sarılma ile cümle
sarılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ben sadece bir baba var. çok meşgul insanların öldürülmesi, oğlu ya da sarılmak ailesini çok seviyorum.Non ho una mamma.
Ben sadece bir baba var. çok meşgul insanların öldürülmesi, oğlu ya da sarılmak ailesini çok seviyorum.Tôi không có một người mẹ.
Ben sadece bir baba var. çok meşgul insanların öldürülmesi, oğlu ya da sarılmak ailesini çok seviyorum.Yo no tengo una mamá.
Ben sadece bir baba var. çok meşgul insanların öldürülmesi, oğlu ya da sarılmak ailesini çok seviyorum.Аз нямам майка.
Ben sadece bir baba var. çok meşgul insanların öldürülmesi, oğlu ya da sarılmak ailesini çok seviyorum.У мене немає мами.
Ben sadece bir baba var. çok meşgul insanların öldürülmesi, oğlu ya da sarılmak ailesini çok seviyorum.У меня нет мамы.
Ben sadece bir baba var. çok meşgul insanların öldürülmesi, oğlu ya da sarılmak ailesini çok seviyorum.אין לי אמא. יש לי רק אבא מי אנשים הורגים עסוק מדי, לא לחבק את בנו או
Ben sadece bir baba var. çok meşgul insanların öldürülmesi, oğlu ya da sarılmak ailesini çok seviyorum.彼の家族が大好きです。 私はこのはうんざりだ。私はこれを行うにはしたくない。
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.A za hodinu nebo za dvě říká: "Bryane, pořád ještě cítíš moje objetí?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Begegnete ich ihr ein-zwei Stunden später, kam sie zu mir und sagte: "Bryan, fühlst du noch meine Umarmung?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Een uur of zo later, kwam ze naar me toe en vroeg: "Bryan, voel je nog steeds mijn knuffel?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.És egy óra múlva, ha megint találkoztunk, megkérdezte, hogy "Bryan, érzed még, hogy ölellek?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.E un'ora o due dopo, se la vedevo, sembrava che mi dicesse: "Bryan, senti che ti sto ancora abbracciando?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Jeśli po godzinie lub dwóch znów się widzieliśmy, pytała mnie: "Bryan, czujesz jeszcze moje objęcie?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.그리고 한두시간 후면 할머니가 저한테 다가오셔서 "내가 껴안는걸 지금도 느낄 수 있냐?"라고
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Şi o oră mai târziu, dacă o vedeam, venea la mine şi zicea, "Bryan, mă mai simţi şi acum îmbrăţişându-te?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Uma hora ou duas depois, se a via, ela dizia-me: "Bryan, ainda sentes os meus abraços?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Una o dos horas después, volvía a mirarla, se me acercaba y me decía, "Bryan, ¿todavía sientes mi abrazo?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.И час или два по-късно, ако я видех, тя идваше и казваше "Брайън, още ли ме усещаш да те прегръщам?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.Час или два спустя, если я снова её видел, она спрашивала: "Брайан, ты ещё чувствуешь, что я тебя обнимаю?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.וכעבור שעה או שעתיים, אם ראיתי אותה, היא היתה ניגשת אליי ואומרת: "בריאן, אתה עדיין מרגיש אותי מחבקת אותך?"
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.وبعد ساعةٍ أو اثنين لاحقاً ، إذا قابلتها ، تأتي نحوي وتقول : " بريان : هل لازلت تحس بضمتي لك ؟ "
Bir iki saat sonra onu tekrar gördüğümde bana "Bryan, sana sarılmamı hala hissediyor musun?" diye sorardı.私に近寄り「まだ抱かれてる 感じはあるかい?」と聞き 「ううん」なら また抱きついてきて
Bu iki adam, halkın önünde sarılmaya devam ediyorlardı.In der Öffentlichkeit hielten die beiden Männer weiterhin zusammen.
Bu iki adam, halkın önünde sarılmaya devam ediyorlardı.공공 장소에서 두 사람은 포옹 했다.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.Đó là điều kì diệu, và để lý giải cho điều này chính là khả năng khoanh vùng những giá trị thiêng liêng.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.E miraculos, iar una din explicații e abilitatea de a ne învârti în jurul valorilor sacre.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.Es milagroso, y parte de la explicación es esta habilidad de juntarnos alrededor de valores sagrados.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.Es scheint wie ein Wunder und ein Teil der Erklärung ist die Fähigkeit, sich um heilige Werte zu versammeln.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.È un miracolo, e parte della spiegazione sta nella capacità di riunirci attorno a valori sacri.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.Ez csodálatos, és a magyarázat egy része, hogy képesek vagyunk szent értékek körül forogni.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.Het is miraculeus en wordt deels verklaard door het vermogen rond heilige waarden te cirkelen.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.그것은 기적이고, 이를 설명할 수 있는 것은 신성한 가치를 위해 뭉치는 능력입니다.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.To zadziwiające. Częścią wyjaśnienia jest zdolność 'okrążania' świętych wartości.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.Είναι αξιοθαύμαστο και εξηγείται εν μέρει από την ικανότητά μας να συσπειρωνόμαστε γύρω από ιερές αξίες.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.Это просто чудо, и частично это объясняется нашей способностью собираться вокруг священных ценностей.
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.מציידים-לקטים, לפני 10,000 שנה, לבניית ערי ענק אלה תוך כמה אלפי שנים בלבד?
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.انها معجزة، و جزء من السبب هو قدرتنا على الدوران حول قيم مقدسة
Bu mucizevi, ve açıklamasının bir kısmı da bu kutsal değerlerle sarılma yeteneğidir.神聖な価値観に集う能力が あったことは否めません このように古代文明では 寺院や神々が大きな役割を担っていました
Buna sarılmak ister miyim hiç !세상에, 이 아기를 절대 안고 싶지 않을 거라고 생각할 겁니다.
Buna sarılmak ister miyim hiç !"Meu deus, apetece-me tanto abraçá-lo". Esta é a estranha inversão.
Buna sarılmak ister miyim hiç !Oh meine Güte, das will ich doch gleich umarmen.
Buna sarılmak ister miyim hiç !Penseremmo: o mio Dio, lo voglio davvero abbracciare.
Buna sarılmak ister miyim hiç !Říkali bychom: Jejdamane, můžu si ho pochovat?
Buna sarılmak ister miyim hiç !"Voi hyvät hykkyrät, kun joskus pääsisin halimaan tuollaista."
Buna sarılmak ister miyim hiç !We zouden denken, ach gossie, die zou ik wel op kunnen snoepen.
Buna sarılmak ister miyim hiç !זה היה... היינו חושבים: "אלוהים, אני כל-כך רוצה לחבק את זה."
Buna sarılmak ister miyim hiç !سنفكر ، يا إلاهي ، هل أنا فعلاً أريد أن أحضن هذا
Buna sarılmak ister miyim hiç !これが 奇妙な逆転です
Bu yükseklik elyafın bobinlere sarılmadan önce soğumasına imkan tanır.De hoogte zorgt ervoor dat de glasvezel kan afkoelen voordat hij op een rol wordt gedraaid
Bu yükseklik elyafın bobinlere sarılmadan önce soğumasına imkan tanır.Die Höhe erlaubt der Faser abzukühlen bevor sie auf eine Trommel gewickelt wird.
Bu yükseklik elyafın bobinlere sarılmadan önce soğumasına imkan tanır.Höjden ger fibern möjlighet att svalna innan den rullas upp på trumman.
Bu yükseklik elyafın bobinlere sarılmadan önce soğumasına imkan tanır.L\'altezza permette alla fibra di raffreddarsi prima di essere avvolta.
Bu yükseklik elyafın bobinlere sarılmadan önce soğumasına imkan tanır.Wysokość pozawala ochłodzić się włóknu, zanim zostanie ostatecznie ukształtowane.
Bu yükseklik elyafın bobinlere sarılmadan önce soğumasına imkan tanır.Высота позволяет волокну остыть до намотки на барабан.
Buzula Sarılma Elbisesi olarak adlandırılan bir cihaz yaptım.저는 "빙하를 포용하는 옷"이라고 불리는 것을 만들었어요
Buzula Sarılma Elbisesi olarak adlandırılan bir cihaz yaptım.Saya membuat sebuah alat yang disebut Setelan Pemeluk Glasier ini.
Buzula Sarılma Elbisesi olarak adlandırılan bir cihaz yaptım.בניתי מכשיר שנקרא חליפת חיבוק קרחון.
Buzula Sarılma Elbisesi olarak adlandırılan bir cihaz yaptım.وقد صممت جهازاً أطلقت عليه بذلة إحتضان الجليد (جلاسير إمبريسنغ سوت).
Buzula Sarılma Elbisesi olarak adlandırılan bir cihaz yaptım.(笑)
İlgili Sayfalar