Geçen gece um olanları gördüm ... eğer farklı olacak onlar belki tekrar savaşmak um ...Мы видели, что случилось другой мкм ночь ... это то, что будет по-другому, если они драться, возможно, хм ...
Geçen gece um olanları gördüm ... eğer farklı olacak onlar belki tekrar savaşmak um ...رأينا ما حدث في أم يلة أخرى ... والتي ستكون مختلفة إذا إنهم يقاتلون مرة أخرى ربما أم ...
Geçen gece um olanları gördüm ... eğer farklı olacak onlar belki tekrar savaşmak um ...私は彼らが私ので、問題を取得する問題が何を解決するのはなぜ知らない 彼は必然的に伴うが、それであればしていなかった場合、当社のグローバルを知らない
Gerekse etik ve sanatsal olarak bu çıkarımlarla savaşmaktayız... ve bu bizim son bölümüz:C'est notre dernier acte,
Gerekse etik ve sanatsal olarak bu çıkarımlarla savaşmaktayız... ve bu bizim son bölümüz:Điều này sẽ trở lại với chúng ta trong tập cuối cùng,
Gerekse etik ve sanatsal olarak bu çıkarımlarla savaşmaktayız... ve bu bizim son bölümüz:윤리, 그리고 예술의 영역에서 이러한 영향을 고민해야 할 자리에 놓이게 되었습니다. 그리고 이 문제가 우리의 마지막 에피소드의 주제가 될 것입니다.
Gerekse etik ve sanatsal olarak bu çıkarımlarla savaşmaktayız... ve bu bizim son bölümüz:O tym jednak w kolejnej, ostatniej już części.
Gerekse etik ve sanatsal olarak bu çıkarımlarla savaşmaktayız... ve bu bizim son bölümüz:מוסרית ואמנותית בשביל להתמודד על ההשלכות האלה וזה הפרק האחרון שלנו
Gerek yasal olarak, Gerekse etik ve sanatsal olarak bu çıkarımlarla savaşmaktayız... ve bu bizim son bölümüz:Ne luptăm legal etic şi artistic să tratăm aceste implicaţii şi acesta este episodul final partea a 4-a
Gerek yasal olarak, Gerekse etik ve sanatsal olarak bu çıkarımlarla savaşmaktayız... ve bu bizim son bölümüz:悩むわけだが
Hayvani içgüdülerimiz, o şeyle savaşmayın diyor.I nostri istinti animali ci dicono di non batterci contro quella cosa.
Hayvani içgüdülerimiz, o şeyle savaşmayın diyor.Instinkten säger att vi inte ska slåss med den där.
Hayvani içgüdülerimiz, o şeyle savaşmayın diyor.Mit instinkt siger mig, at vi ikke skal slås med den der.
Hayvani içgüdülerimiz, o şeyle savaşmayın diyor.Nasze zwierzęce instynkty mówią, żeby z tym czymś nie walczyć.
Hayvani içgüdülerimiz, o şeyle savaşmayın diyor.Nuestro instinto animal nos dice que no luchemos contra esto.
Hayvani içgüdülerimiz, o şeyle savaşmayın diyor.Os nossos instintos animais dizem-nos para não lutar com aquela coisa.
Hayvani içgüdülerimiz, o şeyle savaşmayın diyor.Vaistomme kieltävät taistelemasta tuota vastaan.
Hayvani içgüdülerimiz, o şeyle savaşmayın diyor.Τα ζωώδη ένστικτά μας λένε να μην παλέψουμε με αυτό.
Hayvani içgüdülerimiz, o şeyle savaşmayın diyor.Наши инстинкты велят нам не бороться с этим существом.
Hep savaşmak... ultra zahmetli...At kæmpe fuldt ud er et ultra-hårdt arbejde ...
Hep savaşmak... ultra zahmetli...Att kämpa för fullt... är en ultra-möda...
Hep savaşmak... ultra zahmetli...Battersi all'ultimo sangue... è un'incredibile seccatura.
Hep savaşmak... ultra zahmetli...Ciągła walka... to większa udręka...
Hep savaşmak... ultra zahmetli...Luchar con todas tus fuerzas... es superpesado...
Hep savaşmak... ultra zahmetli...Lutar ao máximo... é uma grande maçada...
Hep savaşmak... ultra zahmetli...Taisteleminen on iso harmi...
Hep savaşmak... ultra zahmetli...Η εξόντωση είναι πιο μεγάλη ενόχληση!
Hep savaşmak... ultra zahmetli...А бороться изо всех сил... досаднее всего...
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.A spikli sa všetci dovedna, že prijdú bojovať proti Jeruzalemu a že v ňom spôsobia zmätok.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.bèn tập lập nhau hết thảy đặng đến hãm đánh Giê-ru-sa-lem và làm cho nó bị rối loạn.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.bèn tập lập nhau hết_thảy đặng đến hãm đánh Giê-ru-sa-lem và làm cho nó bị rối_loạn .
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.Conspiraron todos juntos para venir a combatir contra Jerusalén y causarle daño
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.e coligaram-se todos, para virem guerrear contra Jerusalém e fazer confusão
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.Ils se liguèrent tous ensemble pour venir attaquer Jérusalem et lui causer du dommage.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.In vsi se vkup zarote, da pojdejo bojevat se zoper Jeruzalem in delat zmešnjavo v njem.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.다 함께 꾀하기를 예루살렘으로 가서 쳐서 요란하게 하자 하기로
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.Mereka bersepakat hendak menyerang Yerusalem untuk menimbulkan kekacauan
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.Och de sammansvuro sig allasammans att gå åstad och angripa Jerusalem och störa folket i deras arbete.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.Og de sammensvor sig alle om å komme og stride mot Jerusalem og hindre folket i dets arbeid.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.og de sammensvor sig alle om at drage hen og angribe Jerusalem og fremkalde Forvirring der.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.összeesküvének mindnyájan egyenlõ akarattal, hogy eljõnek Jeruzsálemet megostromolni és [népét] megrémíteni.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.Protož spuntovali se všickni společně, aby táhli k boji proti Jeruzalému a aby jemu překážku učinili.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.S'au unit toţi împreună ca să vină împotriva Ierusalimului, şi să -i facă stricăciuni.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.και συνωμοσαν παντες ομου να ελθωσι να πολεμησωσιν εναντιον της Ιερουσαλημ, και να καμωσιν εις αυτην βλαβην.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.и всичките заедно се сговориха да дойдат и да воюват против Ерусалим и да му напакостят.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.И сговорились все вместе пойти войною на Иерусалим и разрушить его.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.ויקשרו כלם יחדו לבוא להלחם בירושלם ולעשות לו תועה׃
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.وتآمروا جميعهم معا ان ياتوا ويحاربوا اورشليم ويعملوا بها ضررا.
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.大 家 同 謀 要 來 攻 擊 耶 路 撒 冷 、 使 城 內 擾 亂
Hepsi bir araya gelerek Yeruşalime karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.大家 同謀 要 來攻擊 耶路撒冷 、 使 城內擾亂
İklim değişimiyle savaşmak Avrupa Birliği için temel bir çevresel önceliktir.A luta contra as alterações climáticas constitui uma prioridade ambiental para a União Europeia.
İklim değişimiyle savaşmak Avrupa Birliği için temel bir çevresel önceliktir.Vuonna 2001 maan tilanne on kehittymässä kohti tavoitetta
İklim değişimiyle savaşmak Avrupa Birliği için temel bir çevresel önceliktir.Vystavenie mestského obyvateľstva: geografické variácie
İklim değişimiyle savaşmak Avrupa Birliği için temel bir çevresel önceliktir.Борбата срещу промяната на климата е ключов екологичен приоритет на Европейския съюз.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.I progetti contro la povertà in Uganda sono insignificanti se non risolviamo la crisi climatica.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.우간다에서 가난과 싸우는 계획은 우리가 기후 위기를 해결하지 않는다면 의미가 없어집니다.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Los proyectos para combatir la pobreza en Uganda son discutibles si no solucionamos la crisis climática.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Načrti za boj z revšino v Ugandi so sporni, če ne rešimo klimatske krize.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Os planos para lutar contra a pobreza no Uganda são improváveis se nós não solucionarmos a crise climática.
İklim krizini halletmezsek eğer, Uganda'da yoksulluğa karşı savaşma planları çözülmeden kalacak.Pläne, die Armut in Uganda zu bekämpfen, sind unbedeutend, wenn wir die Klimakrise nicht bewältigen.