Fadıl savunmasız kadınların nasıl bulunacağını biliyordu.Fadil knew how to spot vulnerable women.
Savunmasız hissettim.I felt vulnerable.
Fadıl'ın savunma ekibi sürpriz bir hamle yaptı.Fadil's defense team made a surprise move.
Leyla masum ve savunmasız bebekleri öldürdü.Layla killed innocent and defenseless babies.
Her şeyi savunan hiçbir şeyi savunmaz.He who defends everything defends nothing.
Saldırı en iyi savunmadır.Attack is the best defense.
Tom kendini savunma hakkına sahiptirTom has the right to defend himself.
Tom'un kendini savunma hakkı var.Tom has the right to defend himself.
Tom kendini savunma hakkına sahipti.Tom had the right to defend himself.
Tom'un kendini savunma hakkı vardı.Tom had the right to defend himself.
Tom'un kendini savunma şansı yoktu.Tom had no chance to defend himself.
Özgürlüklerimizi savunmalıyız.We must defend our liberties.
Bu pozisyon beni son derece savunmasız hissettiriyor.This position makes me feel extremely vulnerable.
Kaplumbağa güvercinleri, küresel yok oluşa karşı savunmasızdırlar.Turtle doves are vulnerable to global extinction.
Tom kendini savunmak için iyi bir avukat tuttu.Tom hired a good lawyer to defend him.
Leyla kendini savunmak için öldürdü.Layla killed in self-defense.
Leyla, Sami'yi savunmaya çalıştı.Layla tried to defend Sami.
Bir ceza savunma avukatı tutmanız gerekir.You need to hire an criminal defense lawyer.
Tom, Mary'yi savunmaya çalıştı.Tom tried to defend Mary.
Leyla'nın dingolara karşı tek savunması bir tabancaydı.Layla's only defense against the dingos was a handgun.
Neden onu savunmaya karar verdin?Why did you decide to defend him?
Ülkeyi savunmaya hazırız.If you do this, you're mistaken.
Tom kendisini savunmaya hazır olduğunu söyledi.Tom said he's ready to defend himself.
Kendimi savunmak için harekete geçtim.I acted in self-defense.
Tom, Mary'yi savunması için iyi bir avukat tuttu.Tom hired a good lawyer to defend Mary.
Tom savunma dersi aldı.Tom took a self-defense class.
Tom ve benim kendimizi savunma hakkımız var.Tom and I have the right to defend ourselves.
Tom ve ben kendimizi savunmaya çalıştık.Tom and I tried to defend ourselves.
Kendimizi savunmamız gerekiyor.We need to defend ourselves.
Tom savunmaya geçti.Tom got defensive.
Sami onu savunması için en iyi avukatları tuttu.Sami hired the best attorneys to protect him.
Sami iyi bir savunma takımı tuttu.Sami hired a good defense team.
Sami kendini savunmak için aşırı güç kullandı.Sami used excessive force to defend himself.
Tom bir savunma avukatıdır.Tom is a barrister.
Sami'nin savunması onun masumiyetini beyan etti.Sami's defense proclaimed his innocence.
Sami'nin savunma stratejisi işe yaradı.Sami's defense strategy worked.
Sami Bekir, Leyla'nın savunma avukatıdır.Sami Bakir is Layla's defense attorney.
Sami kendini savunmak istiyordu.Sami wanted to vindicate himself.
Tom kendini savunmayı öğrenmek istiyor.Tom wants to learn to defend himself.
Tom kendini savunmayı öğrenmek istedi.Tom wanted to learn to defend himself.
Sami'nin kendini nasıl savunması gerektiğini bilmesi gerek.Sami needs to know how to defend himself.
Sami'nin kendini nasıl savunması gerektiğini bilmesi lazım.Sami needs to know how to defend himself.
Kendinizi savunmayı öğrenmeniz gerekiyor.You need to learn to protect yourselves.
Kendini savunman gerekiyor.You need to defend yourself.
Bruce Lee bir savunma sanatları ustasıdır.Bruce Lee is a martial artist.
Son hava saldırımız düşmanın zaten can çekişen hava savunmasını tamamen imha etti.Our last air raid completely destroyed the enemy's already-crippled air defences.
Satrançta, atağın düzenli koordinasyonu ve savunma güçleri son derece önemlidir.In chess, harmonious coordination of attack and defense forces is of utmost importance.
Düşmanın savunma hatlarını yarmaya çalıştık.We attempted to break the enemy's lines of defense.
Elinde 280.000 asker vardı; Tüm ülkeyi savunmak için yeterli değildi.He had 280,000 men at his disposal; not enough to defend the entire country.
Büyüyünce, bir milyar Çinli vatandaşı savunmak istiyorum!" diye yanıtlamıştır.When I grow up, I want to defend my one billion Chinese countrymen!"
Fransız Savunma Bakanı Michèle Alliot-Marie, ilk önce Eylül 2003'te kuvveti önerdi.The French Defence Minister Michèle Alliot-Marie first proposed the force in September 2003.
ROSA Linux, Rusya Savunma Bakanlığı tarafından sertifikalanmıştır.ROSA Linux has been certified by the Russian Ministry of Defence.
Onun, İsrail gibi demokratik bir ülkeyi savunmayacağı tahmin edilebilir" dedi.It's predictable that he wouldn't defend a democratic country like Israel."
Bunlara ek olarak, antioksidanlar bu savunma mekanizmalarında önemli rol oynar.In addition, antioxidants play a key role in these defense mechanisms.
Genel olarak sağlıklı bireyler hayatları boyunca farklı türde savunmalar kullanır.Healthy persons normally use different defences throughout life.
Shada Nasser, Ali'yi savunmayı kabul etti.Shada Nasser agreed to defend Ali.
5 Mayıs 1951 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri ile bir savunma anlaşması imzalandı.On 5 May 1951, a defence agreement was signed with the United States.
Gözetim uçakları genellikle silah taşımazlar veya yalnızca sınırlı savunma silahları taşırlar.Surveillance aircraft usually carry no armament, or only limited defensive armament.
Bu mekanizmaları değerlendirmek için kullanılan bir kaynak da Savunma Biçimleri Testi'dir (DSQ-40).One resource used to evaluate these mechanisms is the Defense Style Questionnaire (DSQ-40).
1970'li yıllarda Direktörü Savunma Bakanına doğrudan bildiri vermekteydi.In the 1970s, the director reported directly to the Defence Minister.