sansür ile cümle

sansür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu sansür tipi sinemada kullanılmaz, televizyonda ise filmler bu şekilde sansürlenmez.Detta är verkligen inte i samma mall som du har sett dessa filmer.
Filmin yönetmeni Kazım Öz, bunu sansürü ortaya çıkarmak için özellikle tercih ettiğini belirtti.Sam Houser hävdar att omslaget utformades på en kväll och var omedelbart att föredra över originalet.
Sansür, cezalar, hapis ya da sürgünler eleştirileri durdurmak için yeterli olmadı.Здавалось, що жодна цензура, штрафи, ув'язнення та депортація не зможе зупинити критику.
İnternete sansür getirilmiştir.Інтернет-видання Полтавщина.
Sansür ve diğer önlemlerin engellenmesi yeniden koyulamaz.Цензура та інші попереджувальні заходи ніколи знову не вводитимуться.
Müzik kanallarında "This Is The New Hit" olarak sansürlenip yayınlanmıştır.Для відеоверсії змінили текст пісні («This is the new shit» замінено на «This is the new hit»).
Film ve Edebiyat Sınıflandırma Bürosu, adından 'sansür' ibaresini çıkartmıştır.Очолював інститут історії літератури і фольклору, що нині носить його ім'я.
Bu dönemde sansür kurulu, Amerikanların eline geçmişti.До настання темряви острів уже перебував в руках американців.
Bazı kanallar sabahları sansürlermiş, akşamları ise dokunulmamış versiyonları yayınladılar.Сирецької: приносили картини вранці й забирали увечері.
Müşteri, gözetim, sansür ve güvenilmez internet bağlantılarına karşı dirençli olacak şekilde tasarlanmıştır.Klient byl navržen tak, aby byl odolný proti sledování, cenzuře a nedůvěryhodnému připojení k Internetu.
Sovyetler Birliği'nde sansür yaygın ve etkin bir biçimde uygulanmaktaydı.Cenzura v Sovětském Svazu byla všudypřítomná a přísně dodržována.
Çekimler düzgün geçmişti lakin tamamlanmış filmin sansürü geçmesi kolay olmadı.Natáčení bylo obtížné a jemu se výsledný film nelíbil.
Sansürlenmiş sürüm sadece iTunes'ta bulunmaktadır.Seriózní muž dostupný na iTunes .
Şiddet ögeleri içeren film bazı ülkelerde sansürlenmiş, bazı ülkelerde ise yasaklanmıştır.Použití negativní kampaně je neetické a v některých zemích dokonce zakázané.
Yasak kitaplar SansürProrocké knihy Mudroslovné knihy
Sansür, cezalar, hapis ya da sürgünler eleştirileri durdurmak için yeterli olmadı.Se părea că cenzura, amenzile, închisoarea și exilul nu mai erau suficiente pentru a frâna criticile.
1930'larda edebiyat üzerinde sansür sosyalist gerçekçilik politikası doğrultusunda sıkılaştırıldı.În 1930, cenzura literaturii a fost înăsprită în conformitate cu politica realismului socialist.
Albüm, Parental Advisory (bir tür sansür etiketi) ile etiketlenmiştir.Această versiune conține eticheta „Parental Advisory”.
"Türkiye'de Sansür Edilen Filmler".PERSONALITĂȚI INCINERATE în România”.
"LGBT'lere İnternet Sansürü".Reacția comunității LGBT”.
Yasak kitaplar SansürBetiltott könyvek
Yaklaşık bir hafta bile sürmeden sansürlenip toplatılmıştır.A művet mindössze egy hét alatt komponálta és hangszerelte meg.
Japonya'da sansürlenen bu poz yine aylarca konuşuldu.Egy megvitatandó piszkozatot már kiadtak Koppenhágában.
Ayrıca Facebook, Twitter ve YouTube sansürlenmişdir.A Facebook, Twitter és YouTube oldalak elérése nehézkessé vált.
1978 - Çin, Aristoteles, Shakespeare ve Charles Dickens'in eserlerine uyguladığı sansürü kaldırdı.11. helmikuuta – Kiina salli Aristoteleen, Shakespearen ja Dickensin teokset.
En iyi durumda seçilmiş birçoğu sansürlenmiş bir dizi belge kullandılar.Hän valitsi erittäin huolellisesti ehdokkaiksi monia parhaita oppineita.
Rüya-çarpıtması, bilincin rüyalara uyguladığı bir çeşit sansürdür.Uni on eräänlainen tajuttomuuden muoto.
Erişim tarihi: 2 Mart 2009. ^ "Kraliçe fabrikada değil, sansürde!".Viitattu 21.7.2007. (englanniksi) No One But You Queen Picture Hall.
Haritalarda sansürün bir varyantı olarak yanlış yüksek değerler konulabilmektedir.Eräissä kartoissa korkeimmaksi kohdaksi on merkitty virheellisesti Variksiinmäki.
Sansürlenmiş sürüm sadece iTunes'ta bulunmaktadır.Vain Elämää Jatkuu iTunes.
Sergi sekiz gün sonra sansürle kapatıldı.Kahdeksan jakson jälkeen sarja pantiin tauolle.
Ayrıca Facebook, Twitter ve YouTube sansürlenmişdir.Nostalgialla on myös Facebook, Twitter, Instagram ja YouTube sivut.
Radyo yayınları yoğun hükümet sansürüne karşı direnişin çok önemli bir iletişim kanalı olur.Mediasta on tullut Irakissa toimiville vastarintajärjestöille tärkeä kanava vaikuttaa.
Ben sansüre inanıyorum. Onun sayesinde bir servet yaptım.Uskon sensuuriin. Sen ansiosta ansaitsin omaisuuden.
Yani o bölümleri kendisi sansürledi.”Για το λόγο δε αυτό άλλωστε έχει καθιερώσει και τα δίπτυχα."
Şiddet ögeleri içeren film bazı ülkelerde sansürlenmiş, bazı ülkelerde ise yasaklanmıştır.Βεβαίως, λόγω των σκληρών σκηνών βίας που περιέχει λογοκρίθηκε ενώ σε πολλές χώρες απαγορεύτηκε.
Sansürlerden sonra, devrime olan inancını tümden yitirdi.Με το μπαρούτι αυτό τροφοδοτούσαν όλη την επανάσταση.
Sergi sekiz gün sonra sansürle kapatıldı.Έτσι το Κύπελλο ολοκληρώθηκε σε οκτώ μόλις ημέρες.
Yaklaşık bir hafta bile sürmeden sansürlenip toplatılmıştır.Σχεδόν για μία εβδομάδα τους βασάνιζε ανελέητα και ακατάπαυστα.
Tool'un sonraki teklisi "Prison Sex"'i yayınlaması ile, grup yeniden sansürün hedefi oldu.Med udgivelsen af Tools følgende single "Prison Sex" blev bandet atter et mål for censur.
Mahkûmların anılarını yazması yasaklandı ve posta servisi oldukça sınırlandırıldı ve sansür edildi.Fangerne fik forbud mod at skrive erindringer, og posten blev alvorligt begrænset og censureret.
Sansür, Comedy Central'a karşı güçlü bir tepkinin doğmasına sebep oldu.Censuren gav stærkt kritik mod Comedy Central.
Amnesty International bunun devlet sansürü anlamına geldiğini söyledi.Og det er et problem, mener Amnesty International.
Bu, Scorpions’un sansüre uğrayan ilk albüm kapağıdır.Det er det første af mange Scorpions albums der er blevet censureret.
Sansür ve diğer önlemlerin engellenmesi yeniden koyulamaz.Censur og andre forebyggende forholdsregler kan ingensinde påny indføres.
"İşte Nâzım Hikmet'in sansürlemek şarkıları".Dette er ren solskinsmusik, mine herskaber."
Bunun akabinde Chydenius basın özgürlüğü yasasını ile sansürü yok etmeyi hedefledi.Chydenius virkede på Rigsdagen for indførelse af trykkefrihed.
Klibin bir de sansür olayı vardır.Naviair: Vi har et troværdighedsproblem.
1978 - Çin, Aristoteles, Shakespeare ve Charles Dickens'in eserlerine uyguladığı sansürü kaldırdı.11. februar – Kina ophæver et forbud mod værker af Aristoteles, Shakespeare og Dickens.
Ayrıca Facebook, Twitter ve YouTube sansürlenmişdir.Facebook og YouTube.
Sansür, cezalar, hapis ya da sürgünler eleştirileri durdurmak için yeterli olmadı.Det virket ikke som om noen grad av sensur, bøter, fengslinger eller bannlysning kunne stagge kritikken.
Sansür, cezalar, hapis ya da sürgünler eleştirileri durdurmak için yeterli olmadı.Penyensoran, denda, pemenjaraan, dan pengasingan tidak dapat membendung kritik.
İnsan hakkı ihlalleri yaşanmış ve basına sansür uygulanmıştır.Manusia yang membuat tujuan dan manusia pula yang melakukan proses untuk mencapai tujuan.
Bir tür sansür uygulaması olan "kitap yasaklama" farklı ülkelerde farklı biçimlerde uygulanmıştır.Definisi hukum "pembunuhan sengaja" berbeda di beberapa negara.
Birçok senaryo NBC'nin sansürlemelerinden sonra yeniden gözden geçirilmek zorundaydı.Beberapa acara drama sebagian impor dari NBC.
"Scream" videsounda, "fucking" sözcüğü sansürlenmiş fakat Janet'in orta parmak hareketi sansürlenmemiştir."Scream" – là phiên bản có từ "fucking" và Janet giơ ngón tay giữa chưa qua kiểm duyệt.
Sansürlerden sonra, devrime olan inancını tümden yitirdi.Kể từ đó ông đánh mất lòng nhiệt huyết với những tư tưởng cách mạng.
Diktatörlük zamanında eserleri sık sık sansüre uğramış ve yayınlanamamıştır.Hầu hết những tấm ảnh mà ông chụp chưa bao giờ được bán hay công bố.
Şiddet ögeleri içeren film bazı ülkelerde sansürlenmiş, bazı ülkelerde ise yasaklanmıştır.Hướng đạo đã bị cấm tại một số quốc gia và vẫn còn bị cấm đoán tại một số nước đó.
Bu dönemde sansür kurulu, Amerikanların eline geçmişti.Chưa đầy một tháng, các đảo này đã lọt về tay người Mỹ.
İlgili Sayfalar