RNA interferans bitkilerde etkili bir savunmadır.L'interferenza RNA è anch'essa un'efficace difesa delle piante.
Virüslere karşı vücudun ilk savunma hattı doğuştan gelen bağışıklık sistemidir.La prima linea di difesa dell'organismo contro i virus è il sistema immunitario innato.
Ayrıca Roma’da bulunan NATO Savunma Koleji'nde de eğitim görmüştür.Il NATO Defense College si trova a Roma.
Bu savaşçılar Nakşa savunmasının belkemiğini oluşturmaktaydı.Ora gli eroi hanno tempo di organizzare la difesa.
Bunun yanında manyetik bir savunma da yapabilmektedir.Inoltre può anche vantare un'ottima capacità difensiva.
5 Mayıs 1920'den 9 Ekim 1922'ye kadar Savunma Bakanı olarak görev yaptı.In seguito ricoprì la carica di Ministro della Difesa: dal 5 maggio 1920 al 9 ottobre 1922.
Romalılar ve savunmacılar arasında ufak çatışmalar yapıldı.Battaglia tra i Romani e i Veienti.
Ayrıca savunma kolaylıkları da sağlamaktadır.Rafforza anche la difesa.
Aydınlanmacılar özgürlüğün tüm alanlarda olması gerektiği fikrini savunmaktaydı.I suoi fondatori propugnavano la libertà di pensiero in tutti i campi.
1972-1979 yılları arasında savunma bakanlığını yaptı.Inoltre è stato alla guida del ministero della difesa dal 1972 al 1979.
Bastırılmasına rağmen, isyan İmparatorluk savunmasını tüketti.Malgrado la sua soppressione, la rivolta aveva indebolito di molto le difese dell'Impero.
1995 yılında, Savunma Bakanlığı onu Türkiye Cumhuriyeti'ne gönderdi.Nel 1960 il governo turco la restituì alla comunità armena.
1989 yılında, Kraliyet Yüksek Savunma Enstitüsü'nde özel oturumlara katıldı.Nel 1989 ha frequentato una serie di sessioni speciali presso il Regio Istituto Superiore della Difesa.
Bombalanacak olan üç kasabadan yalnızca Hartlepool kıyı savunma bataryalarıyla savunulmaktaydı.Solo le cinture di sicurezza salvarono la vita ai tre wrestlers.
Barış ve güvenliğin korunması ve ülke savunmasıyla görevlidir.Il loro compito è quello di proteggere la pace e la giustizia sulla Terra.
Mevcut Savunma Bakanı.Segretario della Difesa.
Bu para yaklaşık olarak ABD'nin savunma bütçesine eşittir.D'altra parte questo corrisponde a due anni del bilancio della difesa degli Stati Uniti d'America.
Dışişleri ve savunmadan ise Birleşik Krallık sorumluydu.La difesa e gli affari esteri rimangono responsabilità del Regno Unito.
Savunma Bakanlığı'na bağlı çalışmaktadır.Dipendono dal Ministero della difesa.
Bunları besin sağlamak ve kendini savunmak için kullanır.Può utilizzarla sia per attaccare che per difendersi.
İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, ilişkilerdeki bu bozulmanın zamanla geçeceğini belirtti .Il ministro della Difesa Ehud Barak ha predetto che la spaccatura sarebbe passata rimarginandosi in tempo.
DIGO Avustralya Savunma Bakanlığı'nın bir parçası olmuştur.Era nominalmente parte della parte occidentale del Protettorato di Aden.
Savunma büyülerinde iyi bir asadır.È un colosso nella zona difensiva.
Bu duvarlar hem savunma hem de istinat duvarı işlevi görür.Queste mura servono sia come difesa sia come sostegno per i palazzi.
Gelişmiş savunmayla birlikte era ve anti-mine cover underneath.Gli interni in tessuto operato bianco e nero con rinforzi e in alfatex.
Araç mürettebatı savunma için kişisel silahlarını kullanıyordu.L'equipaggio, infine, caricava sul veicolo le armi per la difesa personale, utilizzabili da apposite feritoie.
Londra Kraliyet Savunma Koleji'nde (RCDS) 2002 yılında kurs programına katılmıştır.Nel 2014 ha inoltre frequentato il Royal College of Defense Studies (RCDS) a Londra.
NATO en çok bilinen kolektif savunma örgütüdür.La NATO è l'alleanza tra stati più conosciuta.
Airbus Defence and Space SAS, Airbus'ın havacılık ve savunmadan sorumlu bölümüdür.Il satellite è costruito da Airbus Defence and Space.
Daha sonra bir İlyuşin Il-2 avcılardan oluşan bir filo daha savunmaya katılmıştır.Secondo altri autori, invece, volava di scorta a degli Il-2.
New York savunma hattının önde gelen isimleri Justin Tuck, Jason Pierre-Paul and Osi Umenyiora oldu.La linea difensiva di New York è stata guidata dai defensive end Jason Pierre-Paul e Osi Umenyiora.
Tahkim Etmek – Bir bölgenin savunmasını arttırmak.Progettare la difesa,rappresentare il territorio.
Savunma Kuvvetleri'nin görevleri şunlardır.Ha compiti di difesa militare.
Cemilli köyü savunması sırasında ağır yaralandım.È stato ferito durante la strage di Palazzo d'Accursio.
Kanal Britanya için doğal bir savunma açkısı, anahtarıdır.La Manica è stata un'importantissima difesa naturale da attacchi nemici per la Gran Bretagna.
Sicilya savunması, bir satranç açılışıdır.La difesa slava è un'apertura degli scacchi .
Merkezde, ilerleyen Sovyet birlikleri Dinyeper savunma hattına ulaştı.Altre unità sovietiche raggiunsero l'anello di difesa più esterno.
Havaalanı savunması kısa sürede alt edildi.Il traffico aereo è stato brevemente sospeso nell'aeroporto.
Alman savunması hızla bölgeden çekildi.I tedeschi si allontanarono con rapidità dal paese.
Ama benim en iyi oynadığım yer savunmanın soludur.Il posto più strano dove ho fatto l'amore.
O sene NBA Yılın İkinci Savunma Beşine seçilmiştir.Il 2 giugno viene nominato nel secondo quintetto difensivo All-NBA.
Kişisel savunmanızı çeşitli zırh ve teçhizatlarla yapılır.È possibile equipaggiare il proprio personaggio con vari armamentari ed accessori.
Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi.Era usato per difesa.
Aşağıdaki kişiler, "Odessa'nın Savunmasına göre" Madalyasının alıcılarıydı.La medaglia veniva assegnata ai partecipanti alla difesa di Odessa.
Savaşın savunma evresinde bazı özelliklerden yoksundu.C'erano molte deficienze nell'organizzazione della difesa.
Mart 1968'de savunma bakanlığına atandı.Il 26 marzo 1968 il ministro della Difesa, On.
Derleme birlikler de kanat savunmalarına -kuzey ve güney- yerleştirildi.L'abitato stesso fu organizzato a difesa e furono inviate pattuglie verso nord e verso est.
Daha büyük köpeklere karşı kendisini savunmayı bilir.Ha la tendenza ad affrontare avversari più grandi di lui.
Helikopter Japonya Öz Savunma Kuvvetleri tarafından kullanılmaktadır.Oggi è impiegato dalle forze di autodifesa giapponesi.
Mart 1989 - Ocak 1993 tarihleri arasında George H. W. Bush hükümetinde Savunma Bakanlığı yaptı.Dal marzo del 1989 al gennaio del 1993 è segretario alla Difesa nell'amministrazione di George Bush padre.
Böylece savunmacılar, direnmeyi sürdürebildiler.I difensori resistettero ancora.
Her iki takımda her inning'de bir savunma ve bir hücum oyuncusu bulunur.Per ogni squadra deve essere presente una fromazione di difesa e una d'attacco.
1943 yılında Savaş Bakanlığı (günümüzde Savunma Bakanlığı) tarafından kuruldu.Nel 1964 il Department è diventato il Ministry of Defence (Ministero della Difesa ).
Savunmadaki kuvvet, Alman 7. SS Dağ Tümeni, "Prinz Eugen"dir.SS-Gebirgsdivision "Prinz Eugen" tedesca.
Rákosi'nin hükumetinde, Savunma Bakanı olarak Mihály Farkas da bulunmaktaydı.Da ricordare, tra gli altri, la presenza di Carlton Myers, in qualità di procuratore.
Bununla beraber Liman savunmasını arkadan vuran Japon kara güçlerince basıldılar.Comunque furono prese di sorpresa dalle truppe di terra giapponesi che aggirarono le difese del porto.
Savunmasız olduklarından genelde geceleri uçarlar ve ıssız bölgelerde ürerler.In genere appare di notte in luoghi vuoti o semivuoti.
Bazıları beslenme caydırıcısıdır ve savunma amaçlı kullanılır.Motivi possono avere effetti emotivi ed essere usati a scopo di propaganda.
Savunmada görev almaktaydı.Fu impiegato in funzione difensiva.
Ekim 2014 itibarıyla Senato Dışişleri ve Savunma Komisyonu Başkanıdır.Il 9 ottobre 2014 è eletto presidente della commissione Affari esteri, Difesa e Forze armate del Senato.