Ana içeriğe geç
Sözlük

satmak ile cümle

satmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS upprätthåller och säljer även en databas med dessa kemikalier.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.Målet med webbplatsen var att sälja alla pixlar och således tjäna en miljon dollar.
İkilinin amacı a Altair 8800 bilgisayar sistemi için BASIC yorumlayıcıları geliştirip satmaktı.Grundtanken var att sälja Basic-tolkar för datorn Altair 8800.
Çoğu film yapımcısı not almak ve dağıtımı satmak için film festivallerine güvenir.De flesta independent-filmare använder sig av filmfestivaler för att bli uppmärksammade och få distribution.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.Därefter drabbades klubben av ekonomiska svårigheter och tvingades sälja flera viktiga spelare.
Başka bir düşünce ise kulübü onu satmak istiyordu.Рехвіашвілі наполегливо просив клуб продати його.
Dünya Pasaportu satmakla tanınmıştır.Здійснювався продаж науруанських паспортів.
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.Він міг її продати чи подарувати.
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS власне підтримує і розповсюджує базу даних хімічних речовин, реєстр CAS (англ. CAS regisry).
Bir malın fiyatı yükseldikçe üretici firma o malı daha yüksek fiyatlardan satmak ister.Отже, після встановлення угоди, країна-імпортер буде купувати продукцію виробника з більш високою вартістю.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.Сталося це після того, як клуб продав своїх найкращих гравців.
Satıcı bir araba satmak istiyor.Ділер хоче продати автомобіль.
Çikolata satmak istemiyorum artık.Я більше не хочу продавати шоколад.
Gazete satmak kolay değildir.Продавати газети нелегко.
Ancak yeni mekanlar açabilmek için Las Vegas'ta iki kumarhane satmak zorunda kalmıştır.V prvních dvou řadách výherce získal kromě peněz také možnost angažmá v Las Vegas.
Şirket masaj yatakları satmaktadır.Radnice rozprodává činžáky.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.Klub dostal velkou pokutu a aby ji mohl zaplatit, byl nucen prodat své nejlepší hráče.
Steam, Mac App Store ve sahip oldukları Feral Mağazası aracılığıyla yayımladığı oyunları satmaktadırlar.Portované hry nabízí prostřednictvím internetu skrze služby Steam, Mac App Store a vlastní Feral Store.
Burada da kötü sona neden olan büyüye ve şeytana ruhunu satmaktadır.Upisuje se magii a ďáblu, což také vede k jeho strašnému konci.
McDonald's, genel olarak hamburger, çizburger, patates kızartması ve soğuk içecekler satmaktadır.Mezinárodní síť restaurací Burger King nabízí především hamburgery, hranolky a chlazené nápoje.
Otomotiv araçlarını satmak için otomobil satış temsilcileri kullanılmaktadır.Pro zásobování vozů elektrickou energií jsou použity nápravové generátory.
Başka bir düşünce ise kulübü onu satmak istiyordu.Ulterior, banca a încercat să-l vândă.
Para toplamak için daimyo, henüz hasat edilmemiş pirinci satmak için vadeli sözleşmeler yaptı.Aerostar nu a reușit să obțină nici un contract de vânzare pentru APR Aurora până în prezent.
Onları da meta gibi alıp satmak istiyorlar.Aceștia sunt, de asemenea, capturați pentru a îi comercializa ca animale de companie.
Bu firmalar Raspberry Pi bilgisayarını Internet üzerinde satmaktadırlar.Unele din cele mai cunoscute SBC sunt computerele Raspberry Pi.
Bu mağaza, hem kadın hem de erkek için elbise ve ayakkabı satmaktadır.Acest magazin vinde îmbrăcăminte și încălțăminte, pentru bărbați și femei deopotrivă.
Bu mağaza, hem kadın hem de erkek için elbise ve ayakkabı satmaktadır.Acest magazin vinde îmbrăcăminte și încălțăminte atât pentru bărbați cât și pentru femei.
Valio, Finlandiya’nın en büyük gıda ihracatçısıdır ve yaklaşık 60 ülkeye ürün satmaktadır.A Valio Finnország legnagyobb élelmiszer exportőre, amely közel 60 országban értékesíti termékeit.
Başka bir düşünce ise kulübü onu satmak istiyordu.A klub vezetősége arra jutott hogy eladják.
Berlin Zooloji Müzesi'ne bu koleksiyonu satmak istese de başarılı olamadı.Egy alkalommal a kollekciót a berlini zoológiai múzeumnak ajánlotta fel, de ez valamiért meghiúsult.
(O zamanlar IBM bilgisayarları satmak yerine kiralamaktaydı.A HP ekkor már meghaladta az IBM-et az eladások tekintetében.
İki yıl sonra mali zorluklar yaşamaya başladığı için tüm mülkü satmak zorunda kaldı.Anyagi nehézségek miatt két év után munkába kellett állnia.
Arkadaşı Solo'yu İmparator'a satmak zorunda kalmıştır.A császárkorban a fasces laureati csak a császárt illette meg.
İkisi de uyuşturucu kullanıp vücutlarını satmaktadır.Ide tartoznak a gyógyszerek, a mérgek és a kábítószerek egyaránt.
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.A többiek valószínűleg birtokaik védelmével, eladásával, vagy perlekedéssel foglalkoznak.
Dünya Pasaportu satmakla tanınmıştır.Autoa myytiin Passat-nimisenä ympäri maailmaa.
Başka bir düşünce ise kulübü onu satmak istiyordu.Seuraavana siirtona yhtye päätti ostaa oman studion.
Artık sokaklarda küçük ve değersiz şeyler satmaktadır, ve bu sayede bir az para kazanmaktadır.Iltapukulaukussa säilytetään vain vähän ja pientä tavaraa, joten laukku on pieni.
Sözcük, satmak fiilinden gelir.Hors Commerce) tarkoittaa myynnin ulkopuolella.
Para toplamak için daimyo, henüz hasat edilmemiş pirinci satmak için vadeli sözleşmeler yaptı.Saadakseen rahaa, daimiot myivät termiineillä riisiä, jota ei ollut vielä korjattu.
The Coca-Cola Company ayrıca büyük restoran ve gıda hizmeti dağıtıcılara konsantre satmaktadır.Η επιχείρηση Coca-Cola πωλεί επίσης τη συμπύκνωση σε αλυσίδες εστιατορίων και υπηρεσίες διανομής τροφίμων.
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.Μπορούσε να τους δώσει, πουλήσει, νοικιάσει ή κληροδοτήσει.
KFC öncelikle kızarmış tavuk, tavuk burger, salata ve sandviç satmaktadır.Kæden sælger primært kyllingstykker, salater og sandwiches.
18 yaşının altındaki kişilere satmak hala yasak olsa da satış makinelerinden satılmakta.Bogen måtte ikke læses af børn under 18 år og måtte kun sælges med et lukket omslag.
Bu firmalar Raspberry Pi bilgisayarını Internet üzerinde satmaktadırlar.Begge selskaber plus andre sælger Raspberry Pi (online) i Danmark.
Ayrıca, artık istenmeyen bir ürünü satmak satıcı için de kârlıdır.Slutprodukt - et færdigt produkt der endnu ikke er solgt til en slutbruger.
Başka bir düşünce ise kulübü onu satmak istiyordu.På det tidspunkt ønskede bygningens ejer at sælge.
O, satmak için söz verdi.Han lovede at sælge.
Bu çömlekçi her gün taşlar yapmakta ve turistlere satmaktadır.Båtene skal betjene hverdagspendlere og turister.
Steam, Mac App Store ve sahip oldukları Feral Mağazası aracılığıyla yayımladığı oyunları satmaktadırlar.Spillene selskapet publiserer selges via Steam, Mac App Store og sin egen Feral Store (nettbutikk).
Aynı yılın Temmuz ayında iPhone ve iPod Touch için üçüncü-parti uygulama satmak amacıyla App Store yayımlandı.I juli året etter åpnet Apple App Store for å selge tredjeparts-programvare til iPhone og iPod Touch.
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS vedlikeholder og selger en database med disse kjemikaliene, kjent som CAS registry.
Şirket, bu oyunu satmak amacıyla kurulmuştur.Det er fare som at selskapet vil måtte selges.
Tom da babasının cenazesinden bir süre sonra kasabaya geri döner ve madeni satmak istediğini söyler.Herraud dro tilbake til sin fars gård og tilbød løsepenger for Pung.
Unilever ayrıca Persil’i Fransa'da da satmaktadır.Guilty Pleasures solgte også til platina i Storbritannia.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.Kort tid etterpå solgte British American Tobacco fabrikkene sine til norske interesser.
14 Ocak günü, Girls 'Generation Tayland konser bileti satmak için en hızlı rekoru kırdı.Pada tanggal 14 Januari Girls' Generation memecahkan rekor untuk konser yang paling cepat terjual di Thailand.
Bazı yayıncılar kendi web sitelerinde e-kitap sürümlerini satmaktalar.Beberapa penerbit juga menjual versi E-Book di situs web mereka.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.Perusahaan Washington dijual kepada American Home Products pada 1943, tak lama sebelum kematiannya.
İkilinin amacı a Altair 8800 bilgisayar sistemi için BASIC yorumlayıcıları geliştirip satmaktı.Microsoft didirikan untuk mengembangkan dan menjual penerjemah BASIC untuk Altair 8800.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod