sapmış ile cümle
sapmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Dördüncü çemberde maddiyata düşkünlükte ortalamadan sapmış açgözlüler cezalandırılır.Hinten sitzende Steuerleute sind im Vierer-mit ebenfalls erlaubt.
Sonradan amaçlarından sapmışlardır.Ihre Enden sind abgerundet.
Sonradan amaçlarından sapmışlardır.On ignore leur sort ultérieur.
17 Eylülde ulaştığı İngiltere yolundan hemen sapmıştır.Il part immédiatement pour l'Angleterre où il arrive le 17 septembre.
17 Eylülde ulaştığı İngiltere yolundan hemen sapmıştır.Llegó a Inglaterra el 17 de septiembre.
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır."A chi perdonerete i peccati, saranno perdonati; a chi li riterrete, saranno ritenuti" (Giovanni 20,23).
Kirişin sapmış şekli bir şema ile görsellendirilebilir.Se è buio, si può vedere una scintilla.
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır.Маҳмуд Ҳакимович Маликов, род. 26.08.
Sonradan amaçlarından sapmışlardır.В дальнейшем их след теряется.
Başka bir ifade ile sapmış, toplumun benimsenmiş standartlarından veya normlarından farklılaşmış kişidir.ففرق بين من قال بفرضيته وحتميته، ومَن قال بسُنيته واستحبابه.
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır.Stel dat iemand myoop (bijziend) is en voor veraf een brilsterkte van −2,5 dpt heeft.
Astronotların kalçaları 50 dikeyden derece sapmış şekilde yükseltilmiş olmalıdır.Van de Fallen Astronaut zijn officieel 50 stuks gemaakt.
Sonradan amaçlarından sapmışlardır.Jak potoczyły się ich dalsze losy?.
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır.Aïn el Qammîm ligger uppe på en höjd.
Bu hayat, Michael Jackson'ın gerçek tarzından fazlasıyla sapmıştır.Ta vyvolala diskuze, zda jde skutečně o hlas Michaela Jacksona.
Dördüncü çemberde maddiyata düşkünlükte ortalamadan sapmış açgözlüler cezalandırılır.A negyedik részben Vesztegzár megöli.
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır.Al Mundziri belajar Al-Qur’an dan mendalaminya.
Sonradan amaçlarından sapmışlardır.至此失去他們的蹤影。
Dördüncü çemberde maddiyata düşkünlükte ortalamadan sapmış açgözlüler cezalandırılır.Veider poiss, kes armub neljandas osas Salad Fingersisse.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Aber dies Volk hat ein abtrünniges, ungehorsames Herz; sie bleiben abtrünnig und gehen immerfort weg
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Ale lid tento má srdce zarputilé a zpurné, odstoupili a odešli.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Ale ten lud ma serce ociążałe i odporne; odstąpili odemnie i odeszli;
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Ale tento ľud má odpadlícke srdce spurné, odstúpili a odišli.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Ali to ljudstvo ima srce trmasto in uporno; odstopili so in še dalje zahajajo.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Ce peuple a un coeur indocile et rebelle; Ils se révoltent, et s`en vont.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.De ennek a népnek szilaj és daczos szíve van; elhajlottak és elmentek;
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Dette Folk har et trodsigt og genstridigt Hjerte, de faldt fra og gik bort.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.그러나 너희 백성은 배반하며 패역하는 마음이 있어서 이미 배반하고 갔으며
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Ma questo popolo ha un cuore indocile e ribelle; si voltano indietro e se ne vanno
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Mas este povo é de coração obstinado e rebelde; rebelaram-se e foram-se.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Men detta folk har ett gensträvigt och upproriskt hjärta; de hava avfallit och gått sin väg.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Men dette folk har et trossig og gjenstridig hjerte; de har veket fra ham og er gått bort.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Mutta tällä kansalla on uppiniskainen ja tottelematon sydän; he ovat poikenneet ja menneet pois.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.nhưng dân nầy thì lại có lòng ngoa ngạnh và bạn nghịch , hết_thảy đều dấy loạn và đi .
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.nhưng dân nầy thì lại có lòng ngoa ngạnh và bạn nghịch, hết thảy đều dấy loạn và đi.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.No obstante, este pueblo tiene corazón obstinado y rebelde; se han apartado y se han ido
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Poporul acesta însă are o inimă dîrză şi răzvrătită; se răscoală, şi pleacă,
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Tetapi kamu keras kepala dan suka melawan; kamu telah menyeleweng dan meninggalkan Aku
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Αλλ' ουτος ο λαος εχει καρδιαν στασιαστικην και απειθη απεστατησαν και απηλθον.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.А у народа сего сердце буйное и мятежное; они отступили и пошли;
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.Но тия люде имат бунтовно и непокорно сърце; Възбунтуваха се и отидоха.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.ולעם הזה היה לב סורר ומורה סרו וילכו׃
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.وصار لهذا الشعب قلب عاص ومتمرد. عصوا ومضوا.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.但 這 百 姓 有 背 叛 忤 逆 的 心 . 他 們 叛 我 而 去
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.但 這百姓 有 背叛 忤逆 的 心 . 他 們叛 我 而去
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.ben sapendo che è gente ormai fuori strada e che continua a peccare condannandosi da se stessa
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.căci ştim că un astfel de om este un stricat şi păcătuieşte, dela sine fiind osîndit.
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.da du ved, at en sådan er forvendt og synder, domfældt af sig selv.
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.Engkau tahu bahwa orang semacam itu bejat dan dosa-dosanya membuktikan bahwa ia bersalah
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.for du vet at han er forvendt og synder, dømt av sig selv.
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.Je weet dan dat hij God niet meer wil volgen en dat hij zondigt en daarmee zichzelf veroordeelt.
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.이러한 사람은 네가 아는 바와 같이 부패하여서 스스로 정죄한 자로서 죄를 짓느니라
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.sabendo que esse tal está pervertido, e vive pecando, e já por si mesmo está condenado.
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.sabiendo que el tal se ha pervertido y peca, habiéndose condenado a sí mismo
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.sachant qu`un homme de cette espèce est perverti, et qu`il pèche, en se condamnant lui-même.
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.Tudván, hogy az ilyen romlott, és vétkezik, önmaga is kárhoztatván magát.
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.ty du vet att en sådan är förvänd och begår synd, ja, han har själv fällt domen över sig.
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.und wisse, daß ein solcher verkehrt ist und sündigt, als der sich selbst verurteilt hat.
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.Věda, že takový jest převrácený, a hřeší, svým vlastním soudem jsa odsouzen.
Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.vediac, že taký človek je prevrátený a hreší súc sám sebou odsúdený.