sarılı ile cümle
sarılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Daha sonra eşit parçalara ayrılıp kuzu gömleği parçaları ile sarılır.ثم يغلى وتنزع رغوته ويلقى عليه كف حمص منقوع مقشر.
Denize düşen yılana sarılır.الغريق يعانق الأفعى.
Vali, Andrea'ya sarılır ve her şeyin yoluna gireceğini söyler.O Governador garante a Andrea que tudo vai ficar bem.
Hanım, usta'ya sarılırken ona "Sen olmayı seviyorum" demiştir.Quando Missy abraça o Mestre, ela diz: "Adorei ser você".
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.Os dois se abraçam e se beijam.
Özlemle sarılırlar.E falam com saudade.
Çok geçmeden evinin kapısını hızla açar ve karısına çok sevinçle sarılır.Hora de finalmente conseguirmos nossa chave da porta da frente e capturar nosso fiel amigo.
Ankara Belediye Başkanı'nın emriyle tabutu, Türk bayrağına sarılı olarak defnedilmiştir.O embaixador do México decidiu então que fosse sepultado coberto com a bandeira mexicana.
Murder'ın ölümüyle zombi transından kurtulan Madeleine kendine gelir ve Neil'e sarılır.A morte de Murder libera Madeleine de seu transe zumbi, e ela desperta para abraçar Neil.
Hepsi bir kumaş parçası içine sarılır.Eles saltam em uma caixa cheia de pedaços de tecido.
Böylece kardeş olduklarını anlarlar ve birbirlerine sarılırlar.Seus pais a encontram lá e se abraçam.
Devlet Başkanı Chávez ve çok sayıda bakanı içerideyken Başkanlık Sarayının etrafı tanklar tarafından sarılır.President Tandja en andere ministers werden op dat moment vastgehouden.
Kalabalık tarafından sarılır.Hij wordt door de bevolking gelyncht.
Carl, babasının geri dönmüş olmasından memnun bir şekilde ona sarılır.Tom is dolgelukkig dat zijn gezin terug compleet is.
Hepatit C virüsü; küçük, sarılı, monokataner, pozitif duyulu bir RNA virüsüdür.Het hepatitis C-virus is een klein, positief enkelstrengig RNA-virus.
Bu yüzden Halife keçeye sarılıp atlar tarafından çiğnetilmişti.Daarom werden ze in een tapijt gewikkeld en door paarden vertrappeld.
Sonra baba ve üç kızı birbirlerine sarılırlar.Vader en dochter waren van elkaar vervreemd geraakt.
Meyvesi kağıdımsı bir kabuğa sarılıdır.De top van de vruchten is bedekt met een hoedje.
Birden Giles gelir ve Buffy ona sarılıp ağlar.Bjarne haalt haar eruit en Astrid loopt huilend en kwaad weg.
"Hepiniz, toptan sımsıkı Allah'ın ipine (İslâm Dini'ne ve Kur'ân-ı Kerîm'e) sarılın.Ma’add al-Mu’izz li-Din Allah; Al-Mu’izz; Muizz (ur. ok.
Kalabalık tarafından sarılır.Był wielbiony przez tłumy.
Yenidoğan sarılığı, hayata yeni başlamış bebeklerde en sık görülen sıkıntılardan birisidir.Zaskakujące jest iż dziecko wygląda na starsze niż w pierwszych dniach po urodzeniu.
Hepatit C virüsü; küçük, sarılı, monokataner, pozitif duyulu bir RNA virüsüdür.Hepatit C-viruset är ett litet, enkelsträngat, positivt sens-RNA-virus med hölje.
Ama Santuzza ona sarılıp kendisinden ayrılmaması için yalvarmaya başlar.Samtidigt anser han att böner till Gud inte kommer att hålla honom i vid liv.
Kalkanın altından iki kolona da sarılı Kırım bayrağı geçer.Vid moskén hänger två afghanska flaggor.
Giysi gövde etrafına sarılır ve her zaman sol taraf sağın üstüne gelir.Ögonen ligger på kroppens vänstra sida och fisken ligger vanligtvis på höger sida.
Carl, babasının geri dönmüş olmasından memnun bir şekilde ona sarılır.Карл, радіючи що батько повернувся, обіймає його.
Elleriyle de sıkı sıkıya sarılıp, "Ne dersem, onu yapacaksın" diyerek, o insanı kölesi yapar.Батько лише махнув рукою і сказав: «Роби, Господи, що хочеш».
Hastanede sargılarla sarılır.У лікарні вона накриває його простирадлом.
Kalabalık tarafından sarılır.Обурення охопило народ.
Daha sonra salamura asma yaprağıyla sarılır.Пізніше кладка охоплюється пінкою.
Beyaz tülbentten düz olarak sarılırdı.Взимку вкритий білим хутром.
"Sarılı ejderha" formları Hongshan kültürüne (MÖ 4700'den MÖ 2900'e) atfedilmiştir.Перші знахідки фігурок драконів згорнутих в кільце відносять до культури Хуншань (4700 — 2900 до н. е.).
Yumaklar hızlı sarılırsa zaman hızlı geçer.Ґрунти піщані, швидко пересихають.
İki adam birbirine sarılırlar.Вони обняли одне одного.
Hepatit C virüsü; küçük, sarılı, monokataner, pozitif duyulu bir RNA virüsüdür.Virus hepatitidy C je malý, obalený, jednořetězcový pozitivní RNA virus.
Sadece birkaç şiddetli enfeksiyon vakası sarılıkla ilişkilendirilmiştir.Pouze několik málo případů infekce je spojováno se žloutenkou.
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.Pak už stačí jen, aby se políbili.
Bebeklerde iştahsızlık, kusma, daha fazla uyuma veya sarılık belirtileri görülebilir.Kojenci mohou špatně přijímat potravu, zvracet, více spát nebo vykazovat příznaky žloutenky.
Fibriller bir matriksle sarılıdır.Krystaly jsou vázány na kolagenní vlákna.
Filipin ve Malezya'da telaffuz edildiği gibi balut, sarılı anlamına gelir.Cuvântul balut (balot) din filipino și malaeză se poate traduce ca „învelit”.
Hepatit C virüsü; küçük, sarılı, monokataner, pozitif duyulu bir RNA virüsüdür.Virusul hepatitei C este un mic virus ARN, încapsulat, monocatenar, cu sens pozitiv.
Sadece birkaç şiddetli enfeksiyon vakası sarılıkla ilişkilendirilmiştir.Puține dintre cazurile de infecție acută sunt asociate cu icter.
İslam dininde ölü önce yıkanır, sonra kefen denen beyaz bir beze sarılır.Moare la Dușanbe, unde ulterior i se constriește un mausoleu.
Sarılığın hızlı bir şekilde azaldığı gözlendikten sonra bebeğe anne sütü tekrar verilmeye başlanır.Alăptarea se oprește atunci când copilul nu mai are nevoie de laptele matern.
Sarılıp öpüşürler ve "seni seviyorum" derler.Majd elmosolyodik, és kijelenti, hogy „csak szívattalak”.
Özlemle sarılırlar.Hozzád kötve.
Sonra baba ve üç kızı birbirlerine sarılırlar.Apa és lánya sírva borulnak egymás nyakába.
Kalabalık tarafından sarılır.Tömegével díszlik a gyapjúsás.
Karton kutularda satılırlar veya tüplere veya torbalara ayrı ayrı sarılırlar.A korongok maguk gyűjthetők voltak, külön tasakokban vagy dobozokban árulták őket.
Bu yıllarda sarılık geçirdi ve 11 yaşındayken ülseratif kolit hastalığına yakalandı.A betegségek egész életén át elkísérték őt, 40 éves korában cukorbeteg lett.
Daha sonra kollar ve bacaklar da bir araya sarılırdı.A karokat és a lábakat kissé hajlították.
Orta Çağ'da, sarılığın iyileştirilmesi için kehribar taneleri taşınırdı.A középkorban a borbélyok foglalkoztak a fogak eltávolításával.
Sonraları anemik, bazı olaylarda hafif ikterik (sarılık) olur.Jó esetben etanol, néhány kirívó esetben metanol utólagos hozzáadása történik.
Beyaz tülbentten düz olarak sarılırdı.Székesfehérvárott temetik el.
Böylece kardeş olduklarını anlarlar ve birbirlerine sarılırlar.Osztozzatok rajta testvériesen, s támogassátok egymást.
Böylece kardeş olduklarını anlarlar ve birbirlerine sarılırlar.He tajuavat olevansa veljeksiä ja pakenevat yhdessä.
Eskiden makaraya ip sarılırdı.Aiemmin pukinkarvoista solmittiin jopa köysiä.
Hâlbuki sarılık bir hastalık değil, belirtidir.Nuha ei ole sairaus, vaan oire.
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.Αγκαλιάζονται και αρχίζουν να χορεύουν.