2002 parlamento seçiminde, parti 610,461 oy aldı (8.2%, 47 sandalye).Bij de parlementsverkiezingen van 2002 kreeg de partij 610.462 stemmen (8,2%, 47 zetels).
Elektrikli sandalyenin ilk kurbanı kız arkadaşını öldürmekten yargılanan William Kemmler'dır.Moordenaar William Kemmler was de eerste persoon die werd veroordeeld tot de elektrische stoel.
Bir sınıfta belli sayıda sandalye vardır.In de school heerst een bepaalde rangorde.
98 sandalyeli olup milletvekilleri her beş yılda bir seçilmektedir. ^ Official Majlis Website Resmî siteSinds 1935 worden de klokken elektrisch geluid. (de) Website van de gemeente
Tekerlekli sandalyededir.Hij zit in een rolstoel.
Salonlarından birinde 5.000 sandalye bulunmaktadır.Het stadion beschikt over 5000 zitplaatsen.
Öyle ki sepet, sandalye örücülüğü gelişmişti.De stoel verving een oudere stoel.
Liste, beş sandalye kazandı fakat 1930 yılında yasaklandı.De club speelde in de jaren 30 vijf seizoenen in de nationale reeksen, maar verdween in 1954.
1995 yılında geçirdiği bir kazanın ardından tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamak zorunda kalmıştır.Ze moest zich sindsdien in een rolstoel verplaatsen.
Harold Wilson'ın liderliğindeki İşçi Partisi yalnızca 3 sandalye farkla çoğunluğunu kazandı.Harold Wilson heeft de verkiezingen met een extreem kleine zetelmeerderheid gewonnen.
Parti Meclis'te 17, Senato'da 5 sandalye kazandı.De partij kreeg in de Senaat 25 zetels.
Mecliste 111 sandalye bulunur.Germasino telt ongeveer 111 huishoudens.
Daha sonra onu bir sandalyeye bağlar.Later komt hij zelfs in een rolstoel terecht.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.De zwart gelakte stoelen stonden netjes geordend rondom de tafels.
İşçi partisi ise 32 sandalyeyle ikinci sırada yer aldı.De linkse Arbeidspartij werd tweede met 19 zetels.
Sandalye parçalanır.De kapel verviel.
Artık bu katliamı durdurmak için tekerlekli sandalyesinde elinden geleni yapacaktır.Op die manier kon ze al spelenderwijs gewend raken aan haar rolstoel.
Kalan bir sandalyeyi de, bağımsız bir aday kazandı.De wijk ging naar een onafhankelijke kandidaat.
Mahkûm zehirli iğne veya elektrikli sandalye arasında seçim yapabilir.Ook in Florida kan de veroordeelde kiezen tussen stoel en injectie.
Şu anda, Senato 81 sandalye içeriyor.Het spel bevat 81 minigames.
Masa ve sandalyeler genellikle kaldırım üzerindedir.De manen en staart worden doorgaans lang gelaten.
Etkinliğin konsepti olarak maçlarda masa, merdiven ve sandalye kullanılması serbest olmuştur.In deze wedstrijden maken worstelaars gebruik van tafels, ladders en stoelen om een tegenstrever te verslaan.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Dikwijls door een ruimte in te richten met stoelen en tafeltjes.
O, sandalyenin altında.Het ligt onder de stoel.
Odada eski bir sandalyeden başka bir şey yoktu.Er was niets in de kamer, behalve een oude stoel.
Bu odada hiç sandalye yok.Er zijn geen stoelen in deze kamer.
Bu sandalyenin onarılması gerekiyor.Deze stoel moet gerepareerd worden.
Lütfen bu sandalyeleri bir kenara koy.Gelieve deze stoelen weg te zetten.
Bu sandalyeyi seviyorum.Ik hou van deze stoel.
Bu sandalyeler yolda duruyor.Deze stoelen staan in de weg.
Sanırım benim sandalyemdesin.Volgens mij zit je op mijn stoel.
Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir eksiktir.Liczba krzeseł jest zawsze mniejsza o 1 od liczby graczy.
Maçın ardından Jericho, The Rock'a çelik sandalye ile saldırdı.Po walce Jericho zaatakował The Rocka stalowym krzesełkiem.
1899 - Sing Sing Hapishanesi'nde Martha M. Place, elektrikli sandalyede idam edilen ilk kadın oldu.1899 – W USA wykonano karę śmierci na Marcie M. Place, pierwszej kobiecie straconej na krześle elektrycznym.
Gelinin yanındaki yüksek arkalıklı sandalyede nikah memuru oturmaktadır.Pod nim siedziała przy stole panna młoda.
2005 Bask Özerk Bölgesi seçimlerinde %12,5 oy alarak parlamentoda 9 sandalye kazandı.W wyborach parlamentarnych w Kraju Basków w 2005 roku zdobyła 12,5% głosów.
Kalan bir sandalyeyi de, bağımsız bir aday kazandı.Jeden mandat objął kandydat niezależny.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Fabryka produkowała przede wszystkim stoły i krzesła.
İşçi Partisi bu seçimin ardından 96 sandalye daha fazla kazanarak çok büyük çoğunluk elde etti.Zdecydowaną większość w Izbie zdobyli w nich Demokraci, obsadzając 96 mandatów.
Çift elektrikli sandalyede idam edildi.Mają zostać straceni na krześle elektrycznym.
Salonlarından birinde 5.000 sandalye bulunmaktadır.5 tysięcy miejsc na trybunach.
2006 seçimlerinde parti temsilciler meclisine 21 sandalye kazanmıştır.W wyborach w 2014 roku partia ta uzyskała 21 mandatów.
Martin Place adlı bir kadın New York'taki Sing Sing Hapishanesi'nde elektrikli sandalyede idam edilmiştir.Wyrok śmierci na krześle elektrycznym wykonano w więzieniu Sing-Sing.
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.Pozostałe mandaty są przydzielane partiom zgodnie z metodą D'Hondta.
Kent meclisi 78 sandalyeye sahiptir.Osada miejska Gliniany liczyła 87 domów.
Diğer büyük parçaları da sandalye ve tabureler için hazırlanmış olabilir.Może być też uprawiana w skrzynkach na tarasach i balkonach.
Cumhuriyet Senatosu, 128 sandalyeden oluşur ve senatörler, yapılan halk seçimleriyle altı yıllığına seçilir.128-osobowy Senat jest wybierany wraz z prezydentem co 6 lat.
Tüm sandalyeler dolmuştur (boş sandalye kalmamıştır) Hiçbir sandalyeye birden fazla öğrenci oturmamıştır.Otwierał modlitwą każdy posiłek (bez niego prawie nigdy nie zasiadano do stołu).
Kendisi sandalyeye bağlı olup ağzı da tıkalıdır.Obudził się przywiązany do krzesła.
Sandalye parçalanır.Stolicą jest Skrunda.
Senatonun 40 sandalyesi bulunmaktadır.Senat liczy 70 członków.
Jerry plaj sandalyesine oturmuş rahalıtlıyordur.Lecz Frank tylko goni Jerry'ego po całej plaży.
Sipilä'nın Merkez Partisi 2015 seçimlerinde, önceki seçime göre 14 sandalye kazandı.W przedterminowych wyborach z września Syriza zdobyła 145 mandatów.
Şu anda, Senato 81 sandalye içeriyor.Senat składa się z 81 senatorów.
6 Ağustos 1890 yılında elektrikli sandalye ile hayatına son verilmiştir.6 sierpnia 1890 wykonał pierwszy w historii wyrok na krześle elektrycznym.
Ama Deri Yüz yanlışlıkla sandalyenin üzerine düşer.Wychudzona i blada wspiera się na krześle.
Bu odada hiç sandalye yok.W tym pokoju nie ma krzeseł.
Bu sandalyeyi nasıl tamir edebilirim?Chciałbym zwrócić krzesło.
Kalan bir sandalyeyi de, bağımsız bir aday kazandı.Dessutom tog sig en oberoende kandidat in efter att ha vunnit en enmansvalkrets.
Çoğunluk için ise 238 sandalye gerekmektedir.Kyrkan har 238 sittplatser.