Ana içeriğe geç
Sözlük

sapık ile cümle

sapık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.Satan only wishes to lead them astray, far away.
Allah'a ortak koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur.And he who associates compeers with God has indeed wandered far astray.
İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmışlardır.Those who denied and turned away from the path of God, have wandered far astray.
Doğrusu ben seni ve milletini açık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti.I certainly find you and your people in error."
"Allah" de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
Milletinin ileri gelenleri: "Biz senin apaçık sapıklıkta olduğunu görüyoruz" dediler.The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray."
İşte gerçek Rabbiniz Allah budur. Gerçeğin dışında sadece sapıklık vardır.Such then is God, your true Lord; and when truth is gone what is left but error?
İşte bu uzak sapıklıktır.This is the farthest limit of going astray.
Allah içlerinden kimini doğru yola eriştirdi, kimi de sapıklığı haketti.Thus some of them were guided by God, and ruin was justified on some.
İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince:He said: "You and your fathers were in clear error."
İşte derin sapıklık budur.That is the limit of going astray.
Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak.So leave them to their ignorance for a time.
Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk."They will say: "O Lord, our misery overwhelmed us, so we remained a people astray.
Azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir.They will know soon who is farther away from the path when they see the punishment!
Onlar şüphesiz davarlar gibidir, belki daha da sapık yolludurlar.They are no better than cattle; in fact they are farther astray from the path.
Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım.So I ran away from you out of fear.
Allah'tan bir yol gösterici olmadan hevesine uyandan daha sapık kim vardır?And who can be farther astray than he who follows his lust without any guidance from God?
De ki: "Rabbim kimin doğrulukla geldiğini, kimin apaçık sapıklıkta bulunduğunu en iyi bilendir."Say: "My Lord knows who has come to guidance, and who is clearly in error."
Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir.Surely the evil-doers are in clear error.
Öyleyse doğru yolda veya apaçık bir sapıklıkta olan ya biziz ya sizsiniz."Surely either you or we are on guidance, or are lost in clear error."
"Doğrusu o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum."In that case I would surely be in clear error.
Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler.You are only in palpable error.
Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.They had found their fathers astray,
İyi bilin ki kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.Surely those who are in doubt about the Hour are wandering far astray.
Yanındaki şeytan: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı" der.His companion will say: "O Lord, I did not lead him to wickedness, but he was himself far astray."
"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz.And said: "Should we follow only one man among us?
Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.Surely the sinners are misguided and insane.
Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!Then you, the erring and the deniers,
Eğer, sapık yalancılardan ise,But if he is of the deniers and the errants,
Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz."You will now realise who is in manifest error."
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.And when they saw them, they said: "They have indeed gone astray."
İşte gerçek Rabbiniz Allah, budur, gerçekten sonra sapıklıktan başka ne kalır ki?Such then is God, your true Lord; and when truth is gone what is left but error?
Kazançlarından hiçbir şey elde edemezler, işte budur doğru yoldan çok uzak bir sapıklık.They shall have no power over what they earned. This is the farthest limit of going astray.
O da andolsun ki demişti, siz de apaçık bir sapıklık içindesiniz, atalarınız da.He said: "You and your fathers were in clear error."
Budur işte doğruluktan tamamıyla uzak bir sapıklık.That is the limit of going astray.
Artık bir zamanadek sapıklıkları içinde bırak onları.So leave them to their ignorance for a time.
Onlar, ancak hayvanlara benzerler, hatta yol yordam bakımından hayvandan da sapıktır onlar.They are no better than cattle; in fact they are farther astray from the path.
Atamı da yarlıga, şüphe yok o, sapıklardan.Forgive me and my father: He was surely among those who went astray.
Allah hakkı için gerçekten de biz, apaçık bir sapıklık içindeydik."By God, we were plainly in error
Ve sen, körleri sapıklıklarından döndürüp doğru yola sevkedemezsin.Nor can you make the blind see the way when they have gone astray.
Hayır, ahirete inanmayanlar, azapta ve pek büyük bir sapıklık içinde.Not so; but those who believe not in the Hereafter are themselves afflicted and far astray.
O vakit şüphe yok ki apaçık bir sapıklık içinde kalırım elbet.In that case I would surely be in clear error.
Siz, ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz.You are only in palpable error.
Sen mi sağıra duyuracaksın, yahut köre ve apaçık bir sapıklık içinde bulunana yol göstereceksin?Can you make the deaf to hear, or show the blind, and those lost in clear error, the way?
Şüphe yok ki suçlular, sapıklık içinde ve yakıp kavuran ateşlerdedir.Surely the sinners are misguided and insane.
Sonra da siz ey yalanlayan sapıklar, şüphe yok ki.Then you, the erring and the deniers,
Ve ama yalanlayan sapıklardansa.But if he is of the deniers and the errants,
Ve onları görünce de şüphe yok ki derler bunlar, elbette sapıklar.And when they saw them, they said: "They have indeed gone astray."
Tüm bunlardan sonra yüz çevirenler, sapıkların ta kendileridir.Then any one who turns away will be a transgressor."
Zaten şeytan da onları geri dönülmez bir sapıklıkla sersem hale getirmek istiyor.Satan only wishes to lead them astray, far away.
Allah'a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir.And he who associates compeers with God has indeed wandered far astray.
İnkâr edip Allah yolundan geri çevirenler, dönüşü olmayan bir sapıklığa düşmüşlerdir.Those who denied and turned away from the path of God, have wandered far astray.
Sen o sapıklar topluluğu için kederlenme."So do not grieve for these, the wicked people."
Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler sapıkların ta kendileridir.And those who do not judge in accordance with what God has revealed are transgressors.
Seni de toplumunu da açık bir sapıklık içinde görüyorum."I certainly find you and your people in error."
Toplumunun kodamanları dediler ki: "Vallahi biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz."The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray."
Onların birçoğunda ahde vefadan eser bulmadık. Onların birçoğunu tam sapıklar olarak bulduk.We did not find many of them faithful to their promises, and found many of them disobedient.
Sapıklar yurdunu göstereceğim size."I will show you the abode of the wicked.
İşte bu Allah'tır sizin Hak Rabbiniz. Hak'tan sonra, sapıklıktan başka ne kalır ki?Such then is God, your true Lord; and when truth is gone what is left but error?
Dediler: "Vallahi, sen hâlâ o eski sapıklığında diretiyorsun!"They said: "By God, you are still persisting in your old delusion."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod