Ana içeriğe geç
Sözlük

sav ile cümle

sav kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
II. Dünya Savaşında bir sürü insan öldürüldü.A lot of people were killed in World War II.
Savaşta birçok insan öldürüldü.A lot of people were killed in the war.
Büyük siyah bir Amerikan savaş gemisiydi.It was a big black American warship.
Savunma programı için görünüm iç karartıcıdır.The outlook for the defense program is dismal.
Tüccar, savaş sonrası döneminde muazzam servet biriktirdi.The merchant accumulated tremendous fortune during the postwar era.
Savaş tutuklusu kendini büyük bir onurla taşıdı.The prisoner of war bore himself with great dignity.
Askerler kahramanca savaştılar fakat sonunda teslim olmak zorunda kaldılar.The soldiers fought valiantly, but finally they had to give in.
Belge kayıtları savaşın 1700 yılında patlak verdiğini yazıyor.The document records that the war broke out in 1700.
Rüzgâr balonu bir yerlere savurdu.The balloon was carried away somewhere by the wind.
Emlakçı, Ginza'daki harcamalarında savurgandı.The real estate broker was lavish in his spending in Ginza.
İki ülke arasında bir savaş patlak verdi.A war broke out between the two countries.
Kasaba savaş sırasında tahrip edildi.The town was destroyed during the war.
Bölgedeki savaştan dolayı petrol arzı geçici olarak kesildi.Because of fighting in the region, the oil supply was temporarily cut off.
Adam kendini savunmak için yalvardı.The man pleaded self-defence.
Biz fırtınalı denizde teknenin savrulduğunu gördük.We saw the boat tossing on the stormy sea.
Savaşta çok sayıda asker yaralandı.Many soldiers were wounded in the battle.
Birçok insan o savaş sırasında açlıktan öldü.A lot of people starved during that war.
Savaş Japonların nükleer silahlara bakış şeklini değiştirdi.The war affected the way the Japanese view nuclear weapons.
Çok canlar pahasına savaş sona erdi.The war was over at the price of many lives.
Savaş, pek çok kurban ile sona erdi.The war ended with many victims.
Savaş tesadüfen patlak vermedi.The war didn't break out by accident.
Savaş yanlış bir politikadan sonuçlandı.The war resulted from a mistaken policy.
Savaş 45 yıl önce gerçekleşti.The war took place 45 years ago.
Savaş iki yıl sürdü.The war lasted two years.
Savaş iki sene sürdü.The war lasted two years.
1954 yılında savaş sona erdi.The war ended in 1954.
Savaşın felaketi unutulmamalı.The tragedy of war must not be forgotten.
Savaş onları mutluluktan yoksun bıraktı.The war deprived them of their happiness.
Savaşın bir sonucu olarak, birçok kişi öldü.As a result of the war, many people died.
Birçok kişi savaşta öldürüldü.Many people were killed in the war.
Savaşın bir sonucu olarak, çok sayıda mağdur kaldı.As a result of the war, a great number of victims remained.
Savaşta pek çok insan genç yaşta öldü.In the war, many people died young.
O, Japonya'yı değiştiren savaştı.It was the war which has changed Japan.
Savaşçı hem gücünün hem de zayıflığının bilincindedir.The warrior is conscious of both his strength and his weakness.
Bu savaş, bir yaşam ya da ölüm mücadelesi gibi görünüyordu.That fight seemed like a life-or-death struggle.
Ülke komşusu karşı savaş ilan etti.The country declared war against its neighbor.
Uzun savaştan ülke harap edildi.The country had been devastated by long war.
O ülke II.Dünya Savaşı boyunca tarafsız kaldı.That country remained neutral throughout World War II.
Ülke sadece savaştan sonra olduğundan çok farklı.The country is very different from what it was just after the war.
Ordu savaş sırasında bir dizi görkemli eylemlerde yer aldı.The army was involved in a number of brilliant actions during the battle.
Şirket savaştan hemen sonra başlayan bir grup girişimci tarafından alındı.The company is owned by a group of entrepreneurs who started it right after the war.
Kralın ölümü bir savaşa yol açtı.The death of the king brought about a war.
Muhabir savaş hakkında ilk elden öğrendi.The reporter learned about war first hand.
Bütün uygar ülkeler savaşa karşıdır.All civilized countries are against war.
Böyle bir savurganlık beni aşar.Such extravagance is beyond my reach.
Columbus dünyanın yuvarlak olduğunu savundu.Columbus argued that the earth was round.
Bu muhtemelen savaş demek.This probably means war.
Bu kitap, İç Savaş sırasında Amerika'daki yaşamın iyi bir resmini verir.This book gives a good picture of life in America during the Civil War.
Bu kitap sadece İkinci Dünya Savaşına kadar uzanır.This book only goes down to World War II.
Bu savaş Napolyon'u Avrupa'nin efendisi bıraktı.This battle left Napoleon master of Europe.
Dünyanın savaştan özgür olacağı bir zamanı düşünebiliyor musun?Can you imagine a time when the world is free of war?
Bu bilgi savunma için önemsizdir.This data is immaterial to the argument.
Bu, Hastings savaşının gerçekleştiği yer.This is the place where the battle of Hastings took place.
Bu, savaşın olduğu yerdir.This is the place where the battle took place.
Yaralı olmalarına rağmen, onlar savaşmaya devam ettiler.Though wounded, they continued to fight.
Gerhard Schröder, II. Dünya Savaşı boyunca yaşamayan ilk şansölyedir.Gerhard Schroeder is the first German chancellor not to have lived through World War II.
Bir nükleer savaş patlak verseydi insanlık yok olurdu.If a nuclear war were to break out, mankind would perish.
Bay Williams'ın Vietnam Savaşı'nda savaştığını bilmiyordum.I didn't know that Mr. Williams fought in the Vietnam War.
Kızılderililer yaylarla ve oklarla savaştılar.The Indians fought with bows and arrows.
İran ABD'ye karşı savaş ilan etti.Iran proclaimed war against the US.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod