Ana içeriğe geç
Sözlük

sari ile cümle

sari kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sarı şeker kuşu (Coereba flaveola), Coerebidae familyasının Coereba cinsine ait tek tür.Het suikerdiefje (Coereba flaveola) is een zangvogel uit de familie Coerebidae met slechts 1 soort.
Sarışın bir kadın görünümündedir.Volgens hen is de blonde dame een prostituee.
Biri sarı, diğeri ise yeşil renklidir.Deze is bij mannetjes geel, en bij vrouwtjes groenachtig.
"Sarı Fırtına Metin Tekin".Drijf mee met de stormwind.”
Kalabalık tarafından sarılır.Hij wordt door de bevolking gelyncht.
Carl, babasının geri dönmüş olmasından memnun bir şekilde ona sarılır.Tom is dolgelukkig dat zijn gezin terug compleet is.
Asla sarımsak yemeyin".Eet geen ongedierte.
Hepatit C virüsü; küçük, sarılı, monokataner, pozitif duyulu bir RNA virüsüdür.Het hepatitis C-virus is een klein, positief enkelstrengig RNA-virus.
Uyuyan kadınlardan biri esmer, diğeri ise sarışındır.Een van de meisjes had blond haar, de ander donker.
Sarı irisleri ve kırmızımsı bacaklara sahiptirler.Ze hebben gele irissen en roodachtige poten.
Sarı ayaklara sahiptirler.Hij heeft gele poten.
Kadınlar başörtüsü olarak kullandıkları sarı renkli bu yazma sembol haline gelmiştir.Bij vrouwtjes (koeien) loopt deze kleur over tot bij de staart.
Cemre'nin altın gibi sarı saçları vardır.Ook Sif heeft gouden haren.
Ona sarılmak ister.Hij zoent haar.
10 yıllık kariyeri boyunca sadece 1 sarı kart gördü.In de loop van zijn tienjarige carrière ontving hij slechts één gele kaart in een competitieduel.
Bu renkler kırmızı, sarı ve siyahtır.Deze kleuren zijn geel, rood en zwart.
Tam bir aptal sarışındır.Een knappe, blonde jongen.
Gözleri sarı renktir.De ogen zijn geel.
Sarıkamış 297.227 werden gescalpeerd.
Salmân-ı Fârisî'nin âsâsı ile sarığı kendisindeydi.Daarbij sleept hij het touw en de stok waaraan hij vastzat achter zich aan.
Sarışın ve çok yakışıklıdır.Zij is mooi en blond.
Sarı bütün altın, mücevher ve hazineler içindir.De grond bezat in overvloed aan goud en juwelen.
Sarıçam el kitabıVercammen op Schrijversgewijs
Sonbaharda, ağaçlar sarıyı renk değiştiryorlar ve yapraklarını kaybediyorlar.Vroeg in de lente kleuren de bladeren van de bomen donkergeel en vallen ze uit.
Çok kısa ve sarı bacakları vardır.Hij heeft dikke, korte en gele poten.
Aynı oyun içinde iki sarı kart otomatik olarak kırmızı kartı gerektirir.Bij twee gele kaarten wordt er een rode kaart gegeven.
Opisthosoma sarımsı yeşil.De ontgroening van GroenLinks.
Açık sarı bir rengi, ve üzerinde rastgele dağılmış siyah benekleri vardır.De inkt kan ook verkleuren, van (licht)bruin tot bijna zwart.
Oynadığı dizilerde daha çok aptal sarışın tiplemeleriyle rol aldı.Meestal speelde ze in de films de rol van de blonde seksbom.
Ed: Sarı bir köpek.Een jonge bruine beer.
Sarı ipli madalyonu lazer fırlatan bir klavyeye dönüşebilmektedir.Zijn medaillon verandert in een gitaar die lasers kan afvuren.
Ayaklar ve gözler, sarıdır.De poten en ogen zijn geel.
Bu yüzden Halife keçeye sarılıp atlar tarafından çiğnetilmişti.Daarom werden ze in een tapijt gewikkeld en door paarden vertrappeld.
Genç sarı gagalı leylek - Mycteria ibisLijst van fabeldieren Mythisch wezen Yokai - Japanse mythische monsters
Aynı günde tedavi ettiği bir kadın sarıya döndü.Hun concurrent strooide nog diezelfde dag zout in de wonde.
Profesör Doktor Ragıp Sarıca, (d.Pas als hij de dokter uitscheldt (vb.
Sırtı sarı-turuncu arası bir renge sahip kıllarla kaplıdır.De rug is bedekt met gelijkmatig verdeelde knobbels.
Sarılmaya ihtiyacım var" anlamına gelen "Oh!Men moet hem omhoog 'binden'.
Sonra baba ve üç kızı birbirlerine sarılırlar.Vader en dochter waren van elkaar vervreemd geraakt.
Meyvesi kağıdımsı bir kabuğa sarılıdır.De top van de vruchten is bedekt met een hoedje.
Yavrular hemen hemen beş haftalık olana kadar annelerine sarılarak yaşarlar.De teef zal haar puppy's ongeveer drie weken lang zogen.
Rengini yarış organizatörü L’Auto gazetesinin basımında kullanılan sarı renkli kâğıtlardan almıştır.De kleur geel werd gekozen omdat de organiserende krant l'Auto op geel papier werd gedrukt.
Renkleri açık mavi ve altın sarısıdır.De belangrijkste kleurslagen zijn blauw en blauw goudhalzig.
Daha sonra ise tekrar verilen hakla bir kısım eski soyadları olan Sarıalioğlu'na dönüş yapmıştır.Nettelrodt haalde hem terug en plaatste hem op zijn vroegere post.
İlk oyunu Sarıpınar 1914'tür.Het fraaie voorhuis is van 1914.
Sarız ilçesi karasal iklim koşullarını taşımaktadır.Deze dalkom zorgt voor gunstige klimatologische omstandigheden.
Sarı ilik uzun kemiklerin orta kısmındaki boşlukta bulunur.Het neusbeen is lang met een langwerpige uitholling op de middenlijn van de neusbeenderen.
Köksapından dokumaları safran rengine boyamakta kullanılan sarı bir sıvı elde edilir.Daarover draagt de priester een kazuifel in de liturgische kleur.
Bu yumakların sarılmasından sorumlu yardımcıları vardır.Dit komt doordat de formanten meegepitched worden.
Bu yöredeki insanlar kafalarına siyah bir sarık sararlarmış.Intendanten dragen op hun hoofd een steek met zwarte veren.
Çar halının üzerine diz çökmüş, ölmekte olan oğluna sarılmış, onun kanlı kafasını eliyle tutmaktadır.Laat zijn wonden mij doorwonden, Worde ik bij zijn kruis verslonden In het bloed van uwen Zoon.
Ezelî rekabetin sarı-lacivertli cenahında ise durum değişmişti.In de Engelse bekertoernooien verliep het wisselend.
Bu peynir sarıdır ve tadı biraz ekşidir.De kaas is zacht en heeft een heel licht zurige smaak.
Elçilik girişlerindeki panolarda altın sarısı zemin üzerinde kırmızı ay yıldız vardır.In de armen van de ster ligt een krans van roze rozen.
Sarı yıldızlı kırmızı bayrak olarak da bilinir.Hij accepteert de gele ster.
Duygusal gerçekliği sembolize ettiğini düşündüğü sarı rengin onun için önemi çok büyüktü.Hierbij speelde de door hem ontwikkelde kleurensymboliek een grote rol.
Puro veya sigar; silindir şeklinde sarılmış tütün yapraklarından oluşan bir tütün mamülü.Een peuk is het restant van een sigaret of sigaar wanneer deze is opgerookt.
Mümkün olduğunca kalın taze sarımsak kalın halkalar halinde doğranır.Overtollig boezemwater wordt zo veel mogelijk onder vrij verval geloosd via de spuikokers.
Naziler ona "sarışın zehir" adını verdi.De Japanners noemden hem "barbaarse LeMay" (鬼畜ルメイ).
Sarı Ranger: İlk önce Trini Kwan, daha sonra Aisha Campbell.Griffin Thunderzord, bestuurd door de Gele Ranger (eerst Trini, daarna Aisha Campbell).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod