sara ile cümle
sara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Peynir ya da şarap değilseniz yaşın bir önemi yoktur.Age is not important, unless you are either cheese or wine.
Ağaçların yaprakları sonbaharda sararır.The leaves of the trees turn yellow in the fall.
Bir şişe daha şarap getirmeliydik.We should've brought another bottle of wine.
Bunu şarabın üstün kalitesine bağlıyorum efendim.I attribute it to the superior quality of the wine, sir.
Tom benim bilgim olmadan şarap bardaklarını değiştirdi.Tom switched the wine glasses without my knowing.
Tom ve Mary bir şişe şarap ayırdı.Tom and Mary split a bottle of wine.
Hangi şarabı tavsiye edersin?Which wine would you recommend?
Tom her iki bardağı şarapla doldurdu.Tom filled both glasses with wine.
Tom, her pazar sabahı ekmek-şarap ayinine gider.Tom goes to mass every Sunday morning.
İşte şarap listesi.Here's the wine list.
Baharatla kaynatılmış şarap içiyorum.I'm drinking mulled wine.
Bu şarap iyi mi?Is this wine good?
Ben her gün şarap içerim.I drink wine every day.
O şarap sadece üzüm suyu.That isn't wine. It's grape juice.
Bir kadeh kırmızı şarap ister misin?Would you like a glass of red wine?
Bu şarap bir yaşın üzerinde.This wine is over a year old.
Emina, Saraybosnalı bir kızdır.Emina is a girl from Sarajevo.
Sara'nın otuz bir tane tükenmez kalemi var.Sara has thirty-one ballpoint pens.
Şarap içiyor musun?Are you drinking wine?
Şarap içtin mi?Did you drink wine?
Tom bir şarap tüccarı.Tom is a vintner.
Bu şarap iyidir.That wine is good.
Tom'un zaten üç bardak şarabı vardı.Tom has had three glasses of wine already.
Bu bir Fransız şarabı mı?Is it a French wine?
Avrupalılar şarabı seviyor.Europeans love wine.
Sangiovese bir İtalyan şarabıdır.Sangiovese is an Italian wine.
Sangiovese bir şaraptır.Sangiovese is a wine.
Bira, votka, şarap ya da soda mı tercih edersin?Do you prefer beer, vodka, wine, or soda?
Bira mı, votka mı, şarap mı yoksa kola mı alırsın?Do you prefer beer, vodka, wine, or soda?
Bu saray bizim şehirde en ünlü ve en iyi takdir edilen cazibesidir.This palace is the most famous and best appreciated attraction in our city.
Bizim evimizle karşılaştırıldığında, onunki neredeyse bir saray.Compared to our house, his is virtually a palace.
Saray insanlar tarafından çevrilidir.The palace is surrounded by the people.
Ben sarardım.I blanched.
Biraz şarap içelim mi, ahbap?Are we gonna get some wine, dude?
Vay, o beş şişe şarap içti!Wow, he drank five bottles of wine!
Ben kırmızı üzerine beyaz şarabı tercih ederim.I prefer the white wine over the red.
Aldığım tüm şarabı içmedin, değil mi?You didn't drink all the wine that I bought, did you?
Şarap insanın kalbini mutlu eder.Wine makes man's heart happy.
Beyaz şarabı beğeniyor musun?Do you like the white wine?
Keşke birkaç şişe iyi şarabım olsa.I wish I had a couple of bottles of good wine.
Bir bardak şarap sipariş ettim.I ordered a glass of wine.
Bir araştırmaya göre, günde sadece bir bardak şarap içmek sağlığınıza zarar verecektir.Drinking just one glass of wine a day will damage your health, according to a study.
Beyaz şaraptan hoşlanıyor musun?Y'all like white wine?
Siz beyaz şaraptan hoşlanıyor musunuz?Do you guys like white wine?
Ben şarap getiriyorum.I'm bringing wine.
Ben şarap getireceğim.I'll bring wine.
O şarabın iyi olduğunu düşünüyorum.I think that wine is good.
Bu şarabın iyi olduğunu düşünüyorum.I think this wine is good.
Şarap iyidir.The wine is good.
Ben asla şarap içmem.I never drink wine.
Protestocular başkanlık sarayının önündeki barikatları yarıp geçtiler.The protestors broke through the barricades in front of the presidential palace.
Onun kötü birçok fazla şarap içme alışkanlığı var.He has a bad habit of drinking too much wine.
Sosyalist ayaklanma papaya ait sarayı kamulaştırdı.The socialist insurgency expropriated the Apostolic Palace.
Bir şişe şarap kalmıştı.There was a bottle of wine left.
Çok ekmek ye, biraz şarap iç!Eat a lot of bread, drink a little wine!
Tom şarap şişesini tek başına bitirdi.Tom finished the bottle of wine by himself.
Tom ışığa karşı güzel kırmızı rengi izlemek için şarap kadehini kaldırdı.Tom raised his glass of wine to watch the beautiful red color against the light.
Tom kırmızı şarap içiyor.Tom is drinking red wine.
Menü ve şarap listesini görebilir miyim?Could I see the menu and wine list?
Buna bir saray diyen küstahtır. Aslında bu büyük bir ev.It's presumptuous to call this a palace. Essentially, it's a big house.