sara ile cümle
sara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onlara, mühürlü, halis bir şaraptan içirilir,They will be served the choicest wine, sealed
İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler.Where they will take their ease, calling for fruits in plenty, and for wine,
Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.It will throw out sparks as logs of wood
Onlara mühürlü, katıksız bir şaraptan içirilir.They will be served the choicest wine, sealed
Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.And he who confines it will surely come to grief.
Artık çatıları çökmüş, kuyuları metruk, sarayları bomboş kalmıştır.How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
Sonunda, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik.So We opened up the earth and sunk him and his mansion.
Sana şarap ve kumarın hükümlerini soruyorlar.They ask you of (intoxicants,) wine and gambling.
Ona, saraya gir dendi.She was invited to enter the court.
Kaynakları meydanda, akıp duran şarap ırmaklarından taslar sunulur onlara.With cups from a flowing stream being passed around,
Bembeyazdır o şarap, lezzetlidir içenlere.Clear, delicious to drink,
Kaynağından doldurulmuş şaraplarla dolu taslarla ve ibriklerle ve kadehlerle.Cups and decanters, beakers full of sparkling wine,
O şaraptan başları da ağrımaz ve sarhoş da olmazlar.Unheady, uninebriating;
Adaklarını yerine getirir onlar ve şerri, her yanı saran, kaplayan günden korkarlar.Those who fulfil their vows and fear the Day whose evil shall be diffused far and wide,
Ve bir kadehle susuzlukları giderilir ki içindeki şaraba zencefil karıştırılmıştır.There will they drink a cup flavoured with ginger
Sunulur, içirilir onlara halis şarap ki içiminin sonu pek hoştur.They will be served the choicest wine, sealed
Ve bu şaRaba Tesnim ırmağının suyu da karıştırılmıştır.Blended with the water of Tasnim, (heights ultimate of evolution),
Öylesine ateş ki yürekleri sarar, kaplar.Which penetrates the hearts
Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar.They ask you of (intoxicants,) wine and gambling.
Nihayet, Karun'u da sarayını da yere geçirdik.So We opened up the earth and sunk him and his mansion.
İnsanları kuşatıp sarar.Which would envelope mankind.
O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre'yi kuşatıp saran,When the Lote-tree was covered over with what it was covered over;
Ki o gün şiddetle sarsacak olan saracaktır.The day the convulsive (first blast) shatters convulsively
Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar.They ask you of (intoxicants,) wine and gambling.
Nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (ıssız kalmış) ulu saraylar vardır.How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik.So We opened up the earth and sunk him and his mansion.
Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.Unheady, uninebriating;
İyiler ise, kafur katılmış bir kadehten (cennet şarabı) içerler.Surely the devotees will drink cups flavoured with palm blossoms
Onlara orada bir kaseden içirilir ki (bu şarabın) karışımında zencefil vardır.There will they drink a cup flavoured with ginger
(Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebil denir.From a spring by the name of Ever-flowing-Salsabil.
O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.It will throw out sparks as logs of wood
Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar.They ask you of (intoxicants,) wine and gambling.
(Geride) Nice terkedilmiş kuyularla bomboş kalmış yüksek saraylar (bırakılmıştır.)How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
Derken biz onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik.So We opened up the earth and sunk him and his mansion.
Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak.Eyes lowered, shame attending.
O, saray gibi kıvılcımlar atar.It will throw out sparks as logs of wood
Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).Blended with the water of Tasnim, (heights ultimate of evolution),
Sana şarap ve kumar hakkındaki hükmü sorarlar.They ask you of (intoxicants,) wine and gambling.
Sonra da bizim sarayımızda senelerce kalmış, ömrünün bir kısmını bizimle geçirmiştin?”And you lived a number of years of your life with us.
Kraliçeye: “Buyurun, saraya girin” denildi.She was invited to enter the court.
Sarayın eyvanını görünce, zemininde engin ve duru su olduğunu zannedip eteğini yukarı çekti.When she saw it, she took it for a sheet of water, and (pulling up her skirts) uncovered her legs.
Süleyman: “Bu, sırçadan yapılmış şeffaf bir saraydır.”(Solomon) told her: "This is paved with tiles of glass."
O halde sen göğün, bütün insanları saracak olan aşikâr bir duman çıkaracağı günü gözle.Which would envelope mankind.
O, birer saray gibi kıvılcımlar atar.It will throw out sparks as logs of wood
Kendilerine ağzı mühürlü saf şarap şişelerinden şarap ikram edilir.They will be served the choicest wine, sealed
O şaraba Tesnim içkisi de karıştırılır.Blended with the water of Tasnim, (heights ultimate of evolution),
Onu bürüyüp saran gece hakkı için!The night when it covers him over,
Biz zalimler için onları çepeçevre saracak bir ateş hazırladık.We have prepared for the sinners a fire which will envelope them in its tent.
Onlardan arta kalanlar, çökmüş çatılar, terkedilmiş kuyular ve ıssız saraylardı...How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
Ona, "Sarayın salonuna gir," dendi.She was invited to enter the court.
Sarayın salonunu görünce, su havuzu sanarak bacaklarını sıvadı.When she saw it, she took it for a sheet of water, and (pulling up her skirts) uncovered her legs.
İnsanları çepeçevre saracaktır; bu acı bir azaptır.Which would envelope mankind. That would be a grievous affliction.
Kıvılcımlar saçar, saraylar gibi...It will throw out sparks as logs of wood
(Duman) İnsanları sarar. Bu, acı bir azabdır.Which will envelop the people; this is a painful punishment.
Onlara, işledikleri kötü şeyler belli olur; alaya aldıkları şeyler de kendilerini çepeçevre sarar.And the evils they earned appeared to them, and the thing they used to mock at descended upon them.
"Ey benim zından arkadaşlarım! Rüyanıza gelince: Bir taneniz rab edindiği kişiye şarap sunacak.“O my two fellow-prisoners!
İnsanları kuşatıp sarar. İnletici bir azaptır bu.Which will envelop the people; this is a painful punishment.
"Ey benim zindan arkadaşlarım! Biriniz efendisine yine şarap sunacak.“O my two fellow-prisoners!
Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu.“When your sister went, then said, ‘Shall I show you the people who may nurse him?’
Onlardan biri dedi ki: "Ben düşümde şarap sıktığımı görüyorum."Said one of them, 'I dreamed that I was pressing grapes.