列に編入となった。
Noam Chomsky ise Komer dönemindeki Phoenix programının yaklaşık 60,000 ölümle sonuçlandığını savunmaktadır.思想家ノーム・チョムスキーはフェニックス計画における死亡者数について反論し、コウマーの在任中に推定6万人が殺害されたと主張した。
Kadınlar da bazen kendilerini savunmak için elbiselerinin içinde tanto taşırlardı.通常着用する服は各兵が自分で保管手入した。
Aktörleri savunmaktan ve ayrıcalık tanımaktan usanmıştım.出演俳優が次々と降板していく事で有名だった。
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.己が流した血を見ると凶暴化する。
Archil Kobakhidze bu sonuçların entropik çekim yasasını çürüttüğünü savunmaktadır.アーチル・コバキッゼ(英語版)(Archil Kobakhidze)は、この結果がエントロピック重力の反証であることに、賛成している。
Tyrion Lannister (Peter Dinklage) ve Bronn (Jerome Flynn), Kralın Şehri'ni savunmak için planlar yaparlar.ティリオン(ピーター・ディンクレイジ)とブロンは、昔の書物(ジェローム・フリン)を読んでキングズランディングの防衛の計画を立てている。
Azınlık öbeklerinin haklarını savunmak amacıyla çeşitli politik yapılar da bulunmaktadır.マイノリティの集団の権利も特色にしている多くの政治団体がある。
Bu oluşumun amacı, Türk halkının hakkını savunmaktır.土耳其人民,我永远与你们站在一起,争取这项权利。
Parti Güney Osetya'nın bağımsızlığını savunmaktadır.该党坚决反对南苏丹的独立。
Poe kendisini savunmak için, Thomas Dunn English'ten bir tabanca istedi.为了保护自己,爱伦·坡从托马斯·邓恩·英格里希那里要来一把手枪。
Bu değişimleri geriye götürmeyi savunmak gericiliktir.保护你的资产是合乎逻辑的。
Ancak onun önceliği kendini savunmak değildir.尽管如此,但她并没有试图为自己作辩护。
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.若想得到血液,就必須奮鬥。