sara ile cümle
sara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom çok bira içmez fakat kesinlikle çok şarap içer.Tom doesn't drink much beer, but he sure drinks a lot of wine.
Tom kırmızı şarabı sevmezdi, ama şimdi neredeyse her gün içiyor.Tom didn't use to like red wine, but now he drinks it almost every day.
Tom, İspanyol şarabı ve Şili şarabı arasındaki farkı söyleyemez.Tom can't tell the difference between Spanish wine and Chilean wine.
Tom, iyi bir şaraptan anlar.Tom appreciates good wine.
Tom Mary'nin son şarap şişesini içmesini durdurmaya çalıştı.Tom tried to stop Mary from drinking the last bottle of wine.
Tom kendisi için bira, Mary için kırmızı şarap ısmarladı.Tom ordered beer for himself and red wine for Mary.
Hangisini daha çok seversin, beyaz şarap mı yoksa kırmızı şarap mı?Which do you like better, white wine or red wine?
Hangisini tercih edersin, beyaz mı yoksa kırmızı şarap mı?Which do you prefer, white wine or red wine?
Şaraptan hoşlanmazdım fakat şimdi çok hoşlanıyorum.I didn't use to like wine, but now I like it a lot.
Şarabı sevmezdim fakat şimdi çok seviyorum.I didn't use to like wine, but now I like it a lot.
Kırmızı şarap, lütfen.Red wine, please.
Saray büyük kraliyet lehinde eğleniyordu.The courtier was enjoying great royal favor.
Beyaz Saray ile bağlantılarım var.I have contacts in the White House.
Çok fazla şarap içtim ve baş dönmesi oldu.I drank too much wine, and became dizzy.
Bir bardak beyaz şarap, lütfen.A glass of white wine, please.
Tom en son ne zaman Mary ile birlikte şarap içtiğini hatırlamaya çalıştı.Tom tried to remember the last time he had drunk wine with Mary.
Tom akşam yemeğinden sonra çoğunlukla biraz şarap içer.Tom often drinks a little wine after dinner.
Tom ara sıra bir bardak şarabı sever.Tom enjoys a glass of wine every now and then.
Tom Fransız şarabı için bir tat geliştirdi.Tom developed a taste for French wine.
Tom çok şarap tüketir.Tom consumes a lot of wine.
Tom kesinlikle şarabını seviyor.Tom certainly enjoys his wine.
Tom hangi şarabın daha pahalı olduğunu anlayamaz.Tom can't tell which wine is more expensive.
Tom, pahalı şarap ve ucuz şarap arasındaki farkı söyleyemez.Tom can't tell the difference between expensive wine and cheap wine.
Tom pahalı şarap ve ucuz şarap arasındaki farkı tadamaz.Tom can't taste the difference between expensive wine and cheap wine.
Tom garson kızdan şarap listesini istedi.Tom asked the waitress for the wine list.
Neden şişede hiç şarap kalmamamış? Siz çocuklar, onu içtiniz mi?Why isn't there any wine left in the bottle? Did you kids drink it?
Çocuklar her zaman şaraplarını en az üçte iki suyla karıştırmalılar.Children should always mix their wine, with at least two-thirds water.
Şarap, yaşlı erkeklerin sütüdür.Wine is the milk of old men.
Sara'nın 31 kalemi var.Sara has 31 pens.
Kırmızı şarap, geleneksel olarak balıkla servis edilmez.Red wine is not traditionally served with fish.
Şarap içer misin?Do you drink wine?
Şarap mı içmeniz lazım?Do you need to drink wine?
Şarap içmeniz gerekiyor mu?Do you need to drink wine?
Onları ayrı ayrı sarar mısınız?Could you wrap them up separately?
Tom bir bardağa biraz şarap koydu.Tom poured some wine into a glass.
Ben bira ve şarap içmekten hoşlanırım.I like drinking beer and wine.
Yazar şarap içti.The writer drank wine.
Bizim evle karşılaştırıldığında, seninki bir saray.Compared to our house, yours is a palace.
O bana şarap içirip yemek verdi ve sonra yatağıma götürmek istedi!He wined me and dined me and then wanted to take me to bed!
Kırmızı mı yoksa beyaz şarabı mı tercih edersin?Do you prefer red or white wine?
Sara'yı gelecek ay görecek misin?Will you see Sara next month?
Bir bardak şarap ister misiniz?Would you like a glass of wine?
Bir kadeh şarap içmeye ne dersin?How about we have a glass of wine?
Bu yeşil yapraklar güz aylarında kızarır veya sararırlar.These green leaves turn red or yellow in autumn.
Balık ve kırmızı şarap birlikte iyi gitmez.Fish and red wine don't go well together.
Fransa'da büyük miktarda şarap tüketildi.In France, a great amount of wine is consumed.
Benim gibi ol ve bir kadeh şarap iç.Be like me and have a glass of wine.
Kate'nin şarap içmesine izin vermez.He doesn't allow Kate to drink wine.
Ben şaraptan hoşlanmam.I don't like wine.
İyi kaliteli şarap söz konusu olduğunda hiçbir ülke Fransa'ya rakip olamaz.When it comes to good quality wine, no country can rival France.
Haberi duyduğunda benzi sarardı.She turned pale when she heard that news.
Biradan hoşlanıyorsan, şaraptan hoşlanabilirsin.If you like beer, you might like wine.
Şarap ya da bira içelim.Let’s drink wine or beer.
Bir bardak kırmızı şarap lütfen.A glass of red wine, please.
Yaprak bitleri yaprakları sarartıyor.The aphids are making the leaves turn yellow.
Balığa normalde beyaz şarap eşlik eder.Fish is normally accompanied by white wine.
Ağacın tüm yaprakları sarardı.All of the tree's leaves turned yellow.
Şarap içmem.I don't drink wine.
Patates kızartması ve bir bardak iyi şarapla birlikte tavşanları severim.I love rabbits ... with chips and a good glass of wine.
Beni ziyarete geldiğin iyi: Mahzenden bir şişe kırmızı şarap getirmeye gideceğim.That's nice you came to visit me: I'll go get a bottle of red wine from the cellar.