sarılı ile cümle

sarılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.De omfavner hinanden og kysser derefter.
Arabadaki buz erimemesi için genelde bir beze sarılır.På denne måde slipper man for at opbevare brint i bilen.
Daha sonra haşlanmış beyaz lahana yaprağı ile sarılır.Den krydser formentlig med Hvidmelet Gåsefod.
Beth onu durdurup sarılır.Plinius omfavnede og trøstede ham.
Kalabalık tarafından sarılır.Strinda menighet.
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.De omfavnet hverandre og gråt sammen.
İzleyiciler endişelerinden dolayı telefona sarılırlar, ama hatlar kilitlenmiştir.De prøver å varsle noen ved å løfte røret på telefonen, men stemmene deres er alt for svake.
Kefenin üzerinde kuşak, Tanrı'nın adlarından birini simgeleyen Şin harfine benzetilerek sarılır.Merkene i panna kan også leses som advarende kainsmerker på dem Gud har fordømt.
Biri kağıda sarılı küçük bir dondurma bloğu satın aldı ve iki gofret arasına yerleştirdi.Seseorang membeli selembar es krim kecil yang dibungkus kertas dan meletakkannya di antara dua wafer.
"Hepiniz, toptan sımsıkı Allah'ın ipine (İslâm Dini'ne ve Kur'ân-ı Kerîm'e) sarılın.Dan berjihadlah kamu pada jalan Allah dengan Jihad yang sebenar-benarnya.
Eskiden makaraya ip sarılırdı.Sebelumnya ia adalah bupati Mojokerto.
Böylece "sarılık" adı verilen hastalık ortaya çıkar.Hal ini menimbulkan yang disebut penyakit skurvi.
Hepatit C virüsü; küçük, sarılı, monokataner, pozitif duyulu bir RNA virüsüdür.Virus hepatitis C merupakan virus RNA yang berukuran kecil, bersampul, berantai tunggal, dengan sense positif.
Hepsi bir kumaş parçası içine sarılır.Semua dalam satu keping substrat.
Bebeklerde iştahsızlık, kusma, daha fazla uyuma veya sarılık belirtileri görülebilir.Bayi mungkin sulit makan, muntah, lebih banyak tidur, atau tampak kuning.
Sun Jin’e onu sevdiğini söyler ve birbirlerine sarılırlar.Dia mengaku Soo-jung yang dia suka dan memberinya ciuman.
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.Họ bắt đầu ôm và hôn nhau.
Beth daha sonra ağlayan Daryl'a sarılır.Beth liền ôm Daryl trong khi anh bật khóc.
Eskiden makaraya ip sarılırdı.Ngày xưa dùng dây tơ.
İki adam birbirine sarılırlar.Hai người bắt tay nhau.
Böylece kardeş olduklarını anlarlar ve birbirlerine sarılırlar.Họ chạy vào vòng tay của nhau và ôm nhau.
Birçok hastalık, sarılık belirtilerine neden olabilir.Thiếu magiê có thể dẫn đến nhiều triệu chứng.
Ağrılı veya ağrısız olabilir, sarılığa koyu idrar eşlik edebilir.Chúng có thể không có đốm, hoặc có các đốm đen từ nhạt đến đậm.
Hâlbuki sarılık bir hastalık değil, belirtidir.あくまで症状であり、病名ではない。
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.2人は抱き合い、キスを交わす。
İzleyiciler endişelerinden dolayı telefona sarılırlar, ama hatlar kilitlenmiştir.電話は繋がるが、瞳は怪しげな男たちに電話ボックスを取り囲まれてしまう。
Kırmızı elbiselerle sarılıdır.赤いネクタイを締めている。
Kıvama geldikten sonra şişlere sarılır.その後、ろ過されてからボトルに戻される。
İki adam birbirine sarılırlar.そして2人はお互い抱きしめ合う。
Birden Giles gelir ve Buffy ona sarılıp ağlar.そしてファルセットはジルバに抱きついて号泣する。
Sarılıp öpüşürler ve "seni seviyorum" derler.こばとのことが大好きで、「こばたん」と呼んで甘えている。
Sonra baba ve üç kızı birbirlerine sarılırlar.最重要的是,父亲和女儿都感受到了对方的心意。
Kalabalık tarafından sarılır.故受万民拥戴。
Beth onu durdurup sarılır.贝克特劝下她,把她抓了起来。
Ailesi endişelenmiştir, onlara sarılıp ağlar.她擦乾他們的淚水,安慰他們,一點也不顧自己。
Kız hemen koşar; "Babacığım" diye Devin boynuna sarılır, ellerini öper.他的父亲动了怜悯的心,就“跑去抱着他的颈项,连连与他亲嘴”。
Kendilerine yeterince vakit ayıramadıkları için birbirlerinden özür dileyen sevgililer sarılıp uyurlar.其欲治者,不知所由,以意穿鑿,各取一切,權譎自在,故一變之後不可復修也。
Beyaz tülbentten düz olarak sarılırdı.白发精巧地挽了起来。
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.二人激动万分,拥吻了起来。
Hâlbuki sarılık bir hastalık değil, belirtidir.正確來說其並非妖怪而是一種疾病。
Hükümdarın yanındaki misafir gelip Kerem’e sarılır; Misafirin Aslı’nın babası Vezir olduğu görülür.曾祖父王禎,曾任正千戶;祖父王敬,曾任正千戶;父親王惟德,曾任教諭。
Diğerlerinde, bu kompaktlık (yoğunluk) için bir bobin halinde sarılır.怀在胸中清在境,其间宾主认毋乖。
Yumaklar hızlı sarılırsa zaman hızlı geçer.표면에 물건을 감싸면 시간이 빨리 진행된다.
Hepsi bir kumaş parçası içine sarılır.모두 대나무 꼬챙이에 꽂아서 준다.
Böylece kardeş olduklarını anlarlar ve birbirlerine sarılırlar.형제간에도 서로 공경하여 서로 우애가 돈독했다 한다.
Beyaz tülbentten düz olarak sarılırdı.흰 견직물을 공납으로 바쳤다.
Ben ona sıkıca sarılıp ağladım.내가 그를 꽉 안아서 울었다.
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.אז חיבקנו ונישקנו אחת את השנייה.
Böylece, büyücüler ruhlar tarafından sarılırlar, ölümsüz hale gelirler.הרוחות משתלטות על גוף המכשף, שהופך לבן אלמוות.
Sun Jin’e onu sevdiğini söyler ve birbirlerine sarılırlar.מדבר עם ז'ם על מה שהם מרגישים והם מתנשקים.
Beth onu durdurup sarılır.דייוויד מחבק ומנשק אותה.
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.Двамата се прегръщат и целуват.
Kırmızı elbiselerle sarılıdır.Облечен е в червено облекло.
Sadece birkaç şiddetli enfeksiyon vakası sarılıkla ilişkilendirilmiştir.Само в малко от случаите острата инфекция се свързва с жълтеница.
Birçok hastalık, sarılık belirtilerine neden olabilir.Повечето видове увреждания на кожата могат да доведат до белези.
İki adam birbirine sarılırlar.Двамата щастливо се прегръщат.
Fibriller bir matriksle sarılıdır.Analit je otopljen u matrici.
Daha sonra kollar ve bacaklar da bir araya sarılırdı.Nahrubo pritesané boli aj ramená a nohy.
Örneğin, safra yolunda, özellikle ana safra kanalında (koledok) kalsifikasyon olması sarılığa neden olabilir.Presné počty zlatokopov, najmä v oblasti hornej časti kaňonu Fraser je preto nemožné presne zrátať.
Beyaz tülbentten düz olarak sarılırdı.Obloženo je bilo s plastjo belega apnenca.

İlgili Sayfalar