sarf ile cümle
sarf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Hibrit (melez) otomobillerin amacı benzin sarfiyatını azaltmaktır.De reductie met waterstofgas geeft benzylamine.
Kendisi anarşi döneminde ülkeyi toparlama konusunda yoğun çaba sarf etti.Hij vond dat er hard moest worden opgetreden tegen de anarchie waarin het land verviel.
Her iki tarafta son derece gayret sarf ediyordu.Na obu polach działał z wielką gorliwością.
Kimya laboratuvarlarının kurulması için büyük çaba sarf etti.Do pracy nad wynalazkiem zatrudniła zespół chemików.
Problema kelimesinin kökeni Yunancadaki proballein (çaba sarfetmek) sözüne dayanır.O takim ciągu mówimy, że wpada w cykl (w pętlę).
Paris’te de aynı Schiller’in Haydutlar eseri gibi bu yolda emek sarf edilmişti.Liknande återgärder vidtas av stormännen i Skara vid samma tid.
Sağdıç damadın ayakkabısının çalınmaması için gayret sarfeder.Батько дівчини — Солопій Черевик — не заперечує.
Kimya laboratuvarlarının kurulması için büyük çaba sarf etti.Zde se zasloužil o vznik chemické laboratoře.
Bu yapı £7mil. sarfı ile renove edilmiş ve 2008'de yeniden açılmıştır.Zámeček byl rekonstruován náklady okolo 70 000 000 Kč a v prosinci roku 2005 opět otevřen pro veřejnost.
ABD ve İngiltere bu iddiaları ne kabul etmek ne de inkar etmek için pek çaba sarfetmedi.Spojené státy nebyly schopny nebo ochotny tyto důkazy dodat.
Kilise'nin içi için mimarlar büyük çaba sarfetdi.Rozhodující akce se připravovala uvnitř kostela.
Bu sırada depremden zarar gören askeri binaları onarımının yapılması yönünde çaba sarf etti.Mezitím se rozběhly velké opravné práce na zničené infrastruktuře státu.
Onların yanlış olduğunu kanıtlamaya kararlı olan Jaggu ise, babasının Sarfaraz'ı kabul etmesini ister.Hotărâtă să le dovedească că se înșeală, Jaggu îl cere de bărbat pe Sarfaraz.
Kendisi hiç evlenmemiş, elde ettiği tüm hediyeleri, para ve ganimet mallarını kız kardeşlerine sarf etmiştir.Si niciodata nu a luat bani: toate lucrarile le facea cadou, le dona.
Türkiye ile ilişkilerin kurulması için büyük çaba sarf etmiştir.Uniunea trebuia să netezească relațiile cu Spania.
Çaba sarf etmeden hiçbir şey mümkün değildir.Fără efort, nimic nu este posibil.
Çaba sarf etmeden hiçbir şey mümkün değildir.Nimic nu este posibil fără a depune efort.
Bu işe büyük emek sarf ettim.Am depus mult efort în acest sens.
İhtiyaçları karşılamak için emek sarf etmek gerekir.Az igények fenntartására fontos a reklám.
Yönetmen Guillermo del Toro filmi tamamlayabilmek için çok çaba sarf etti, bankalara borçlandı.A producer, Guillermo del Toro számára nagyon fontos volt, hogy a film ne veszítse el mexikói sajátosságait.
Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir.Azonban te nem akarandod használni e tanácsomat, hanem minden inkább, mint nyugodtan lenni.
Türk dilinin sadeleşmesinde büyük emek sarfetmiştir.Később erős török nyelvi hatás érte őket.
Her iki faz da katılımcılar için ciddi emek sarf edilmesini gerektirir.Mindképpen a vallomás lesz a meghatározó stratégia mindkét résztvevő számára.
Lea Michele Sarfati (d.Lea Michele Sarfati (s.
Ayrıca ziraat alanında kooperatifçiliğin kurulması için de çaba sarf ediyordu.Siellä ilmestyi myös hänen lupauksensa työskennellä kommunismin hyväksi.
Kilise'nin içi için mimarlar büyük çaba sarfetdi.Kirkon toteuttamisessa oli monta mutkaa.
Aynı gün Brugge'de Jaggu, Sarfaraz Yusuf ile tanışır ve ona âşık olur.Σύντομα γνωρίζει τον Ezra Fitz σε ένα μπαρ και ερωτεύονται αμέσως.
Fangoria ile yaptığı röportajda şu sözleri sarf etmiştir: "İki şey karar vermemi sağladı.I et interview med Fangoria fortalte han dog: "To ting fik mig til at vælge.
Türkiye ile ilişkilerin kurulması için büyük çaba sarf etmiştir.De førte til et forsøg på at opbygge bedre forbindelser til Rusland.
Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir.Efter denne indsamling, skal man ikke lytte til deres angren og fortrydelser, men skal slå allesammen ihjel.
Güç sarfiyatı çok düşüktür.Power hitting er kraftigt nedprioriteret.
Saba Kraliçesi'nin testlerinden oluşan manilerin derlenmesi için büyük çaba sarfedilmiştir.Det ble satt begrensninger på antallet innehavere av Dronningen av Sabas orden.
Ancak derslerinden geçmek için hiçbir çaba sarfetmiyordu.Han hdde ingen interesse for sine studier.
Bu yüzden bu ikisi patronlarının gözüne girmek için büyük gayret sarf etmektedirler.Tetapi ia dipandang oleh kedua bakal menantunya itu sebagai orang yang berolok-olok saja.
İkisi arasındaki fark sarfiyat olarak alınır.Beda keduanya terletak pada bagaimana kajiannya dilakukan.
Kimya laboratuvarlarının kurulması için büyük çaba sarf etti.Di sana ia mendapat tugas untuk memimpin Laboraturium Kimia.
Yapımcılar Schindlerjuden bulabilmeye ve onları sahnenin çekimi için uçakla götürmeye çok çaba sarf etmiştir.Các nhà sản xuất đã đi tìm những người Schindlerjuden và đưa họ đến hiện trường để quay cảnh này.
Neisser Hansen'in yardımlarını değersizleştirmek için çaba sarf etti.Neisser sau đó đã cố gắng hạ thấp sự ủng hộ của mọi người đối với Hansen.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Tuy nhiên một số Muggle biết được sự tồn tại của thế giới phù thủy.
Neisser Hansen'in yardımlarını değersizleştirmek için çaba sarf etti.ナイサーは努力をする中でハンセンの援助を軽視していた。
Kendi kendine yetebilirlik için çok çaba sarfetse de Kuzey Kore diğer ülkelerden ekonomik yardım almıştır.しかし、経済的自立の願望に反して、北朝鮮は他の諸国からの経済援助に依存し続けている。
Almanya'nın bunun için fazlasıyla harcama yapması, çok güç sarf etmesi lazımdı.それを現実のものにするため、ドイツが注いだ力は凄まじいものだった。
Gösteri için çok emek sarfettik, ne var ki gösteri dilediğimiz başarıyı yakalayamadı.來壓迫、煩苦我等,從今我等,可為所欲為,其不欲者則不為之。
Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.對加於自身的侮辱必定施以懲罰,在幾件事情上會表示慈愛和人情味。
Türkiye ile ilişkilerin kurulması için büyük çaba sarf etmiştir.他还致力于加强与土耳其的关系。
Bu benim karakterim değil" sözlerini sarf etmiştir.그런 까닭으로 나의 체(體)는 단지 나의 형체(形體)에 그치는 것이 아니다.
Türk dilinin sadeleşmesinde büyük emek sarfetmiştir.이슬람교의 폭넓은 영향력에 언어를 통한 유대감 형성이 크게 일조했다.
Bu seferler için İngiltere hazinesinden yaklaşık 24,000£ sarfetmek zorunda kaldı.이는 30만 파운드를 넘는 것으로 당시 잉글랜드의 국고 세입을 훨씬 넘는 것이었다.
Cemi ömrünü gazaya sarfetmiştir.후자는 그의 삶을 생지옥으로 만들었다.
Köksal'ın son günlerinde en çok sarf ettiği cümlesi "ölmek istiyorum, dayanamıyorum artık." idi.故 최진실 전 매니저 "이제는 편안했으면…그립다".
Ayrıca ziraat alanında kooperatifçiliğin kurulması için de çaba sarf ediyordu.또한 그 가창력을 유지하기 위해 엄청난 노력을 했다.
Özellikle o dönemde oldukça kısıtlı olan eğitim imkanlarından herkesin faydalanabilmesi için çaba sarf etti.즉, 문종 때 교육에 많은 노력을 경주한 최충을 당시 사람들이 칭하던 말이다.
"Kur'an üzerine yazılmış Kur'an - efor sarf etmek niye?כך, למשל במילה القرآن (אלקֻראַאן - הקוראן), שאמורה הייתה להיכתב *القرأان.
Kendi kendine yetebilirlik için çok çaba sarfetse de Kuzey Kore diğer ülkelerden ekonomik yardım almıştır.למרות שאיפותיה להסתמכות עצמית, קוריאה הצפונית ממשיכה להישען על תמיכה כלכלית ממדינות אחרות, ללא הפסקה.
Bu riski azaltmak için, önemli derecede efor türbini dengelemek için sarf edilir.על מנת להתחיל לצמצם את הנזק יהיה צורך להקצות למקסיקו כמויות מים גדולות יותר.
İkisi arasındaki fark sarfiyat olarak alınır.ההבדל בין השניים קשה להגדרה.
Dresselhaus ayrıca kadınların fizik gibi alanlara katılımını arttırmak için de çok büyük çaba sarf etti.Дреселхаус отделя много време и усилия за подкрепата на участието на жени във физиката.
Harris'in zayıf yönetmenliği Hepburn'ün güvenini kaybettirdi ve rolünde ilerlemek için büyük çaba sarf etti.Лошото ръководство на Харис разрушава доверието на Хепбърн и тя се измъчва с изпълнението.
Hibrit (melez) otomobillerin amacı benzin sarfiyatını azaltmaktır.Друг фактор, с който Пайпер трябва да се съобразява е недостигът на бензин.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Банката изпълнява и функциите при обмяната на мъгълските пари във вълшебни.