İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Planer att bekämpa fattigdom i Uganda motarbetas om vi inte löser klimatkrisen.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Plannen om armoede te bestrijden in Oeganda zijn betwistbaar als we de klimaatcrisis niet oplossen.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Planurile de lupta impotriva saraciei in Uganda sunt fara sens daca nu rezolvam criza climatica.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Plány na boj s chudobou v Ugandě budou diskutabilní, jestliže nevyřešíme klimatickou krizi.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Plany walki z biedą w Ugandzie są wątpliwe jeśli nie rozwiążemy kryzysu klimatycznego.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Upaya memerangi kemiskinan di Uganda akan dikritisi, bila kita tidak menyelesaikan krisis iklim.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Τα σχέδια για την καταπολέμηση της φτώχειας στην Ουγκάντα θα ανακινηθούν αν δεν επιλυθεί η κρίση του κλίματος.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Плани по боротьбі з бідністю в Уганді виявляться під питанням, якщо ми не подолаємо кліматичну кризу.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Плановете за борба с бедността в Уганда са под въпрос, ако не решим кризата с климата.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Планы по борьбе с бедностью в Уганде окажутся под вопросом, если мы не преодолеем климатический кризис.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.התכניות למלחמה בעוני באוגנדה ייתקלו בהתנגדות אם לא נפתור את משבר האקלים.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.فخطط القضاء على الفقر في أوغندا تعتبر جدلية إذا لم نحل قضية المناخ
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.ウガンダにおける貧困を解決する計画は意味を持たないのです ただ、貧しい国ではその対処法次第で非常に大きな
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.A gdy wyszedł rok, obliczył Benadad Syryjczyki, a ciągnął ku Afeku na wojnę przeciw Izraelitom.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.Als nun das Jahr um war, ordnete Benhadad die Syrer und zog herauf gen Aphek, wider Israel zu streiten.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.Året efter mønstret Benhadad syrerne og drog frem til Afek for å stride mot Israel.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.A stalo sa po roku, že spočítal Ben-hadad Sýrov, a odišiel hore do Afeka do boja s Izraelom.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.Följande år mönstrade Ben-Hadad araméerna och drog så upp till Afek för att strida mot Israel.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.În anul următor Ben-Hadad a numărat pe Sirieni, şi s'a suit la Afec să lupte împotriva lui Israel.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.In ko je minilo leto, prešteje Ben-hadad Sirce in gre gori proti Afeku, da se bojuje zoper Izraela.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.I stalo se po roce, že sečtl Benadad Syrské a vytáhl do Afeku, aby bojoval proti Izraelovi.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.해가 돌아오매 벤하닷이 아람 사람을 점고하고 아벡으로 올라와서 이스라엘과 싸우려 하매
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.L`année suivante, Ben Hadad passa les Syriens en revue, et monta vers Aphek pour combattre Israël.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.L'anno dopo, Ben-Hadàd ispezionò gli Aramei, quindi andò ad Afek per attaccare gli Israeliti
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.Næste År mønstrede Benha dad Aramæeme og drog op til Atek for at kæmpe med Israel.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.Năm tới , Bên-Ha-đát điểm soát dân Sy-ri , và đi đến A-phéc đặng giao_chiến cùng Y-sơ-ra-ên .
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.Năm tới, Bên-Ha-đát điểm soát dân Sy-ri, và đi đến A-phéc đặng giao chiến cùng Y-sơ-ra-ên.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.Pada musim semi berikutnya ia mengerahkan tentaranya dan bergerak ke kota Afek untuk menyerang orang Israel
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.Passado um ano, Bene-Hadade arregimentou os sírios, e subiu a Afeque, para pelejar contra Israel.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.Vuoden vaihteessa Benhadad katsasti aramilaiset ja lähti Afekiin taistelemaan Israelia vastaan.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.По прошествии года Венадад собрал Сириян и выступил к Афеку, чтобы сразиться с Израилем.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.Тогава, след като се измина една година, Венадад събра сирийците и възлезе в Афек, за да се бие с Израиля.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.ויהי לתשובת השנה ויפקד בן הדד את ארם ויעל אפקה למלחמה עם ישראל׃
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.وعند تمام السنة عدّ بنهدد الاراميين وصعد الى افيق ليحارب اسرائيل.
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.次 年 便 哈 達 果 然 點 齊 亞 蘭 人 、 上 亞 弗 去 、 要 與 以 色 列 人 打 仗
İlkbaharda Aramlıları toplayıp İsraillilerle savaşmak üzere Afek Kentine gitti.次年 便 哈 達 果然 點齊亞 蘭人 、 上亞 弗去 、 要與 以色列人 打仗
İnandığınız şey için savaşmalısınız.Bạn phải đấu tranh cho điều bạn tin tưởng.
İnandığınız şey için savaşmalısınız.Harcolnod kell azért, amiben hiszel.
İnandığınız şey için savaşmalısınız. Her zaman istediğiniz şeyi kazanamazsınız.자신이 믿는 것을 위해 싸워야 합니다. 언제나 이길 순 없지요
İnandığınız şey için savaşmalısınız. Her zaman istediğiniz şeyi kazanamazsınız.Trzeba walczyć o swoje.
İnandığınız şey için savaşmalısınız. Her zaman istediğiniz şeyi kazanamazsınız.צריך להילחם על מה שמאמינים בו. לא תמיד מנצחים
İnandığınız şey için savaşmalısınız. Her zaman istediğiniz şeyi kazanamazsınız.يجب ان تقاتل من أجل ما تؤمن به, لن تكسب دائما
İnandığınız şey için savaşmalısınız. Her zaman istediğiniz şeyi kazanamazsınız.全てが得られるわけではありません しかし舵取りはできます
İnandığınız şey için savaşmalısınız.Man muss für die Sachen an die man glaubt kämpfen.
İnandığınız şey için savaşmalısınız.Temos de lutar por aquilo em que acreditamos.
İnandığınız şey için savaşmalısınız.Trebuie să lupţi pentru ceea ce crezi.
İnandığınız şey için savaşmalısınız.Tu devi lottare per quello in cui credi.
İnandığınız şey için savaşmalısınız.Uno tiene que luchar por lo que cree.
İnandığınız şey için savaşmalısınız.Vous devez vous battre pour ce en quoi vous croyez.
İnandığınız şey için savaşmalısınız.Трябва да се бориш за онова, в което вярваш.
İsraillilerle savaşmak üzere öbür kentlerden akın akın Givaya geldiler.Ampak sinovi Benjaminovi se zbero iz svojih mest pri Gibei, da bi šli v boj zoper sinove Izraelove.
İsraillilerle savaşmak üzere öbür kentlerden akın akın Givaya geldiler.Beniamiţii au ieşit din cetăţile lor, şi s'au strîns la Ghibea, ca să lupte împotriva copiilor lui Israel.
İsraillilerle savaşmak üzere öbür kentlerden akın akın Givaya geldiler.bèn ra khỏi thành họ , và nhóm hiệp tại Ghi-bê - a đặng giao_chiến cùng_dân Y-sơ-ra-ên .
İsraillilerle savaşmak üzere öbür kentlerden akın akın Givaya geldiler.bèn ra khỏi thành họ, và nhóm hiệp tại Ghi-bê-a đặng giao chiến cùng dân Y-sơ-ra-ên.
İsraillilerle savaşmak üzere öbür kentlerden akın akın Givaya geldiler.Hanem egybegyûltek a Benjámin fiai a városokból Gibeába, hogy kimenjenek harczolni az Izráel fiaival.
İsraillilerle savaşmak üzere öbür kentlerden akın akın Givaya geldiler.I figli di Beniamino uscirono dalle loro città e si radunarono a Gàbaa per combattere contro gli Israeliti
İsraillilerle savaşmak üzere öbür kentlerden akın akın Givaya geldiler.도리어 각 성읍에서 기브아에 모이고 나가서 이스라엘 자손과 싸우고자 하니
İsraillilerle savaşmak üzere öbür kentlerden akın akın Givaya geldiler.Les Benjamites sortirent de leurs villes, et s`assemblèrent à Guibea, pour combattre les enfants d`Israël.
İsraillilerle savaşmak üzere öbür kentlerden akın akın Givaya geldiler.lež synovia Benjaminovi sa shromaždili z miest do Gibee, aby vyšli do boja proti synom Izraelovým.
İsraillilerle savaşmak üzere öbür kentlerden akın akın Givaya geldiler.Niin benjaminilaiset kokoontuivat kaupungeistaan Gibeaan lähteäksensä sotaan israelilaisia vastaan.