Bazı yerlerde aynı hat üzerinde hem sandalyeler hem de kabinler yer alabilmektedir.Он замечает, что на них те же самые стол и стул.
Bunun sonucunda tekerlekli sandalyeye bağlı kaldı.С тех пор оставался прикован к креслу-коляске.
Açıkta kalan oyundan çıkar ve her duruştan sonra da bir sandalye eksiltilir.Тот, кто не успел занять стул, выбывает из игры, после чего один стул также убирается из круга.
Sandalyesine yerleştiği anda bakışının ne olduğunu gösteren sert bir yaklaşım yaptı. "Когда ты видишь их на сцене, такое чувство, что они пришли посмотреть на тебя».
Müzik durunca en yakın sandalyeye otururlar.Как только музыка прекращается, игроки должны быстро сесть на стулья.
1899 - Martha Place, elektrikli sandalye ile idam edilen ilk kadın oldu.Марта Плейс (англ. Martha M. Place) — первая женщина, казнённая на электрическом стуле.
Bu arada Oniki Sandalye ile Altın Buzağı adlı iki roman yazarlar.Широкой известностью пользуются романы „Двенадцать стульев“ и „Золотой телёнок“».
Meydanın çevresine izleyicilerin oturabilmesi için sandalyeler yerleştirilmiştir.На возвышении вокруг площадки размещались места для зрителей.
P(sandalyelereErişim) # Uyandım - uygun sandalye sayısını değiştir.Дьюла («Проснись и пой!» — Дярфаш М.)
Elektrikli sandalye'de idam edilen ilk kişi William Kemmler'dır.Первым казненным был преступник Уильям Кеммлер.
1599) 1890 - William Kemmler, Amerikalı suçlu katil (elektrikli sandalye ile idam edilen ilk kişi) (d.1890 — убийца Уильям Кеммлер (William Kemmler) стал первым казнённым на электрическом стуле (Нью-Йорк).
Kalan bir sandalyeyi de, bağımsız bir aday kazandı.Оппозиция получила 20 мест, одно место получил независимый кандидат.
Gana 230 sandalyeli bir parlamentoya sahiptir.В состав парламента входят 230 депутатов.
Çoğunluk için ise 238 sandalye gerekmektedir.В него входило 238 страниц.
Ligde, 10 tekerlekli sandalye basketbol takımı bulunmaktadır.В состав УЛЕБ входят 15 баскетбольных лиг.
1899 - Sing Sing Hapishanesi'nde Martha M. Place, elektrikli sandalyede idam edilen ilk kadın oldu.Марта Плейс (1899, Нью-Йорк) — первая женщина, казнённая на электрическом стуле.
Old Rockin Chair Tom(Eski Sallanan Sandalyede Tom):Jerry yine Manny'yi korkutur.Все трое крякают (Джерри крякает при помощи манка Тома).
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.В конце зала расставлены столики.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Всю обстановку его маленькой комнаты составляли кровать, два стола и несколько стульев.
Sandalye gibi eşyalar bu gösterilerde kullanılan araçlardır.Для таких стульев использовалось вкладное сиденье в форме трапеции.
Şu anda, Senato 81 sandalye içeriyor.Вместе они насчитывают в себе восемнадцать кафедр.
Başarılı olunca, ailenin her üyesine hediye, Homer'a titreşimli sandalye alır ve borç parasını öder.عندما نجح اشترى هديه لكل فرد بالعائله وأعطي لهومر كرسي هزاز وسدد دينه له .
VVD, 41 sandalyeyle en büyük parti olarak kaldı.بقي الحزب الليبرالي الحزب الأكبر، ب 41 مقعدا.
Meclis 60 sandalyeden oluşuyor.يتكون مجلس النواب من 90 مقعدا.
8 Şubat 1935'te ilk defa meclis seçimlerine katılan Türk kadınları mecliste 18 sandalye elde ettiler.وحصلت المرأة التركية، التي شاركت في الانتخابات البرلمانية للمرة الأولى في 8 فبراير 1935، على 18 مقعدا.
Yasal olarak, mutlak çoğunluk için -boş koltuklar olsa bile- 133 sandalye gerekmektedir.للفوز بأغلبية بسيطة، سيتعين على الحزب أن يأخذ 137 مقعدًا.
Meclis, 217 sandalyeden oluşuyor.يتكون مجلس النواب من 214 مقعدا.
Gaga, bir süre sonra erkek dansçıların yardımıyla limuzininden indirilip tekerlerkli sandalyeye oturtulur.بعد ذلك تظهر ليدي غاغا يخرجها راقصوها الرجال من سيارة ليموزين ليحملوها إلى كرسي ذو عجلات.
Diğer muhalefet ise yalnızca 14 sandalye kazanabildi.وفي الوقت نفسه، فازت أحزاب المعارضة القانونية بـ 14 مقعدًا فقط.
Sol Parti (Almanya) ise oyların %3,4'ini alarak iki sandalyeyle mecliste temsil edilmeye hak kazandı.اما حزب اليسار الألماني فقد اكتسب حق الإنابة في المجلس بمقعدين بنسبة 3,4% من الاصوات.
1949'daki ilk seçimlerde Herut 18 sandalye kazandı.ونالوا 89 مقعدًا في انتخابات 1931.
Bremen eyalet parlamentosunda sekiz sandalye kazandı.فاز حزبه بأربعة مقاعد في البرلمان البورمي.
Sandalye parçalanır.لو الكرسي بيحكي.
Glenn'in elleri bir koli bandıyla sandalyeye bağlanmıştır.وتفيق لين لتجد نفسها مربوطة في كرسي ذو عجلات.
Kalan bir sandalyeyi de, bağımsız bir aday kazandı.وتزود كل قصبة فصية فصا رئويا مستقلا.
Sandalye (Chair) maçı, aynı zamanda çelik sandalye (steel chair) maçı olarak da bilinmektedir.ويُعرف اقتلاع الجليد للصخور أيضًا باسم المقلع (quarrying).
Salonlarından birinde 5.000 sandalye bulunmaktadır.سعة غرف القراءة هي 500 مقعد.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.وتُستخدم الصالة كغرفة للجلوس.
Başka bir sandalye al.خذ الكرسي الآخر.
O, benim favori sandalyem.ذاك الكرسي المفضل لدي.
Şu anda çok küçük bir sandalyede oturuyorum.أجلس الآن على كرسيٍّ صغيرٍ جداً.
İki sandalye resmini tamamladı: Van Gogh'un Sandalyesi ve Gauguin'in Sandalyesi.Ele completou dois pinturas de cadeiras: Cadeira de Van Gogh e Cadeira de Gauguin.
TLC için ikisi arasında sandalye maçı ayarlandı.Uma luta de cadeiras entre os dois foi agendada para o TLC.
Daha sonra Strowman'a sandalye ile vurdu.Lesnar então atingiu Strowman com uma cadeira.
Buna rağmen programı aksatmayıp kalan beş temsili tekerlekli sandalyede oynadı.Ela então realizou os cinco espetáculos restantes em uma cadeira de rodas.
Çift elektrikli sandalyede idam edildi.Seu pai foi executado na cadeira elétrica.
Tekerlekli sandalyededir.Termina em uma cadeira de rodas.
Augustus Hill, yakalanırken sakat kalır ve cezaevinde tekerlekli sandalye ile dolaşır.Debilitado, Assis está preso a uma cadeira de rodas.
Çocukken bacakları işlevini yitirmeye başladı ve şimdi tekerlekli sandalye kullanıyor.Depois de 1805 ele praticamente perdeu o uso de suas pernas, e começou a usar uma cadeira de rodas.
Parti Meclis'te 17, Senato'da 5 sandalye kazandı.O seu partido conseguiu cinco das quarenta e cinco cadeiras no senado.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Geralmente feito de uma escada ou mesa.
Kosova Meclisi 120 sandalyeye sahip bir meclistir.O Knesset tem 120 membros.
Salonlarından birinde 5.000 sandalye bulunmaktadır.A capacidade é de 5.000 pessoas em arquibancadas e cadeiras.
Ancak Jericho ona sandalye attı ve diskalifiye oldu.Jericho deixou o ringue e pegou uma cadeira.
Bir sandalyeye bağlandı ve vurularak idam edildi.Ele foi acorrentado a uma cadeira, espancado e submetido a choques elétricos.
Bu sandalyeyi Büyük Baba'nın doğum gününde ona hediye edecektir.A data foi em homenagem ao aniversário do filho mais velho.
Bir gitaristtir ve paraplejik manuel tekerlekli sandalye kullanmaktadır.Frank ficou paraplégico, utilizando uma cadeira de rodas.
VVD, 41 sandalyeyle en büyük parti olarak kaldı.Dat werd de VVD met 41 zetels.
Bunun sonucunda tekerlekli sandalyeye bağlı kaldı.Daardoor werd hij afhankelijk van een rolstoel.
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.De overige elf leden van de assemblee worden volgens de methode-D'Hondt verkozen.