sarf ile cümle

sarf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Merkel, "Romanya AB üyelik yolunda büyük çaba sarf etti." dedi."Romania has made great efforts to join the EU," she said.
Hükümet ekonomiyi canlandırma yönünde yeni çabalar sarfediyor.The government is making new efforts to spark the economy.
Gelecekteki hükümetler bu yönde çok daha fazla çaba sarfetmeli." dedi.Future governments should do much more in this direction," Bello says.
Arnavutluk NATO'ya üye olabilmek için aktif çaba sarfediyor.Albania is also actively seeking integration into NATO.
Yetkililer bu son derece güç durumla başa çıkmak için çok büyük çaba sarfediyorlar.A massive effort by authorities is taking place to deal with this very difficult challenge."
Yaklaşık 7 bin çift, öpüşerek Guinness Rekorlar Kitabı'na girebilmek için çaba sarfetti.Around 7,000 couples strive to smooch their way into the Guinness Book of World Records.
İran ve Pakistan'da "gül-e-şarfi" ya da "gül-e-aşarfi" olarak bilinir.It goes by its local name as gul-e-sharfi and gul-e-asharfi in Iran and Pakistan.
Bu, şarabı diğer birçok sarf malzemesinden ayırır.This distinguishes wine from most other consumable goods.
Daha sonra hastalığın nedenini bulmak için daha fazla çaba sarf edildi ancak başarılı olunamadı.Subsequently, greater efforts were made to find the cause of the disease, but without success.
Sarfatti aynı zamanda Mussolini'nin metresiydi.Sarfatti was also Mussolini's mistress.
Türklerle başa çıkmanın tek etkili yolu kararlı ve kararlı tavırlardır." sözlerini sarfetti. [1]The only effective way to deal with the Turks is with decisive and resolute attitudes."[156]
Şansölyeliği sırasında JTS, Amerikan halkının ilgisini çekmek için önemli çabalar sarf etti.During his chancellorship, JTS made significant efforts to engage the American public.
Müdür, müzenin koleksiyonunu yıkımdan ve yağmadan korumak için çaba sarf etti.The director made efforts to preserve the museum's collection from destruction and plunder.
Hiç efor sarf etmeden on günde beş kilo verebilirsiniz.Sie können ohne Anstrengung fünf Kilo in zehn Tagen abnehmen.
Almanlar ise bu grevleri sonlandırmak için çaba sarf ediyordu.Hocherfreut beenden die beiden ihren Streik.
Bu yüzden bu ikisi patronlarının gözüne girmek için büyük gayret sarf etmektedirler.Beide schauen nach rechts oben (zum Engel).
Fangoria ile yaptığı röportajda şu sözleri sarf etmiştir: "İki şey karar vermemi sağladı.Dennoch sagte er Fangoria: „Zwei Dinge machten mich zuversichtlich.
Böylece Berlin eyaleti ilk defa daha çok para aldı daha çok para sarfetmekdense.Das königliche Schatzamt nahm zum ersten Mal seit langer Zeit mehr Geld ein, als es ausgab.
Nüfusa göre köyün arazisinin yetersizliği nedeniyle, ne kadar emek sarfedilirse edilsin yeterli değildi.Eine eigene Währung schien aufgrund der Landesgröße als sinnlos.
Çin ile yaşanan gerginliğin yumuşatılması için de çaba sarf etti.Auch wolle er die Beziehungen zur Volksrepublik China entspannen.
Küçük gibi görünen bu artışın ise yakıt sarfiyatının %5 yükselmesine neden olduğu tespit edilmiştir.Dieser Effekt kann durch den Zusatz von bis zu 5 % Aktivkohle verstärkt werden.
Teşekkürler, çaba sarfedeceğim, umarım ki seni hayal kırıklığına uğratmam.Merci, je vais faire des efforts, j'espère juste ne pas te décevoir.
Almanlar ise bu grevleri sonlandırmak için çaba sarf ediyordu.Les Allemands eux-mêmes doivent organiser la répression pour faire cesser la grève.
Bu riski azaltmak için, önemli derecede efor türbini dengelemek için sarf edilir.Pour réduire ce risque, des efforts considérables sont faits pour équilibrer la turbine.
Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.Il menace de le destituer s'il ne vient pas de lui-même pour repentance et soumission.
Katil cesedi saklamak için ciddi çabalar sarf etmişti.Il leur faut maintenant cacher le cadavre.
Her iki tarafta son derece gayret sarf ediyordu.Il commence avec beaucoup de prudence des deux côtés.
İkisi arasındaki fark sarfiyat olarak alınır.La différence entre les deux est appelé dynamique.
Böylece Miklo La Onda'ya girmek için büyük çaba sarf etmeye başlar.Kui agita sa lance et grimpa sur le marae.
Bu zamana 12 dakika daha eklendi ve çaba sarf etmesinden dolayı ısısı 1.8 derece yükseldi.Esto añadió otros doce minutos a su tiempo en el vacío y su temperatura se elevó 1,8 ° C por el esfuerzo.
2. işçilerin ne kadar güç sarf edeceğini belirlemek firma için maliyetli olur.Es costoso para las empresas determinar cuánto esfuerzo están realizando sus trabajadores.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Una gran cantidad de esfuerzo se dedica a evitar que los muggles sepan sobre la magia.
ABD ve İngiltere bu iddiaları ne kabul etmek ne de inkar etmek için pek çaba sarfetmedi.Realmente los británicos no desaprobaban ni reconocían aquella conquista.
Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir.Así es que no les doy el pésame, sino la más completa anhorabuena.
Analist hastanın bunlar hakkında bilincine varması için çaba sarf eder.En tal caso, el analista estimula al analizante para que pueda hacer consciente lo que es inconsciente.
Tempo değeri, çalışanın işi gerçekleştirirken sarfettiği efordur.El aprendizaje debe asegurarse toda vez que se perpetúe el valor del trabajo en la persona.
İkisi arasındaki fark sarfiyat olarak alınır.La diferencia entre ambos sería el superrendimiento.
Diaghilev, Gould'un kendi kumpanyasında dans etmesi için çok çaba sarf etmiş ama bunu göremeden ölmüştü.Diághilev le pidió que se uniera a su compañía, pero él murió antes de que ella pudiera hacerlo.
Bu yapı £7mil. sarfı ile renove edilmiş ve 2008'de yeniden açılmıştır.Si estende su 7 ettari ed è stata rinnovata nel 2004.
Her iki tarafta son derece gayret sarf ediyordu.Ma era bellissima in entrambe le occasioni.
Güç sarfiyatı çok düşüktür.La capacità dei serbatoi è ridotta.
Sadece istemekle olmaz, enerji ve efor sarf etmek de gerekir.Одного желания мало. Нужно приложить усилие.
Sarff Kolonisi üçünü alıp bir uzay istasyonuna götürür.Сарфф привозит заключённых на некую космическую станцию.
Kimya laboratuvarlarının kurulması için büyük çaba sarf etti.Предпринимал усилия по расширению химических лабораторий.
Saba Kraliçesi'nin testlerinden oluşan manilerin derlenmesi için büyük çaba sarfedilmiştir.Над ней проводят тесты, пытаясь определить, как много осталось от Королевы Клинков.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Министерству Магии становилось всё сложнее скрывать от магловского общества правду.
Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir.В этот день требуется не веселиться, а скорбеть об умерших.
Sıklıkla yetim oluşunu vurgular ve sevimsiz sözler sarf eder.Часто отмечают готовность ко лжи или заведомо невыполнимым обещаниям.
Kendi kendine yetebilirlik için çok çaba sarfetse de Kuzey Kore diğer ülkelerden ekonomik yardım almıştır.على الرغم من تطلعاتها للاكتفاء الذاتي، كوريا الشمالية اعتمدت على المساعدة الاقتصادية من البلدان الأخرى.
Harris'in zayıf yönetmenliği Hepburn'ün güvenini kaybettirdi ve rolünde ilerlemek için büyük çaba sarf etti.تسبب الإخراج الضعيف عند هاريس من تآكل الثقة عند هيبورن وتصارعت مع الدور.
Kaizen faaliyetlerini yürütmek için yumuşamadan gayret sarf edin.كافح بدون رأفة لتوصيل نشاطات كايزن.
Fakat kendi zamanında Haydn opera eserlerini yazmak için çok zaman sarfetmiştir.لمعظم حياته اعتبر هايدن نفسه أساسا مؤلف أوبرا.
Ayrıca ziraat alanında kooperatifçiliğin kurulması için de çaba sarf ediyordu.في وقت الحَصاد، كان من المتوقع أيضًا أن يساعدوا في العمل الميداني.
Sarff Kolonisi üçünü alıp bir uzay istasyonuna götürür.Sarff leva os três para o que parece ser uma estação de espaço.
Bir sonraki bilincin geri gelişi ise son sözlerini sarf etmesini sağladı."A chegada dele nos deu outro alento.
Bu durum politikanın gerçekleştirilmesi için çaba sarf edenleri hayal kırıklığına uğrattı.O político foi totalmente contra a realização da obra.
Katil cesedi saklamak için ciddi çabalar sarf etmişti.Dead realmente queria parecer um cadáver.
Bu yüzden bu ikisi patronlarının gözüne girmek için büyük gayret sarf etmektedirler.Hij ziet slechts diepe ellende voor hen beiden.
"Kur'an üzerine yazılmış Kur'an - efor sarf etmek niye?Het hiernamaals is levendig beschreven in de Koran.
Türkiye ile ilişkilerin kurulması için büyük çaba sarf etmiştir.Men wil de banden met Turkije volledig doorknippen.

İlgili Sayfalar