Ana içeriğe geç
Sözlük

sari ile cümle

sari kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çin'de, cumhuriyet öncesi zamanlarda sadece Çin imparatoru sarı renkte giysi giyebilirdi.En Chine, seul l'empereur avait le droit de porter la couleur jaune.
Edip Bey (ya da Sarı Efe Edip Bey) (ö.Il est seigneur de Versols et autres places.
Ona sarılmak ister.Er umarmt sie.
Anı zamanda, Meryem oğlununa sıkısıkı sarılmamakta veya ona bile bakmamaktadır.Pendant ce temps, Marie ne tient pas son fils et ne le regarde même pas.
Suda az çözünüp sarı bir çözelti oluşturur.Dans l'eau, il forme une solution jaune.
Sarıkaya halen bu dergiyi çıkarmaktadır.Qui se cache derrière ce magazine ?
Kulübün o tarihteki renkleri de bugünkü gibi sarı ve laciverttir.Les couleurs du club à cette époque comme aujourd'hui sont jaune et bleu.
25 yaşındayken 1963 yılında, İsrail'in kuzeyinde, Kibbutz Sarid'de gönüllü olarak bir yıl geçirdi.En 1963, à l'âge de 25 ans, il passe un an en tant que bénévole dans le kibboutz Sarid (Israël).
Bu dünyada özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe daha sıkı sarılan kimse yoktur" diye yazmıştır.Personne dans le monde entier n'a ressenti aussi profondément la liberté, l'égalité et la fraternité.
"Ayşegül Sarıca'yı ne kadar tanırsınız?".Sais-tu combien je pais mon styliste maintenant ?"
Aynı zamanda 13 sarı kart gördü.Il reçut 13 cartes jaunes.
Havalimanı, Sarışaban kentinde yer almaktadır.Ma blonde entends-tu dans la ville ?
Yuvalak, Yoğurtlu (sarımsaklı)hamur, kuru fasulye, nohut, bamya, et yemekleri vardır.Ils obtiennent ainsi des céréales, du seigle, de l'orge, de l'avoine et un peu de froment.
Sarı Duman.Betterave jaune.
Sarışınken kendimmişim gibi hissediyorum."Exemple : « Je suis avec ma blonde.
Renkleri Bucaspor'un tüm branşlarında olduğu gibi sarı-laciverttir.Tout y était froid comme dans les appartements de Versailles.
Üniversitenin renkleri yeşil ve altın sarısıdır.Les couleurs de l'université sont le vert et l'or.
Bilinen aile adları Nesimler, Çiveliler ve Sarıalioğulları dır.Mas`ûd mène des campagnes semblables contre les Karamanides et les Eşrefoğulları.
Daha sonra Claire Kate'ten özür diler ve ona sarılır.Pendant ce temps, Claire s'excuse auprès de Kate.
Yahudi oldukları için sarı yıldız takmak zorundaydı.Il porta l'étoile jaune par solidarité envers les Juifs.
9.Kolordu tek başına Sarıkamış'a ulaşabilmiştir.1900 doit désormais grandir seul.
R. Sarif Easmon (1913– ), doktor, oyun yazarı ve romancı.Raymond Sarif Easmon (en) (1913-), médecin, dramaturge et romancier,,.
Sarışın bir kadın görünümündedir.Je connais une blonde.
Birincil yıldız 55 Cancri A spektral tipi G8V olan bir sarı cüce yıldızdır.55 Cancri A est une naine jaune de la séquence principale dont le type spectral est G8V.
G5II spektral sınıfından sarı süperdev bir yıldızdır ve Güneş'ten 150 kez daha parlaktır.C'est une géante lumineuse jaune de type spectral G5II 150 fois plus lumineuse que le Soleil.
Bir de sarı kart aldı.Il reçoit un carton jaune.
Clypeus genellikle açık sarıdır.Le siphon est souvent jaune.
Ancak safran altın sarısı – turuncu rengini α-krosine borçludur.Cependant, la couleur jaune-orange d'or du safran est principalement due à l'α-crocine.
Kız kardeşi ona sıkıca sarılırken Kellerman gözyaşlarına boğulur.Kellerman fond en larmes tandis que sa sœur le serre dans ses bras.
Sarışın, altınların yarısını alır ve Tuco'yu asıp ellerini bağlayarak uzağa gider.Blondin charge la moitié du butin sur son cheval et s'éloigne, pendant que Tuco crie à l'aide.
Holmes'in kurbanları daha çok sarışın kadınlar idi, fakat aralarında erkek ve çocuklar da vardı.Parmi elles, on dénombre en majorité des femmes blondes, mais aussi des hommes et des enfants.
Bu bileşik, sıcak suda çözünebilen sarı bir tozdur.C'est une poudre jaune, soluble dans l'eau chaude.
Bu nedenle bazı ülkelerde taksiler ve okul servisleri sarı renktedir.Dans certaines villes le jaune est la couleur des taxis.
Bu türe giren çeşitlerin çoğunda, daneler beyazdır, sarı gri-siyah renkli çeşitleri de vardır.La plupart d’entre eux était monochrome, de couleur brune.
Dişilerinde sarı, erkeklerinde ise turuncu renk taç vardır.Les adultes matures rouges (mâles) ou jaunes (femelles) présentent de belles couleurs saturées.
Chitose Ame plastiğe benzeyen ama yenebilen ince ve şeffaf pirinç kağıdı ile sarılır.Chitose ame est enveloppé dans un film clair et mince de papier de riz qui ressemble au plastique.
Bu meyvenin kabuğu sarı rengdedir.Le fruit de ce concombre est de couleur jaune.
Bir beze sarılarak gömülür.Coupe de ciste enterrée.
Uzun sarı saçları vardır.Il a de longs cheveux blonds.
Saçların sarısını abartıyorum, turuncu, krom rengi, soluk limon sarısına ulaşıyorum.J'exagère le blond de la chevelure, J'arrive aux tons orange, aux chromes, au citron pâle.
Biri mavi diğeri sarı renklidir.L'un est bleu, l'autre est marron.
19. yüzyılda şehir nüfusunun %60'ı Sarı Humma Salgını'ndan hayatını kaybetti.Dans une année ordinaire, il n'est pas inhabituel que 10 % de la population de la ville meure de fièvre jaune.
Ed: Sarı bir köpek.Un doré jaune.
Sonunda: Varayım arslanımın sarıkcığı-nı sardırayım ve çıkarayım.Ensuite, si vous le pouvez, gardez-moi dans votre cœur et pardonnez-moi.
Kulakları ve bacaklarının dış tarafı kırmızımsı ya da sarımsı-kahverengidir.Ses oreilles et la partie extérieure de ses jambes sont rougeâtres ou fauves.
Başlıca eserleri kediler, iskeletler ve sarışınlardır.Ses préoccupations s’orientent vers les chats, les squelettes et les blondes.
DNA sarılması hücrelerde DNA paketlenmesi için önemlidir.Le surenroulement de l'ADN est important pour son conditionnement au sein des cellules.
Marge, Maggie'nin kendisine sıkıca sarılmasını ve bağımlı olmasını sağlayan bir annelik göstermektedir.Marge dorlote énormément Maggie, ce qui rend celle-ci très collante et dépendante de Marge.
Ancak Tuco mezarlığın yerini, Sarışın ise mezarın adını öğrenebilmiştir.Tuco connaît le nom du cimetière où se trouve l'or, mais Blondin connaît le nom de la tombe où il est enterré.
O zamandan beri partinin rengi sarıdır.Ces couleurs sont celles du club depuis lors.
Bir beyaz kefene sarılmış olan Kontes'in hayaleti görünür.La tête de la Vierge est couverte d'une cape rouge.
DNA ipliklerinin birbirine sarılmış olması uzun DNA ipliklerinin birbirnden ayrılmasını güç kılar.L'entrelacement des brins d'ADN rend les longs segments difficiles à séparer.
Sarıkamış'ta doğdu.Il est né à Łomża.
Fibriller bir matriksle sarılıdır.Comparaison avec une allumette.
Bundan sonra hamur sıkıca sarılıp kabarması beklenir.Nous savons maintenant ce que signifie être trempé jusqu'aux os.
Bu seçimlerde aldığı yüzde 67'nin üzerindeki oy oranından cesaret alan Sarıgül, CHP liderliğine aday oldu.Le scrutin, organisé dans des conditions controversées, donne 67 % pour le Oui.
Ayrıca Sarı adasında hidroplanlarlar mevcuttu.Par ailleurs, des ouvertures étaient visibles sur la partie jaune.
Genel olarak kulüp maçlarda sarı forma ve mavi şortla oynamaktadır.Aux origines, le club joue avec des maillots rayés Jaune et Bleu.
Üstündeki sarı ve beyaz renklerden oluşan kıyafet, fenerin yaydığı renkleri yineler.Ses habits jaunes et blancs répètent les couleurs de la lanterne.
Ardından Ozan Çolakoğlu ve Soner Sarıkabadayı ile tanıştı.Il a ensuite rencontré Ozan Çolakoğlu et Soner Sarıkabadayı.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod