Arazilerini savunmak şimdi bir günah haline mi geldi?To defend their land has now become a sin?
Savunmanda ne söylemek zorundasın?What do you have to say in your defense?
O doğal savunma stili egzersizi yaptı.He practised the natural defence style.
Tom Mary'yi kendini savunmada öldürdü.Tom killed Mary in self-defense.
Tom çok savunmacıydı.Tom was very defensive.
Ateş, vücudun savunma mekanizmalarından biridir.Fever is one of the body's defence mechanisms.
O modern bir savunmayla satranç oyununu açtı.He opened the chess game with a modern defense.
Tom bir suç savunma avukatı olmak istiyordu.Tom wanted to be a criminal defense lawyer.
Tom benim savunmam için geldi.Tom came to my defense.
Tom neden bu kadar savunmacı oluyor?Why is Tom being so defensive?
Tom kendini savunmak için hiçbir girişimde bulunmadı.Tom made no attempt to defend himself.
En iyi savunma iyi bir saldırıdır.The best defense is a good offense.
Yüksek lisans tezinin savunması sadece önümüzdeki aya rastlıyor.The defense of the master thesis is just happening next month.
İngiltere güçlü savunmacılarından dolayı Dünya Kupası maçlarında her zaman iyi yapar.England always does well in the World Cup matches because of their strong defenders.
Mary savunmasız hissetti.Mary felt vulnerable.
Tom, mahkemede kendini savunma konusunda daha çok toydu.Tom was green behind the ears when it came to defending himself in court.
Bu ülkede, nüfusun çoğunluğu Sünni İslam'ı savunmaktadır.In this country, the majority of the population espouses Sunni Islam.
Bir savunma pazarlık söz konusu değildir.A plea bargain is out of the question.
Bizim kendimizi savunmaya hakkımız var.We have a right to defend ourselves.
Biz tamamen savunmasız olacağız.We'll be totally defenseless.
Tom'u savunmak için neden bu kadar hızlısın?Why are you so quick to defend Tom?
İnkar, en güçlü insan savunma mekanizmalarından biridir.Denial is one of the strongest human defence mechanisms.
Kendini savunmak zorundasın.You have to defend yourself.
Şu anda savunmasızsın.You're vulnerable right now.
Ben çaresizken, hiç kimse benim savunmam için gelmedi.When I was helpless, no one came to my defense.
Onu sana güvenmesi için, savunmasız görünmek zorundasın.For him to trust you, you have to appear vulnerable.
Tom kendini savunmaya çalışmadı bile.Tom didn't even try to defend himself.
Polis, Dan'in kendini savunmak için hareket ettiğini fark etti.The police realized that Dan acted in self-defence.
Dan kendini savunmak için hareket ettiğini iddia etti.Dan claimed that he acted in self-defence.
Kendimizi savunmaya çalıştık.We tried to defend ourselves.
Kendimi savunma duygum beni tamamen iyi uçaklardan atlamaktan alıkoyuyor.My sense of self preservation keeps me from jumping out of perfectly good airplanes.
Yasayı bilmemek bir savunma gerekçesi olarak kabul edilmez.Ignorance of the law is not accepted as a defence.
Savunma avukatı hemen itiraz etti.The defense attorney immediately objected.
Savunma avukatı doğru sorular sormadı.The defense lawyer didn't ask the right questions.
Tom itibarını savunmak zorunda kaldı.Tom had to defend his reputation.
Kendimi savunmak zorundayım.I have to defend myself.
Tom kendini savunmaya çalıştı.Tom tried to defend himself.
Ben savunmasız hissetmiyorum.I don't feel vulnerable.
Tom'u savunmayacağım.I'm not going to defend Tom.
Savunma avukatı onun beraatini güvenceye almak için Tom adına elinden geleni yaptı.The defence attorney did his best on behalf of Tom to secure his acquittal.
İnsanların kendilerini savunma hakları vardır.People have the right to defend themselves.
Mary kendini savunma dersi aldı.Mary took a self-defence class.
Savunmayı planlamak için görünüm acımasızdır.The outlook for planning the defense is grim.
Politik doğrulukları savunmaya korkmayan güçlü liderlere ihtiyacımız var.We need strong leaders who are not afraid to stand up to political correctness.
Polis, Dan'in kendini savunma sınırları içinde hareket ettiğini tespit etti.The police established that Dan acted within the bounds of self-defense.
Tom, Mary'yi kendini savunmak için vurduğunu iddia ediyor.Tom claims that he shot Mary in self-defense.
Tom polise Mary'yi kendini savunma amacıyla vurduğunu söyledi.Tom told the police that he shot Mary in self-defense.
Çocuklar özellikle savunmasızdır.Children are particularly vulnerable.
Savunma kefalet istedi.The defense has requested bail.
Tom onun burada savunmasız olduğunu biliyor.Tom knows he's vulnerable here.
Öfke bir savunma mekanizmasıdır.Anger is a defense mechanism.
Tom'u savunmaya çalışmıyorum.I'm not trying to defend Tom.
Savunmada daha iyi oynarım.I play better on defense.
Tom beni savunmaya çalıştı.Tom tried to defend me.
O savunma değil.That's no defense.
Beni toplantıda savunmadığın için seni asla affetmeyeceğim.I will never forgive you because you did not stick up for me at the meeting.
Bu ırkçı ve sömürgeci devleti savunmayın.Do not defend this racist and colonialist State.
Koşu benim tek savunmamdı.Running was my only defense.
Müdahale etmemi istemediğini biliyorum, fakat onu savunmam gerekiyor.I know you don't want me to interfere, but I have to defend her.
Fadil'i savunma.Don't defend Fadil.