Matüridî ahiret'de Allah'ın görülebileceğini, yani ru'yetullahın mümkün olduğunu savunmaktadır.하나님의 진리는 세상의 눈에는 거짓(Lüge)으로, 세상의 거짓은 진리로서 나타난다.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.그것의 주요 목적은 난민들의 권리와 행복을 보호하기 위함이었다.
"Hakkı savunmak"."정의를 부탁해".
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.전투가 벌어지면 그들은 피투성이 방패를 밀어붙인다.
Aktörleri savunmaktan ve ayrıcalık tanımaktan usanmıştım.연주자사가 되었으며 치적을 쌓아 백성들에게 칭찬을 받았다.
Ardenleri savunmak için 1. ABD Ordusu birlikleri vardı.아르덴 숲을 방어하는 군대는 미국 제1군이었다.
Erkekleri ayrıca bölgelerini savunmak için "koku kavgaları" yapar.또한 십장들은 "근무태도가 나태하다" 등의 이유로 인부들에게 폭력을 행사했다.
Her iki örgüt temelde aynı ideolojiyi savunmaktadır.두 사상가는 본질적으로 같은 철학의 주창자로 간주된다.
Ancak onun önceliği kendini savunmak değildir.추천인은 자기 자신을 추천할 수 없다.
Elinde 280.000 asker vardı; Tüm ülkeyi savunmak için yeterli değildi.לרשותו עמדו 280,000 איש; לא מספיק כדי להגן על המדינה כולה.
Diğer Devletler veya uluslararası hukuk konularına karşı ülkeyi savunmak.להגנת המדינה נגד מדינות אחרות, או נושאים במשפט הבינלאומי.
Bunları besin sağlamak ve kendini savunmak için kullanır.כך הוא למד לשרוד ולהגן על עצמו.
Pekariler köpek dişlerini kendilerini savunmak için kullanır.המתמודדים משתמשים במגן שיניים ואשכים כדי להגן על עצמם.
Görevlendirilme önerildiği gibi, Tugay Yukarı Silezyayı (Oberschlesien) savunmakla görevlendirildi.כיוון שהתלונן על כך, הורשה להשתמש בשדה תעופה קדמי יותר בסיוורי (Sivry).
"Hakkı savunmak".תנו לי את האמת".
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.חוק היסוד מגן על הזכויות והחירויות של תושבי הונג קונג.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.זכה להערכה על הגנת היהדות בפני עלילת דם.
Amaçları köyü vatan toprağı gibi savunmaktır.למשל לצורך הגנה על הטריטוריה שלהם.
Diğerleri ise onu savunmaktan kaçındılar.השאר נמלטים ממנו.
Çifte vatandaşlığın sadece ender durumlarda verilmesini savunmaktadır.Двойното гражданство е разрешено при изключителни случаи.
Poe kendisini savunmak için, Thomas Dunn English'ten bir tabanca istedi.За да може да се защити, той взема пистолет от Томас Дън Инглиш.
Modern yazarlar ayrıca, Siyahın aradaki farkı giderici belli avantajlara sahip olduğunu da savunmaktadır.Модерните автори също смятат, че черните притежават определени предимства на контраигра.
Bu üç orduya bağlı tümenlerin savunmakla görevli oldukları cephe hattı 60 kilometreye kadar uzamaktadır.Общият фронт, който трите армии покриват, е с ширина от 120 км.
En önemli görevleri ülkeyi savunmaktır.Тяхната функция е да защитават държавата.
Part sınırını savunmakla görevli olan Suriye ordusu Roma ordusunun üç lejyonundan oluşurdu.Армията на провинцията се състои от три римски легиона, които защитават партската граница.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.Пръстта да стиснеш – кръв на мъченици би заструила!
Aktörleri savunmaktan ve ayrıcalık tanımaktan usanmıştım.Umoran sam od branjenja preplaćenih, privilegiranih glumaca.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Njezina je glavna svrha zaštita prava i dobrobiti izbjeglica.
Loire-Atlantique'in Brötanya bölgesine dahil olmasını savunmaktadır.U departmanu Loire-Atlantique npr. postoji jaka želja za integraciju u pokrajinu Bretanju.
Fas Kralı, İslam peygamberi olan Muhammed'in soyundan geldiği savunmaktadır.Kralj Maroka tvrdi da ima legitimitet potomka islamskog proroka Muhameda.
Kartaca kuvvetleri şimdi Adys'i savunmak üzere harekete geçmişlerdi.SS oklopne divizije krenuli su u obranu Aachena.
Pekariler köpek dişlerini kendilerini savunmak için kullanır.Igrači koriste i štitnik za zube.
Böylece Neolution'cular öjeniyi savunmaktadır.Zauzvrat, plemić svom vazalu jamči zaštitu.
Kale 1573-1581 yılları arasında Macaristan'ı Osmanlı ordularına karşı savunmak amacıyla inşa edilmiştir.Tvrđava Nové Zámky građena je od 1573. do 1581. godine u svrhu obrane od Turaka.
Her iki örgüt temelde aynı ideolojiyi savunmaktadır.Obidve tieto črty sa prejavujú hlavne v ideológiách.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Njen glavni namen je varovati pravice in dobro počutje beguncev.
Bunları besin sağlamak ve kendini savunmak için kullanır.Ta privilegij je izkoristil in rešil samega sebe.
Ancak onun önceliği kendini savunmak değildir.Ne velja pa za njegov prvenec.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.Za poškodbe Zalačenka v samoobrambi se bo zagovarjala s prostosti.
Sofistler aldatılmış olanları savunmak amacıyla bilgelik dersleri veriyorlardı.Sofistai mokė žmones praktinės išminties, mokė ginti asmeninius interesus.
Bu olaydan sonra hayatını Kızılderili haklarını savunmak için harcamıştır.Šis gyvenimo faktas vėliau paskatino ją ginti nesantuokinių vaikų teises.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Darbininkų teisių ir gerovės apsauga.
Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.Ameti põhiülesandeks on kaitsta pagulaste õigusi ja heaolu.
Bunları besin sağlamak ve kendini savunmak için kullanır.Selle asemel kasutavad nad enesekaitseks hammustamist.
Çevredeki objeler kendini savunmak veya saldırı yapmak için yardımcı olarak kullanılabilir.Meremiine võib kasutada ründe- või kaitserelvana.
Amaçları köyü vatan toprağı gibi savunmaktır.Küla on kaitse all pärandkultuuriobjektina – põlisküla.
Aslında monte edilmiş ve savunmak için hazır ve bugün üzerinde kurban için yürüdü실제로 조립하고 방어 할 준비가 그리고 오늘, 피해자에 걸어
Aslında monte edilmiş ve savunmak için hazır ve bugün üzerinde kurban için yürüdüלמעשה התאסף ומוכן להגן על והלך לקורבן על היום
Aslında monte edilmiş ve savunmak için hazır ve bugün üzerinde kurban için yürüdüتجميعها في الواقع وعلى استعداد للدفاع عن ومشى للضحية على مدى اليوم
Aslında monte edilmiş ve savunmak için hazır ve bugün üzerinde kurban için yürüdü私はあなたが検査をして、ご希望 ええと...とどのようなお尻
Ben ve Endonezya halkı, özgürlüklerini ve haklarını savunmak için Filistin halkına tam desteğimizi sunuyoruz.A post shared by Joko Widodo (@jokowi) on Dec 6, 2017 at 10:13pm PST
Ben ve Endonezya halkı, özgürlüklerini ve haklarını savunmak için Filistin halkına tam desteğimizi sunuyoruz.Eu e o povo da Indonésia sempre apoiamos os cidadãos da Palestina na defesa de sua liberdade e seus direitos.
Ben ve Endonezya halkı, özgürlüklerini ve haklarını savunmak için Filistin halkına tam desteğimizi sunuyoruz.Я и индонезийский народ неизменно поддерживаем народ Палестины в их стремлении защищать свои права и свободу.
Bizim en iyi yaptığımız şey, sonsuzluğu savunmaktır.Binele pe care il facem este avocatul nostru intru eternitate.
Bizim en iyi yaptığımız şey, sonsuzluğu savunmaktır.Das Gute, das wir tun, ist unser Anwalt für die Ewigkeit.
Bizim en iyi yaptığımız şey, sonsuzluğu savunmaktır.Dobro, které konáme, nám pomáhá dosáhnout věčnosti.
Bizim en iyi yaptığımız şey, sonsuzluğu savunmaktır.Dobro, które czynimy, jest dla nas wsparciem na wieczność.
Bizim en iyi yaptığımız şey, sonsuzluğu savunmaktır.Il bene che facciamo è il nostro avvocato per l'eternità.
Bizim en iyi yaptığımız şey, sonsuzluğu savunmaktır.Le bien que nous faisons est notre avocat devant l'éternité.
Bizim en iyi yaptığımız şey, sonsuzluğu savunmaktır.Mindaz a jó, amit teszünk, az lesz a szószólónk az örökkévalóságban.