Ana içeriğe geç
Sözlük

savaşma ile cümle

savaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Savunanlara bir evi terketmeleri halinde diğerinde savaşma olanağı verir.Jakmile je dobyt bojuje se o jiný.
Kral savaşmak ya da geri çekilmek arasında bir tercih yapmak durumunda kalır.Když mu dá král vybrat mezi popravou a vyhnanstvím.
Savaşmaktan zevk alır.Těší vás bojovat.
Theseus, canavarla savaşmaya gönüllü olur.Héraklés se hned vypravil do boje s obludou.
Savaşma yeteneğine sahip bir halktır.I slepý byl ale schopen boje.
Dokuz yeraltı zindanının girişini bulana kadar Link çeşitli yaratıklarla savaşmak zorundadır.Na prostranství před vchodem do muzea bylo instalováno šest bronzových soch představujících různé světadíly.
Ama sonuna kadar savaşmakta devam ettiler.Přesto se probojovala až do finále.
Yaptığı konuşma sonunda Gunganlar Naboo için savaşmaya ikna olmuştur.Na konci první epizody Gunray vede útok na Naboo, ve kterém se proti němu postaví Gungani.
Bir şövalyenin tek özelliği savaşması değildi.Takový útěk je pro rytíře nepřípustný.
Berk'te kalıp ejderhalarla savaşmaktadırlar.Jsou pokryté motivy révy a boje s draky.
Ancak o kalıp savaşmayı tercih etmiş, hiçbir zaman kaçmayı düşünmemiştir.Fred se jako jediný rozhodl nebojovat a raději utéct.
Piyadeler karşısında başarılı olsa da Amerikan M3 Stuart gibi diğer tanklarla savaşmak için tasarlanmamıştı.Tank byl však, stejně jako M3 Stuart účinný jenom proti pěchotě.
O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?” demişti.El le spuse: „Oare puteți, dacă v-a fost scris să luptați, să nu luptați?”
Rus ordularının komutanı Barclay, Bagration'un ısrarına rağmen savaşmayı reddetti.Barclay, comandatul suprem rus, a refuzat să lupte, în ciuda cererilor lui Bagration.
1645 yılında Parlamento iç savaşta sonuna kadar savaşma kararı alır.În 1645, parlamentul și-a reafirmat hotărârea de a lupta în război până la capăt.
Ben , Gwen ve Kevin' birlikte yepyeni düşmanlarla savaşmaya başlar.Pe parcursul seriei, Ben, Gwen și Kevin izgonesc hibrizii, se luptă cu inamici vechi și noi.
Vücut, özellikle dang virüsü ile savaşması için 5-7 gün sonra antikor üretir.Organismul produce anticorpii specifici virusului denga după 5-7 zile.
Kazaklar özgürlükleri için Polonya ile savaşmaktadır.Macedonenii se luptă Pentru justiția sa!
Savaşmak için askere ihtiyacınız vardır.După aceea soldații intră în luptă.
Aynı zamanda rakiplerinizle savaşmanızda gerekmekte.El trebuie, de asemenea, să lupte împotriva rivalului său.
Yarasına rağmen savaşmaya devam ediyor.Deși rănită, îl ucide până la urmă.
Bu sayede tek başınıza savaşmak zorunda kalmazsınız!Trebuie să renunți să te mai minți singur.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Juraseră să reziste ca un zid pentru a apăra ultima părticică de pământ românesc care era încă al nostru”.
TANU'nun asıl amacı, Tanganika'nın bağımsızlığı için savaşmaktı.A TANU fő célja Tanganyika nemzeti szuverenitásának kivívása volt.
Ama sonuna kadar savaşmakta devam ettiler.Nem. Ő harcolni fog a végsőkig.
Dokuz yeraltı zindanının girişini bulana kadar Link çeşitli yaratıklarla savaşmak zorundadır.Link fejlődése során harcolnia kel lényekkel, és meg kel találnia a 9 dungeon bejáratát.
Vücut, özellikle dang virüsü ile savaşması için 5-7 gün sonra antikor üretir.A szervezet jellemzően 5–7 nappal a fertőzés után állítja elő a dengue-vírus elleni speciális antitesteket.
Oyuncular, diğer Pokémonlar ile savaşması için yakaladıkları yaratıkların özel güçlerini kullanmaktalar.A játékos arra használja pokémonjait, hogy más pokémonokkal mérkőztesse meg őket.
Theseus, canavarla savaşmaya gönüllü olur.Anténor megígéri, hogy ő megküzd a szörnyeteggel.
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.Ezeknek az embereknek a szó szoros értelmében a mindennapi létükért kellett nap mint nap megküzdeniük.
Bu sayede tek başınıza savaşmak zorunda kalmazsınız!Azt remélte, hogy ebben a küzdelmében nem lesz egyedül.
Filmde 300 Spartalı asker çok kalabalık bir Pers ordusuyla savaşmaktadır.A filmben 300 spártai szembeszáll a szinte végtelennek tűnő perzsa hadsereggel.
Kendiside savaşmak için cepheye gitti.A legelődombon készültek a harcra.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Egy alkalommal arra is megesküdött, hogy addig nem nyugszik, amíg kezeit nem borítja Hágár vére.
Kimileri kaçmayı kimileri ise kalıp savaşmayı düşünmektedir.Aki úgy érzi, hogy tovább akar harcolni, az maradjon és harcoljon.
Herman, Bart'ın Nelson ile savaşması ve bir savaş planı hazırlaması gerektiğini söyler.Herman háborút kezd Nelsonnal, és kiképzi Bartot egy megsemmisítő támadás végrehajtására.
Savaşmamalarını istediler.Kénytelenek voltak harcolni.
İtalya Cephesi'nde Almanlara ve İtalyanlara karşı savaşmaktadır.A továbbiakban Tunéziában harcolt az olaszok és a németek ellen.
Yarasına rağmen savaşmaya devam ediyor.Habár a harcokban súlyosan megsebesült, a harcot tovább vezette.
Fakat Cade savaşmaya devam etti.Ennek ellenére Amádé folytatta a harcot.
Final bölümünde karşımıza yine çıkar.Bu sefer yıllarca uğruna çalıştığı şirkete karşı savaşmaktadır.A Parlament ezután újra szavaz, ezúttal a Bizottság egészéről.
Engerek oldukları için zaten fazla hareketli değildirler ve kaçmak yerine savaşmayı tercih ederler.Az emberrel szemben igen gyáván viselkednek, inkább menekülnek, mint védekeznek.
Zira bu bey Sırbistan tarafında savaşmayı sürdürmüştür.Hunfalvy e vitában az ugor oldal mellett foglalt állást.
Sauron bu güçün karşısında savaşmaktan kaçındı ve Kral'ın karşısında boyun eğdi.István legyőzte ellenfeleit, és biztosította hatalmát az ország felett.
Pompeius korsanlara karşı savaşması için özel bir donanma çalışma koluna komutan atandı.Pompeius komoly sikereket ér el a kalózokkal szemben.
Burada savaşmak yasaktır.Ezen a területen tilos az útról letérni.
Müttefiklik Habsburg Hükümdarına karşı savaşmak için her iki hükümdar için de bir fırsattı.Mindkét ország hadat üzent a Habsburg Birodalomnak.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.Yhdessä neuvostoliittolaisten joukkojen ylipäällikön kanssa määrään teidät lopettamaan taistelun heti.
Uzun süreler cephede savaşmaz, 1915'te Ruslar tarafından esir alınır.Kovin kauan hän ei joutunut olemaan rintamalla, sillä joutui venäläisten sotavangiksi vuonna 1915.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Ensimmäisen tavoitteena on poistaa köyhyys maailmasta sen kaikissa muodoissa.
Théoden, Saruman ile savaşmaya karar verdi.Théoden päätti ryhtyä sotaan Sarumania vastaan.
Ve atlı İskoçlar savaşmadan kaçtılar.Espanjan intiaaniliittolaiset pakenivat osallistumatta taisteluun.
Alman ordusunun iki cephede birden savaşmak zorunda kalacağını düşündü.Saksa pelkäsi joutuvansa kahden rintaman sotaan.
Ama sonuna kadar savaşmakta devam ettiler.Puolustajat jatkoivat taisteluaan viimeiseen asti.
Yarasına rağmen savaşmaya devam ediyor.Vammoistaan huolimatta hän pystyi jatkamaan nyrkkeilyä.
(1921) Hayat demek savaşma, çarpışma demektir.Elämä on taistelu, suostu siihen.
Oyunda dört ülkenin askerleri birbiriyle savaşmaktadır.Pelissä neljähenkiset matojoukkueet sotivat toisiaan vastaan.
Ancak savaşmak ile karşı karşıya kalınınca gerçekler ortaya çıkıyordu.Sotatoimien alkaessa totuus oli jo selvinnyt.
2004 yılında Norveç'te, insan hakları için savaşmasından dolayı Thorolf-Rafto-Ödülü'nü almıştır.Vuonna 2004 hän sai Thorolf Rafton muistopalkinnon, joka annetaan ihmisoikeustyöstä.
Zira bu bey Sırbistan tarafında savaşmayı sürdürmüştür.Eumenes seurasi Aleksanteria tämän sotaretkellä Persiaa vastaan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod