sara ile cümle
sara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu saraydaki en büyük sırdır.It's the top kept secret in the Palace.
Sonra...Neler oldu? Bir oğlana dönüştükten sonra, Saraydan sürüldü.Then...then what happened later? after she turned into a boy, he was expelled by the Palace.
Hsiang sarayda hapis.Hsiang's immured at the Palace.
Sarayın tütsüsüyle uyuşmuş olarakHe's locked in the water gate.
Saraydakilerin seni öldürmek istediğini bilmez misin?Don't you know people from the Palace want to kill you?
Çünkü sarayınızı yok etmek istiyorlar.Because they want to ruin the Palace.
[Sarah Faitell- "Fatal"][Sarah Faitell--"Fatal"]
"Bu öğleden sonra oynar Sarasate St James Hall," diye belirtti."Sarasate plays at the St. James's Hall this afternoon," he remarked.
Beyaz Saray, İsveç Hükümeti'ni olaya el koymaya zorladı.The White House forced the Swedish government to intervene.
Hadi, 1993 yılına ileri saralım...Let's fast-forward to 1993...
Sarah Palin tarafından işgal edilen kültürel boşluğu başka ne şekilde açıklayabiliriz?How else to explain the cultural space occupied by Sarah Palin?
Sarah Palin ve reality show'u gibi olsaydı.Sarah Palin and her reality TV show.
"Kötü şarapları biriktiriyorum. "I came up with a saying, which is, "I collect bad wines."
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Because if the wine is ready and the person is there, I'm opening it.
Bu şaraba Cannonau diyorlar.It's called Cannonau.
Neden şu koca sarayda gittiğim her yerde sen varsın?Why is it that in this large palace, everywhere I go, you're there?
Saraydakiler çıktığımı öğrenirlerse çıldırır.If they know I'm gone at the palace, they'll go nuts.
Pek zeki olmasam da... ...sarayda bana yardımcı olan insanlar oldukça zeki.I may not be very clever, but the people who help me in the palace are very clever.
Bu sarayda etrafı izleyen bir sürü göz var.Do you know how many eyes there are here?
Onu Mavi Saray için tüm ulus tarafından... ...kabul gören bir konuşmacı yapalım.I'm saying mold her into a speaker that can reach all citizens, a speaker for the Blue House.
Saray dışında bir bardak kahve içelim.Let's have a cup of tea, outside the palace.
Saray çok sıkıcı ve basık bir yer.The palace is too stuffy and boring.
Beyaz Saray. Beyaz Saray.White House.
Beyaz Saray'da.White House.
Şarabın 200 çeşidini bilen bir komşum var.I have a neighbor who knows 200 types of wine.
Ben yalnızca iki şarap çeşidi bilirim -- kırmızı ve beyaz.I only know two types of wine -- red and white.
Hep kolay kızarırım; fiziksel efordan, şaraptan, kuvvetli duygulanmalardan.I have always flushed easily, from physical exertion, from wine, from high emotion.
George bir bardak şarap daha koydu ve bana döndü.George drained another glass of claret and turned to me.
Burada biraz öne saracağım.I'm going to jump forward here.
Şarap hakkında nasıl konuşulur bilmiyordum.I didn't know how to talk about wine.
Şarapla yemeği ve Amsterdam'daki kahve dükkanlarında daha birçok zevki paylaşıyoruz.We've shared wine and food and other sorts of fabulous experiences in coffee bars in Amsterdam.
Ama etrafımızı saran zinciri unuttuk.We forgot about the entire chain around us.
Ev deđil, saray.Its not house,like a palace.
Bize biraz daha şarap getir!Bring us more wine!
Bizim şarabımızı dökmeye nasıl cesaret edersin?How dare you spill our wine?
Rahip bu şarabı bırakmış.This wine was left by the monk.
Bu arkadaşınızı yanında şarap içerek de tüketemezsiniz.You never run out of that companion as you drink this wine, too.
Ve bunu bu şekilde öne sarabiliyorum.And I can run it forward, like this.
Müzik: Handel Sarabande(Music)
Zamanı hızlıca ileri saralım, bir yıl sonrasına gidelim.One year. So what's happened?
Danseder oynarım, yüzüm şaraptan kızarırDance and dance, my face blushes from the wine
İnsan şarapneli.It's human shrapnel.
Şarap severim.I like wine.
Şarap da mükemmeldi.This wine is wonderful.
-Sarah Palin'in kızının dansına devam etmesini sağlayabilirim.I can keep Sarah Palin's daughter dancing.
'Biraz şarap,' Mart Tavşanı dedi tonu teşvik etmek.'Have some wine,' the March Hare said in an encouraging tone.
'Herhangi bir şarap görmüyorum "diye belirtti.'I don't see any wine,' she remarked.
Bebek figürüne de bakalım, bebeği saran kumaş ustaca ve itinayla boyanmış.Dr. Zucker: And look at the way that the representation of Mary's soul--the infant
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.That wine we had yesterday would have been perfect.
lobici olmak için ayrıldılar, bunların %42'si Beyaz Saraydan.left to become lobbyists, 42 percent of the House.
Ve babasının sarayına dönüyor.She's in her father's palace.
Hemen sıcak çörek ve şarap getir ! Geliyor !Hurry ! bring hot muffin and wine it is coming !
Birader, şarap beni çarptı !Brother, I am drunk !
1994'de Rwanda'daki soykırımın haberini yapmak için kısa süreliğine Saraybosna'dan ayrıldım.In 1994, I briefly left Sarajevo to go report the genocide in Rwanda.
Chateau Latiffe dünyanin en iyi şaraplarından biridir. şarap mahseninin prensi olarak gösterilir.Château Lafitte is one of the greatest wines in the world, the prince of any wine cellar.
Şarap mahseni var ki buradan ücretsiz şarap temin edebiliyorsunuz.It comes with its own wine cellar that you can draw freely from.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.There was one object that I could not get my hands on, and that was the 1947 Cheval Blanc.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.The '47 Cheval Blanc is probably the most mythologized wine of the 20th century.
Cheval Black 60 yıllık bir şarap.But it's 60 years old.
Masamda bilirsiniz şarabı müthiş bulanlar vardı.There were people at my table who thought it was, you know, fantastic.