Ana içeriğe geç
Sözlük

satmak ile cümle

satmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Type 59 ve onun varisi Type 69'u geniş ölçüde ihraç etmektedir, 100lerce satmaktadır.Este carro y su sucesor el Tipo 69, fue profusamente exportado, con miles vendidos.
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS también mantiene una base de datos de los compuestos químicos, conocida como registro CAS.
Ticaret hayatına atılmış ve tekne satmaktadır.Entonces los matan y se vende su carne.
Albümü MySpace sayfası üzerinden satmaktadır.Vendió el álbum a través de su sitio web y Myspace.
Şirket, bu oyunu satmak amacıyla kurulmuştur.El juego debe estar disponible para la venta.
(O zamanlar IBM bilgisayarları satmak yerine kiralamaktaydı.Como resultado, se decidió separar el negocio de computadoras de IBM de sus servicios.
Amaç yapay olarak pulun değerini artırmak veya onu daha fazla paraya alıcılarına satmaktı.Un mayor número, por desgracia, habría sido fundido para ser vendido al peso.
Hatta bazı dükkanlar taiyakiyi okonomiyaki, gyoza dolgusu veya içinde bir sosis ile birlikte satmaktadır.Alcuni negozi vendono il taiyaki con okonomiyaki, ripieno gyoza, o con una salsiccia dentro.
Ama şirketin başına geçen Öykü, şirketi satmaktan yana değildir.L'unico modo che hanno per uscire da questa situazione è vendere l'azienda.
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.Potevano comprare e vendere appezzamenti di terra oppure cederli in affitto.
Peale 1 Mayıs 1843'te ekonomik sorunlar nedeniyle müzeyi Isaac Brown Parker'a satmak zorunda kalmıştır.Il 1º maggio 1843 problemi finanziari costrinsero Peale a chiudere il museo.
Çökek köylüsünün ürettiği üzümü yok pahasına satmaktadır.Non è per te che ho preparato la pasta al forno. ...
Bunu nerede satmak istiyorsun?Где ты хочешь это продать?
Ancak eczacı ilacı maliyetinin 10 katına satmaktadır.Но фармацевт назначил цену в 10 раз больше.
Arabaları satmak için kendine özel bir ambarında saklamaktadır.В своём доме он устроил для автомобиля гараж.
Ancak yeni mekanlar açabilmek için Las Vegas'ta iki kumarhane satmak zorunda kalmıştır.С тех пор в Лас-Вегасе начали открываться всё новые и новые игорные дома.
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS собственно поддерживает и продаёт базу данных химических веществ, реестр CAS (англ. CAS registry).
Arkadaşı Solo'yu İmparator'a satmak zorunda kalmıştır.Здесь Сун Шии вручил императору Ле инвеституру.
Otomotiv araçlarını satmak için otomobil satış temsilcileri kullanılmaktadır.Для подачи вагонов применялись электровозы.
Bu tarihten önce, Amerikan firmaları beyaz çikolatayı satmak için geçici pazarlama izinleri gerekliydi.فقبل هذا التاريخ، كانت الشركات في الولايات تحتاج إلى تصريح تسويق مؤقت يسمح لبيع الشوكولاته البيضاء.
Dünya Pasaportu satmakla tanınmıştır.والهئية معروفة ببيعها جوازات السفر العالمية.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.كان الهدف من الموقع بيع كل البكسلات في الصورة، مما يعطي صاحبه دخل مليون دولار أمريكي.
Pazartesi baskısı ortalama 240.000, perşembe baskısı ise ortalama 220.000 kopya satmaktadır.وتبيع طبعة الإثنين ما متوسطه 240،000 نسخة، في حين أن الخميس تبيع حوالي 220،000 نسخة (أرقام عام 2005).
Şirket ayrıca AmazonBasics markasıyla USB kablosu gibi basit ürünler satmaktadır.أمازون أيضا يبيع بعض المنتجات المنخفضة القيمة مثل كابلات USB تحت العلامة التجارية AmazonBasics.
1500 yılında İspanya'ya dönüşünde köle olarak satmak üzere yanında çok sayıda yerli götürdü.عند عودته إلى إسبانيا في 1500 م، أخذ معه العديد من الأسرى الذين باعهم كعبيد.
Para toplamak için daimyo, henüz hasat edilmemiş pirinci satmak için vadeli sözleşmeler yaptı.واستخدم الإقطاعيون عقود لبيع الأرز التي لم تحصد بعد.
Zuckerberg ise Facebook'u satmak istemediğini belirtmiş ve söylentileri yalanlamıştır.وكان زوكربيرج قد ذكر بالفعل أنه لا يريد بيع الشركة، ونفى الشائعات على عكس ذلك.
Powell's günde 3000 kitap satmaktadır. ^ a b "Powell's Books on Burnside".تعتمد بولادلي للبريد على الرمز البريدي 06000. "صفحة بولادلي في GeoNames ID".
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.فيمكنه أن يعطيهم لغيره، أو يبيعهم، أو يؤجرهم ، أو يورثهم.
Bu çömlekçi her gün taşlar yapmakta ve turistlere satmaktadır.Este oleiro faz pedras diariamente e vende-as a turistas.
Para toplamak için daimyo, henüz hasat edilmemiş pirinci satmak için vadeli sözleşmeler yaptı.Para conseguir dinheiro, o daimyo usava contratos a termo para vender arroz que ainda não tinha sido colhido.
Zuckerberg ise Facebook'u satmak istemediğini belirtmiş ve söylentileri yalanlamıştır.Zuckerberg então afirmou que ele não venderia a empresa e negou os rumores.
Steam, Mac App Store ve sahip oldukları Feral Mağazası aracılığıyla yayımladığı oyunları satmaktadırlar.Vende os jogos que publica através da Steam, Mac App Store e também na sua loja própria a "Feral Store" .
Albümü MySpace sayfası üzerinden satmaktadır.E foi vendido através da sua página MySpace.
Sarranid Sultanlığı ise hurma gibi yiyecekler satmaktadır.Sua alimentação é semelhante à do sabiá-laranjeira.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.Com a queda, o clube entrou em uma grande crise financeira e teve de vender seus principais jogadores.
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.A CAS mantém também o registro CAS, uma base de dados de substâncias químicas.
Ticaret hayatına atılmış ve tekne satmaktadır.Ele sai do direito empresarial e compra barco de pesca para viver.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.A empresa vendeu sua divisão automotiva para a American Motors em 1970.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.In 1943, vlak voor Washingtons dood, werd zijn bedrijf verkocht aan American Home Products.
Unilever ayrıca Persil’i Fransa'da da satmaktadır.Ook in Frankrijk wordt Persil geproduceerd door Unilever.
Şirket, dünya çapında 200’den fazla ülkede müşterilere ve işletmelere ürün ve hizmetlerini satmaktadır.De onderneming levert producten en diensten in ruim 200 landen verspreid over de wereld.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.Het doel van de website was om alle pixels te verkopen en zo een miljoen dollar te verdienen.
Galata Köprüsü'nü satmak üzereyken tesadüfen yakalandı.Het legioen van Macer werd kort daarna door Galba ontbonden.
ZTE öncelikli olarak kendi adına ürün satmaktadır.Het product verkoopt in eerste instantie goed.
Kidd para miktarını arttırmak için gemisi Antigua’yı satmak zorunda kaldı.Hij moest echter zijn schip, de Antigua, verkopen om zijn nieuwe missie te bekostigen.
Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü değerinden çok ucuza satmak zorunda kalır.Wie hem koopt kan hem niet meer goedkoper verkopen en is verdoemd.
Yeni ürünü New York sokaklarında satmak, her biri için bir dolar oldu.De thuislozen zelf verkopen de krant in de straten van San Francisco voor één dollar.
Arkadaşı Solo'yu İmparator'a satmak zorunda kalmıştır.Voor hij smokkelaar werd, diende Han Solo in het keizerlijk leger.
Ama şirketin başına geçen Öykü, şirketi satmaktan yana değildir.Haar personeel is het niet met de verkoop eens.
Bunu nerede satmak istiyorsun?Waar wil je dit verkopen?
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.Firma Washingtona została sprzedana w 1943 roku firmie American Home Products, na krótko przed jego śmiercią.
Kidd para miktarını arttırmak için gemisi Antigua’yı satmak zorunda kaldı.Kidd musiał – by pokryć swoją część kosztów – sprzedać statek Antiguę.
Albümü MySpace sayfası üzerinden satmaktadır.Album został udostępniony do ściągnięcia na stronie MySpace.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.W ten sposób cała przestrzeń na stronie została sprzedana, przynosząc milion dolarów przychodu dla twórcy.
Mallarını satmak zorunda kaldı.Jej majątek został sprzedany.
Arkadaşı Solo'yu İmparator'a satmak zorunda kalmıştır.Jego kolegą na urzędzie miał być sam cesarz Aleksander Sewer.
Başka bir düşünce ise kulübü onu satmak istiyordu.Rok później klub ten postanowił go wykupić.
Hatta bazı dükkanlar taiyakiyi okonomiyaki, gyoza dolgusu veya içinde bir sosis ile birlikte satmaktadır.Niektóre sklepy oferują nawet taiyaki zawierające okonomiyaki lub kiełbasę.
Homojenlik Koşulu: Her firma tek tip ürün üretmekte ve satmaktadır.Prywatne podmioty będą w stanie dostarczyć każdy rodzaj usługi i produktu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod