savaşmak ile cümle
savaşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
2008'de Ross, düşmanıyla daha iyi savaşmak için Red Hulk'a dönüştü.In 2008, Ross was transformed into the Red Hulk to better combat his nemesis.
18.000 silah da savaşmak isteyen Kievlilere dağıtıldı.[3]18,000 guns were also distributed to residents of Kyiv who were willing to fight.[36]
Bu birlik, isyancı güçlerin en güçlüsüyle savaşmak için kullanıldı.This corps was used to fight the most powerful of the rebel forces.
Bucentaure ayrıca HMS Victory (arkasında) ve HMS Temeraire (resmin sol tarafı) ile savaşmaktadır.The Bucentaure also fights HMS Victory (behind her) and HMS Temeraire (left side of the picture).
Yahudileri toplamak ve Fransız Direnişi'ne karşı savaşmak için Milice'i kurdu.He established the Milice to round-up Jews and fight the French Resistance.
Babası, İspanya İç Savaşında faşistlere karşı savaşmak için 1936'da İspanya'ya gitti.In 1936 her father went to Spain, to fight against the fascists in the Spanish Civil War.
Jogging, obezite ile savaşmak ve sağlıklı kalmak için faydalıdır.Jogging is useful for fighting obesity and staying healthy.
Savaşmak beni yordu.Das Kämpfen hat mich ermüdet.
Bu hazırlıklara rağmen Aemilianus, iddiası için savaşmak üzere İtalya'ya yürümeye devam etti.Trotz dieser Maßnahmen marschierte Aemilianus nach Italien, um seinen Anspruch durchzusetzen.
Türkler oyunda vahşi köpeklere benzer, düşmanlarıyla savaşmak zorunda olduklarında kaçarlar.Der Türke ist wie der Hund, der den Wilden spielt, aber wenn er gegen den Feind zu kämpfen hat, davonläuft.
Alman ordusunun iki cephede birden savaşmak zorunda kalacağını düşündü.Von dem Zeitpunkt an mussten die Deutschen an zwei Fronten kämpfen.
Kazaklar özgürlükleri için Polonya ile savaşmaktadır.Schotten kämpfen für ihre Freiheit.
Ayrıca partizanlar sadece işgalcilerle değil onlara yardım eden işbirlikçilerine karşı da savaşmaktaydı.Außerdem kämpften dort nicht nur die Kontrahenten, sondern auch deren Begleiter mit.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.Folglich müssen sie alle bis zum Sonnenaufgang um ihr Leben kämpfen.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Das zweite große Ziel sei die Überwindung der weltweiten Energiearmut.
Ama sonuna kadar savaşmakta devam ettiler.Ich werde bis zuletzt um dich kämpfen!
Haksız yere savaşmak İslam dininde bir büyük günahtır.Dann erwartet ihn als Übeltäter auch im Hades, dem Totenreich, Schlimmes.
Savaşmak için askere ihtiyacınız vardır.Die Aufgabe des Soldaten ist es, zu kämpfen.
Ailenin Jason ile sürekli bir yana tartışması sonucu Jason ile savaşmak zorunda kalır.So kommt es, dass die Gruppe Jason fortwährend provoziert.
Ancak savaşmak ile karşı karşıya kalınınca gerçekler ortaya çıkıyordu.Es wäre verschwunden, wenn man die Fakten akzeptierte.
Buna rağmen konvoyun büyük kısmı yok olur ve askerler gecenin karanlığında savaşmak zorunda kalır.Währenddessen geht die Sonne unter, sodass die meisten Aufgaben bei Dunkelheit zu bewältigen sind.
Niye Arsa için savaşmak zorunda olduğumuzu düşünüyordum.Warum wir jetzt kämpfen müssen.
Bu sayede tek başınıza savaşmak zorunda kalmazsınız!Zu einem späteren Zeitpunkt würde es allein kämpfen müssen.
Burada savaşmak yasaktır.Tout combat y est interdit.
Müttefiklik Habsburg Hükümdarına karşı savaşmak için her iki hükümdar için de bir fırsattı.L'alliance est une occasion pour les deux souverains de lutter contre les puissants Habsbourg.
Savaşmak için askere ihtiyacınız vardır.Plus de soldats sont appelés au combat.
Oyun içerisindeki uluslar birbirleriyle savaşmaktadır.Dans chaque sous-groupe, les nations jouent les unes contre les autres.
Alman ordusunun iki cephede birden savaşmak zorunda kalacağını düşündü.L'armée française en Italie s'attend donc à combattre sur deux fronts.
Yoruluyor ama hayatla savaşmaktan vazgeçmiyor.Il dépérit et ne résista pas aux aléas de la vie.
Ama sonuna kadar savaşmakta devam ettiler.Il est bien décidé à continuer la lutte jusqu’au bout.
Niye Arsa için savaşmak zorunda olduğumuzu düşünüyordum.Pourquoi avoir joué l’as de trèfle ?
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Il milite en effet contre la pauvreté dans le monde.
Huearta üç cephede savaşmak zorundayken düşmanları sadece kendi önlerine odaklanmaktadır.On rapporte que seul en face de trois adversaires, il sut faire front partout.
Oyuncular NPC lerle savaşmak için klanlar oluşturabilir, ayrıca tek başına oynayıp seviye atlayabilir.Les joueurs peuvent former des clans de façon à lutter contre les NPCs ou les autres clans.
Oradan gideceklerken Kira onları karşılar, Rociel'in eline geçmiş ve onun tarafında savaşmaktadır.Voulant la défendre, Cielo se dresse devant eux et est aidé par Romeo.
Burada anlaşılır ki Angel'ın tek amacı karanlığın güçlerine karşı savaşmaktır.Spike est presque seul face aux forces des ténèbres.
Bu sayede tek başınıza savaşmak zorunda kalmazsınız!Il n'est donc pas toléré de travailler seul.
Yaşamak savaşmak demektir.Vivir significa luchar.
Buffy artık Lothos'la yalnızca Pike'ın yardımlarıyla savaşmak zorundadır.Buffy tiene que lidiar con el mal de Lothos, sólo Pike puede ayudarla.
Kazaklar özgürlükleri için Polonya ile savaşmaktadır.Al tiempo, los Países Bajos luchan por su libertad.
Bizans Deniz donanması Ege Denizi ve Akdeniz'de Araplar ve Normanlar ile savaşmak ile meşguldu.La Armada Bizantina se hallaba luchando con árabes y normandos en el mar Egeo y en el Mediterráneo.
Ancak savaşmak ile karşı karşıya kalınınca gerçekler ortaya çıkıyordu.Sólo al acudir a urgencias averiguaban la verdad.
Ama sonuna kadar savaşmakta devam ettiler.Vamos a seguir luchando hasta el final.
Burada savaşmak yasaktır.«Prohibido vivir aquí.
Savaşmaktan zevk alır.Le gusta divertirse peleando.
TANU'nun asıl amacı, Tanganika'nın bağımsızlığı için savaşmaktı.La meta principal del UPA era alcanzar la independencia de Ucrania.
Berk'te kalıp ejderhalarla savaşmaktadırlar.Falleció combatiendo en la Danza de los Dragones.
Ve Rick Negan'a karşı savaşmak ister.Rick intenta matar a Negan con su hacha.
Savaşmak için askere ihtiyacınız vardır.Los ejércitos se preparan para luchar.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.El Banco tiene como su principal objetivo la lucha contra la pobreza.
Metnin yazıldığı sırada ise İngiltere 1655 yılından beri devam eden savaşta İspanya ile savaşmaktadır.Los ingleses estaban en guerra contra España desde 1655.
Bu sayede tek başınıza savaşmak zorunda kalmazsınız!Pero no se enfrentará sola a su destino.
Bu sayede tek başınıza savaşmak zorunda kalmazsınız!Stavolta però non combatterà da solo.
İkinci sezonda, Devichils Lucifer'i başarmak isteyen üç şeytanla savaşmak zorundadır.Nella seconda stagione, i Devichil devono vedersela con tre diavoli che vogliono succedere a Lucifero.
Aynı zamanda 15,000 - 20,000 arası Mısır askeri de Yemen'de savaşmaktaydı.Si stima che 20-25.000 volontari hanno combattuto in Europa orientale.
Ama sonuna kadar savaşmakta devam ettiler.Rimangono in battaglia combattendo fino alla fine.
Alman ordusunun iki cephede birden savaşmak zorunda kalacağını düşündü.L'armata francese in Italia si trovò dunque a combattere su due fronti.
Onlar daha sonra 2 Mayıs 1998'de Hogwarts Savaşı'nda savaşmak için İhtiyaç Odası'na giderler.Muore durante la Seconda Battaglia di Hogwarts, il 2 maggio 1998.
Ve Rick Negan'a karşı savaşmak ister.Rick gli chiede di curare Negan.
Bazı yerel kumandanlar savaşmak yerine taraf değiştirmişlerdir.Molti comandanti talebani decisero di cambiare fazione piuttosto che morire.