Ana içeriğe geç
Sözlük

sara ile cümle

sara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sarayın uzun bir kulesi var.The palace has a tall tower.
Bizim evle karşılaştırıldığında, onunki bir saray.Compared to our house, his is a palace.
Çiçekler sararıp solmuştu.The flowers withered up.
Kraliyet ailesi İmparatorluk Sarayı'nda yaşıyor.The royal family lives in the Imperial Palace.
Kıraliyet Sarayı bir tepenin üstüne yapıldı.The royal palace was built on a hill.
Beyaz Saray'ı kim tasarladı?Who designed the White House?
Ağaçtaki tüm yapraklar sarardı.All the leaves on the tree turned yellow.
Haberi duyunca, benzi sarardı.When she heard the news, she turned pale.
Haberi işitince sarardı.On hearing the news, he turned pale.
Haberi işitince benzi sarardı.On hearing the news, he turned pale.
Saray ziyaretçileri bugün hala bu tenis kortunu görebilirler.Visitors to the palace can still see this tennis court today.
Kral bir zamanlar o sarayda yaşıyordu.The king once lived in that palace.
Sarah paralarının geri verilmesini talep etti.Sarah demanded that she be given a refund.
Bu yeşil yapraklar sonbaharda kızarır veya sararır.These green leaves turn red or yellow in fall.
O kalıntılar bir zamanlar görkemli bir saraydı.Those ruins were once a splendid palace.
Bu saray zengin kral için inşa edilmiştir.This palace was built for the rich king.
Kral ve ailesi kraliyet sarayında yaşar.The king and his family live in the royal palace.
Belediye Sarayı şehrin merkezinde.The city hall is in the center of the city.
Onu Kyoto Kıraliyet Sarayına götürdü.I took him to the Kyoto Imperial Palace.
Başbakan Beyaz Saray'a resmi bir ziyarette bulundu.The prime minister paid a formal visit to the White House.
Sonbaharda yapraklar sararır.In autumn the leaves turn yellow.
Kraliçe Buckingham Sarayında yaşamaktadır.The Queen lives in Buckingham Palace.
Bir demiryolu ağı tüm Japonya'yı sarar.A network of railroads spreads all over Japan.
Çok fazla sigara içmekten, dişleri sararmış.His teeth are yellow from smoking too much.
Beni gördüğü an, benzi sarardı ve kaçtı.The moment he saw me, he grew pale and ran away.
O, saraya kadar bana rehberlik yaptı.She guided me to the palace.
Onun korkudan benzi sarardı.She turned pale with fear.
Bunu ayrı olarak sarar mısınız, lütfen?Could you wrap this separately, please?
Annem haberi duyunca sarardı.My mother grew pale on hearing the news.
Yapraklar kızarmaya ve sararmaya başladı.The leaves began to turn red and yellow.
Birçok ülkeden politikacılar Beyaz Saray'a hac yaptılar.Politicians from many countries made pilgrimages to the White House.
Saray sıkı şekilde korunuyordu.The palace was heavily guarded.
Sen bizimle Beyaz Saray'a kadar gelecek yeni köpek yavrusu kazandın.And you have earned the new puppy that's coming with us … to the White House.
Sarah ve Marsha - Siz ikinizi hayal edebileceğinizden daha çok seviyorum.Sarah and Marsha - I love you both more than you can imagine.
Bu kral ve kraliçenin yaşadığı saraydır.This is the palace the king and queen live in.
Huş ağacı yaprakları zaten sarardı.The birch leaves have already turned yellow.
Ben kendi sigaramı sararım.I roll my own cigarettes.
Güzel Sanatlar Sarayı nerede?Where is the Palace of Fine Arts?
Bu paketi benim için düzgün bir şekilde sarar mısın?Will you wrap this package neatly for me?
Aristokratlar imparatorluk sarayının doğusunda ve batısında yaşadı.Aristocrats lived to the east and west of the imperial palace.
Ağacın üzerindeki tüm yapraklar sarardı.All the leaves on the tree have turned yellow.
Derhal Beyaz Sarayı aradı.He immediately called the White House.
On iki yıl Sarayda hizmet etti.He served in the House for twelve years.
Doktorlar Beyaz Saray'a çağırıldılar.Doctors were called to the White House.
Thomas Jefferson 1809'un Mart ayında Beyaz Saray'dan ayrıldı.Thomas Jefferson left the White House in March of 1809.
Bir haberci mektubu Beyaz Saray'a götürdü.A messenger took the letter to the White House.
Truman, Beyaz Saray'a dakikalar içinde ulaştı.Truman arrived at the White House within minutes.
Benim adım Maria Sara.My name is Maria Sara.
Benim ismim Maria Sara.My name is Maria Sara.
Bir gün Beyaz Saray'ı ziyaret etmek ister misiniz?Would you like to visit the White House someday?
Saray büyük kraliyet lehinde eğleniyordu.The courtier was enjoying great royal favor.
Beyaz Saray ile bağlantılarım var.I have contacts in the White House.
Sara'nın 31 kalemi var.Sara has 31 pens.
Onları ayrı ayrı sarar mısınız?Could you wrap them up separately?
Bizim evle karşılaştırıldığında, seninki bir saray.Compared to our house, yours is a palace.
Sara'yı gelecek ay görecek misin?Will you see Sara next month?
Bu yeşil yapraklar güz aylarında kızarır veya sararırlar.These green leaves turn red or yellow in autumn.
Haberi duyduğunda benzi sarardı.She turned pale when she heard that news.
Yaprak bitleri yaprakları sarartıyor.The aphids are making the leaves turn yellow.
Ağacın tüm yaprakları sarardı.All of the tree's leaves turned yellow.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod