Başka bir düşünce ise kulübü onu satmak istiyordu.Karena alasan itu, sekurang-kurangnya sebuah kelompok berencana untuk membunuhnya.
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS juga memantau dan menjual database ini, yang dikenal sebagai CAS registri.
Mallarını satmak zorunda kaldı.Mereka bebas menjual barang-barang mereka.
Bu firmalar Raspberry Pi bilgisayarını Internet üzerinde satmaktadırlar.Các công ty này bán Raspberry Pi trực tuyến.
14 Ocak günü, Girls 'Generation Tayland konser bileti satmak için en hızlı rekoru kırdı.Ngày 14 tháng 2 năm 2012, Girls’ Generation phá kỷ lục buổi diễn bán sạch vé nhanh nhất tại Thái Lan.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.Mục đích của website này là bán tất cả các pixel, và tạo ra tổng thu nhập là 1 triệu dollar.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.Công ty của Washington được bán lại cho American Home Products vào năm 1943, không lâu trước khi ông mất.
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS cũng duy trì và bán cơ sở dữ liệu về các hóa chất này, được biết đến như là đăng ký CAS.
Hatta bazı dükkanlar taiyakiyi okonomiyaki, gyoza dolgusu veya içinde bir sosis ile birlikte satmaktadır.Một số cửa hàng còn bán taiyaki nhân okonomiyaki, gyoza hoặc xúc xích.
18 yaşının altındaki kişilere satmak hala yasak olsa da satış makinelerinden satılmakta.Thậm chí có con chỉ cần nuôi trong vòng 37 ngày là đã đủ ký đem đi bán.
Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü değerinden çok ucuza satmak zorunda kalır.Đối với người nội trợ đi chợ, thường thì chẳng đáng bỏ công ra đi tìm ra đúng chỗ bán mớ rau rẻ nhất.
Bu çömlekçi her gün taşlar yapmakta ve turistlere satmaktadır.この陶工は毎日、石を作り、そしてそれを旅行者に売っている。
İnsan artık yaptığı ürünü değil, kendi emek gücünü belirli bir ücret karşılığında anlaşarak satmaktadır.凡人が相手でも正面から非難してはならないし、ましてや相手が諸侯であるならなおさらである。
18 yaşının altındaki kişilere satmak hala yasak olsa da satış makinelerinden satılmakta.18歳未満の青少年への販売については、出版社・販売店により自主規制が行われている。
Ayrıca, artık istenmeyen bir ürünü satmak satıcı için de kârlıdır.現在、販売されていない製品を含む。
Arabaları satmak için kendine özel bir ambarında saklamaktadır.特別仕様車として販売を予定している。
Unilever ayrıca Persil’i Fransa'da da satmaktadır.なお、欧州ではペプシライト、イギリスではペプシダイエットとして販売されている。
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.このウェブサイトの目標は全ピクセルを販売することで、それによって作者に100万ドル(ミリオンダラー)が入ってくることになる。
Valio, Finlandiya’nın en büyük gıda ihracatçısıdır ve yaklaşık 60 ülkeye ürün satmaktadır.ミゲル・トーレス社はスペイン最大のDO認定ワイン生産者であり、商品を140か国以上に輸出している。
İkisi de uyuşturucu kullanıp vücutlarını satmaktadır.体を売る男女を描く。
Onları da meta gibi alıp satmak istiyorlar.BTO品に組み込んで売ることもある。
Bazı yayıncılar kendi web sitelerinde e-kitap sürümlerini satmaktalar.全て電子書籍を中心に販売するサイト。
Google mağazası, Google tarafından yapılan veya bu şirketle işbirliği yapılarak yapılan ürünleri satmaktadır.Google商店銷售由Google製作的產品或與該公司合作製作的產品。
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.网站的目标是将所有像素售出,从而为创始人筹集100万美元的资金。
Bazı yayıncılar kendi web sitelerinde e-kitap sürümlerini satmaktalar.一些出版商还在网站上发售电子书版本。
Pazartesi baskısı ortalama 240.000, perşembe baskısı ise ortalama 220.000 kopya satmaktadır.周一版的平均銷量約為240,000 份,周四版的平均發行量約為220,000 份(2005年)。
Ayrıca, artık istenmeyen bir ürünü satmak satıcı için de kârlıdır.但他只支持沒有利潤產生的土地販賣。
Yeni ürünü New York sokaklarında satmak, her biri için bir dolar oldu.車票於御豪山莊會所有售,每張$4。
Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü değerinden çok ucuza satmak zorunda kalır.在售的免税免责商品并不能确保就是廉价商品。
Şirket, bu oyunu satmak amacıyla kurulmuştur.该公司开发和销售自己的游戏。
Şirketin teknolojisini satmak için bir grup yöneticinin kalması bekleniyordu.這是管理整個公司的資訊的一種方法。
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.主人可以赠予,出售,出租或遗赠奴隶。
Burada da kötü sona neden olan büyüye ve şeytana ruhunu satmaktadır.也曾因為天魔血統影響,欲擾亂人間、魔霸天下。
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.이 웹사이트는 그림 안에 있는 모든 화소를 판매하여 창작자에게 백만 달러의 소득을 안겨다주는 것을 목표로 만든 것이다.
Type 59 ve onun varisi Type 69'u geniş ölçüde ihraç etmektedir, 100lerce satmaktadır.59식과, 그 계승인 69식은, 수천대가 광범위하게 수출되었다.
Dünya Pasaportu satmakla tanınmıştır.아이템을 팔며 세계를 여행중이다.
Genellikle diecast arabalar satmaktadır.보통 많은 디폴트 기어가 보드 모양이다.
Sözcük, satmak fiilinden gelir.결정의 모양은 팔면체이다.
Google mağazası, Google tarafından yapılan veya bu şirketle işbirliği yapılarak yapılan ürünleri satmaktadır.구글 스토어는 구글이 개발하거나 구글과 협업하여 만든 제품을 판매한다.
Tom da babasının cenazesinden bir süre sonra kasabaya geri döner ve madeni satmak istediğini söyler.טום חוזר לעיירה לאחר לוויתו של אביו, כדי למכור את המכרה.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.מטרתו של האתר הייתה למכור את כל מיליון הפיקסלים וליצור הכנסה של מיליון דולרים.
Dünya Pasaportu satmakla tanınmıştır.הספר הוגדר כרב-מכר עולמי.
Canal Digital Finlandiya'daki dijital televizyon yayınları için şifre çözücü kartlar satmaktadır.Canal Digital מוכרת כרטיסי פענוח לטלוויזיה דיגיטלית בפינלנד.
2006 yılı itibarıyla yarısı Kuzey Amerika'da olmak üzere haftada yaklaşık bir milyon adet satmaktadır.בשנת 2004 הגיעה תפוצתו למיליון עותקים בשבוע, כמחציתם נמכרו בצפון אמריקה.
Ama şirketin başına geçen Öykü, şirketi satmaktan yana değildir.מה שקורה אחר כך - לא מעסיק את החברה.
Burada da kötü sona neden olan büyüye ve şeytana ruhunu satmaktadır.קרויה גם צפרדע הגיהנום וקרפדת השטן.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.לאחר חודש בלבד, הופחת תקציב הקבוצה ובעקבות כך הועמדו למכירה שחקנים רבים.
Valio, Finlandiya’nın en büyük gıda ihracatçısıdır ve yaklaşık 60 ülkeye ürün satmaktadır.מטה הפעילות של Neovii נמצא בשווייץ ומוצרי החברה נמכרים בכ-60 מדינות ברחבי העולם.
Daha sonra Raoul adında Nana'yı daha sonra başka birine satmak isteyen bir pezevenkle çalışır.Скоро тя има сводник Раул, който след известно време иска да продаде Нана на друг сводник.
Ancak yeni mekanlar açabilmek için Las Vegas'ta iki kumarhane satmak zorunda kalmıştır.През 1997 г. в града са открити две казина с оборудване, внесено от Лас Вегас.
2006 yılı itibarıyla yarısı Kuzey Amerika'da olmak üzere haftada yaklaşık bir milyon adet satmaktadır.За 2006 г. списанието преминава тираж от 1 млн броя, над половината от които са продадени в Северна Америка.
McDonald's, genel olarak hamburger, çizburger, patates kızartması ve soğuk içecekler satmaktadır.Менюто на „Уендис“ главно се състои от сандвичи, хамбургери, пържени картофки и безалкохолни напитки.
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS također održava i prodaje bazu podataka ovih kemikalija, poznatu kao CAS registar.
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.Mogao ih je dati, kupiti, iznajmiti ili oporučiti.
Mallarını satmak zorunda kaldı.Bol nútený svoje firmy predať.
Benzer şekilde oyun içi parayla karakter almak veya satmak da mümkündür.Ako si kúpiť alebo ako venovať strom .
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS poleg dodeljevanja identifikatorjev tudi vzdržuje in prodaja baze podatkov teh kemikalij (CAS register).
Bu firmalar Raspberry Pi bilgisayarını Internet üzerinde satmaktadırlar.Obstaja več generacij računalnika Raspbery Pi.
Bu süreçte Daniel, evdeki eşyalarını da satmak zorunda kalır.V tem času je tudi prodal svoje posestvo v Angliji.
Valdivia bu seferi finanse edebilmek için kendisine bağlı yerleri satmak zorunda kalmıştı.Da je lahko financiral odpravo, je Valdivia moral prodati dodeljena mu posestva.