sara ile cümle
sara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben bu et yemeğini senin en iyi beyaz şarabınla yemek isterim.I'd like to have this meat dish with your best white wine.
Bu saray zengin kral için inşa edilmiştir.This palace was built for the rich king.
Bu şarap üzümlerden yapılmıştır.This wine is made from grapes.
Bu şarap son derece lezzetli.This wine is extremely delicious.
Hoşunuza gidip gitmeyeceğini anlamak için bu şarabın tadın.Taste this wine to see if you like it.
Bu şarabın tadı iyi.This wine tastes good.
Bu çorbanın şarap tadı var.This soup tastes of wine.
Burada yapılan şarap çok ünlüdür.Wine made here is very famous.
Ken, onun doğum gününde babası için iyi bir şarap aldı.Ken bought a fine wine for his father on his birthday.
Bardağın dibinde kalmış biraz şarap var.There is a little wine left in the bottom of the glass.
Biraz yerel şaraba sahibiz.We have some local wine.
İyi bir şarap gibi, o yaşla gelişir.Like a good wine, he improves with age.
İyi bir şarap listeleri yoksa, burada yemek yemek istemiyorum.Unless they have a good wine list, I don't want to eat here.
Niçin o beyaz şaraptan biraz denemiyorsunuz?Why not try some of that white wine?
Kral ve ailesi kraliyet sarayında yaşar.The king and his family live in the royal palace.
Belediye Sarayı şehrin merkezinde.The city hall is in the center of the city.
Biz biftek yedik ve şarap içtik.We ate steak and drank wine.
Sadece en iyi marka şarap kullanırız.We use only the best brand of wine.
Fazla şarap içmem.I don't drink much wine.
Şarabı plastik bir torbaya koydum ve buzlu suya batırdım.I poured the wine in a plastic bag and then dipped it in ice water.
Ben şarap istemiyorum.I don't care for wine.
Şaraptan hoşlanmazdım fakat şimdi oldukça düşkünüm.I didn't use to like wine, but now I'm quite fond of it.
Beyaz şarabı kırmızıdan daha çok severim.I like white wine better than red.
Kırmızı şarabı beyazdan daha çok severim.I like red wine better than white.
Kırmızı şarabı beyaza tercih ederim.I prefer red wine to white.
Onu Kyoto Kıraliyet Sarayına götürdü.I took him to the Kyoto Imperial Palace.
Şarabı, kadını ve şarkıyı sevmeyen bütün ömrü boyunca bir aptal kalır.He who loves not wine, woman and songs, remains a fool his whole life long.
Başbakan Beyaz Saray'a resmi bir ziyarette bulundu.The prime minister paid a formal visit to the White House.
Sonbaharda yapraklar sararır.In autumn the leaves turn yellow.
Kraliçe Buckingham Sarayında yaşamaktadır.The Queen lives in Buckingham Palace.
Şaraba yeni bir vergi konuldu.A new tax was imposed on wine.
Eski şişelere yeni şarap koymayın.Do not put new wine into old bottles.
Hükümet şaraba yeni bir vergi koydu.The government has imposed a new tax on wine.
Kırmızı şarap mı mı yoksa beyaz şarap mı istersin?Would you like red wine or white wine?
Kırmızı şarap etle birlikte beyazdan daha iyidir.They say red wine is better with meat than white.
Kırmızı etle en iyi hangi şarap gider?Which wine goes best with red meat?
Bir demiryolu ağı tüm Japonya'yı sarar.A network of railroads spreads all over Japan.
Beyaz şarabı onu servis etmeden önce soğutsan daha iyi olur.It's better to chill white wine before you serve it.
Beyaz şarap mı yoksa kırmızı şarap mı istersin?Would you like white wine or red?
Çok fazla sigara içmekten, dişleri sararmış.His teeth are yellow from smoking too much.
O, bardağı şarapla doldurdu.He filled the glass with wine.
O, Kate'in şarap içmesine izin vermez.He doesn't let Kate drink wine.
O üzümlerden şarap yapar.He makes wine from grapes.
Bir gün bile şarapsız yapamaz.He can't go without wine for even a day.
O bir şişe şarap içti.He drank a bottle of wine.
Beni gördüğü an, benzi sarardı ve kaçtı.The moment he saw me, he grew pale and ran away.
O bazen şaraptan hoşlanır ama çoğunlukla viski içer.He enjoys wine sometimes, but mostly he drinks whisky.
O bir bardak kırmızı şarap içti.He drank a glass of red wine.
O asla şaraba dokunmadı.He never touched wine.
Onlar bir şişe şarap açarak onun başarısını kutladılar.They celebrated his success by opening a bottle of wine.
Onlar iki şişe şarap içtiler.They drank two bottles of wine.
Akşam yemeğinde bir şişe kırmızı şarap içtiler.They drank a bottle of red wine at dinner.
Şarabın hepsini içtiğine şaşırdım.I was amazed that she had drunk all of the wine.
O şarap sever.She likes wine.
Zaman zaman biraz şarap içer.She drinks a little wine at times.
Partide iki bardak şarap içti.She drank two glasses of wine at the party.
O, birayı şaraba tercih eder.She prefers beer to wine.
O, saraya kadar bana rehberlik yaptı.She guided me to the palace.
Onun korkudan benzi sarardı.She turned pale with fear.
Babam genelde bira içer ama bu akşam şarap içti.My father usually drinks beer, but this evening he drank wine.