Ana içeriğe geç
Sözlük

sandalye ile cümle

sandalye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Evde, işte ya da yatakta yer çekimsiz bir sandalyeye bu şekilde uzanmak zorundaydım.I had be reclined in a zero gravity chair like this, at home or at work or in bed.
Adam, kontrol edilemeyen oda onun sandalyesinden fırladı ve tempolu ve aşağı ajitasyon.The man sprang from his chair and paced up and down the room in uncontrollable agitation.
Kendi mürekkep, kalem ve blot kağıt bulmak gerekir, ama biz bu tablo ve sandalye.You must find your own ink, pens, and blotting-paper, but we provide this table and chair.
Lütfen sandalyenizden kalkmayın.Please keep your seat.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.You're going to sit on these hard chairs for an hour and a half.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.He's otherwise completely wheelchair-bound.
Eğer sandalyede oturuyorsanız ve yere oturmak isterseniz, lütfen öyle yapın.If you're in a chair, and you want to sit on the floor, please do.
Vida sandalye bozan önlemek için alüminyum çene için daha küçük bir Tork değeri kullanınUse a smaller torque value for aluminum jaws to avoid distorting the screw seats
Şimdi bu sandalyenin aşağıya gelmesine izin vereceğim.So I'll just let this chair come down.
"20'li yaşlarımda sevgililik sandalye kapmaca oynamak gibiydi."Dating in my 20s was like musical chairs.
Bu 7 olasılıktan biri, 1 numaralı sandalyeye oturacak.So 1 of those 7 possibilities is going to sit down in chair one.
Diyelim ki, 3 sandalyem var. Sandalyeleri temsilen çizgiler çizeceğim.Let's say I have 3 chairs.
3 sandalye ve 7 kişi olsun.3 chairs, and I have 7 people.
Hiç kimse oturmazken, 1 numaralı sandalyede kaç farklı kişi oturabilir?If no one is sitting down, how many different people could sit down in chair one?
1 numaralı sandalye için 7 olasılık var.So there are 7 possibilities for chair one.
Peki, 2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye kaç kişi kaldı?So how many people are left to sit in chair two?
2 numaralı sandalyeye oturmak için geriye 6 kişi kaldı.6 people are going to be left to sit in chair two.
İlla sandalyeler ve insanlar olmak zorunda değil.I mean we don't have to do people in chairs.
İki sandalye çok gidiyorum çok önemli ve ilginç konuşmacılar. Oturumun başlığıI'm going to chair two very interesting and very important speakers.
Tekerlekli sandalyede bir adamdı, çaresizce uzaklaşmaya çalışıyordu.It was a man in a wheelchair desperately trying to move away.
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.No need of staying with me all the day pushing my wheelchair."
Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Mahmoud and his son walking together pushing the empty wheelchair.
Tekerlekli sandalyeleri heryere taşıdık.We transport the wheelchairs everywhere.
Kaselere, vazolara, masalara, sandalyelere dokunuruz.We touch bowls, vases, desks and chairs.
Peki bu sandalyeyi yaptığımız bu ağacın onca ağırlığının geldiği yer neresidir?Where does the tree get the stuff that makes up this chair, right?
Yani bu bir sandalye -- İşin aslı, bu bir masaj koltuğu.So this is a chair -- as a matter of fact, it's actually a massage chair.
Ben tekerlekli sandalyelerin kullanılmış arabalar gibi alınıp satılışını görüyorum.I see wheelchairs bought and sold like used cars.
Sonra o sandalyeleri yapardın.And you'd make these chairs.
Ben de bir sandalyede oturur ve caddy'si olmayan insanları tepeye taşırdım.So I would sit there with a lawn chair and just carry up all the people who didn't have caddies.
Tekerlekli sandalyede oturan birini gördüğümüzde, yürüyemediklerini varsayarız.If we see someone in a wheelchair, we assume they cannot walk.
Tekerlekli sandalyelerle aptalca şeyler yapmanız yasak.You're not allowed to fool around with the wheelchairs!
Bana bir sandalye getirin. bana bir sandalye getirin, bunu görmek istiyorum."Give me a chair! Give me a chair!
Sandalyeler masalara çıkmıştır ve hala içer, çok fazla içer. (Gülüşmeler)The chairs are on the tables and still drinking, and he drinks a lot.
Ve arka plan da görülen Bertoria sandalye benim en sevdiğim sandalyemdir.And the Bertoia chair in the background is my favorite chair.
Sandalyeyi bırak!Put the chair down!
Senin o sandalyeni kimse dolduramaz.No one can fill that vacant chair
Sandalyeler: Geri dönüştürüldü ve geri dönüşümlü.Chairs: recycled and recyclable.
Bu restoran da biraz Meşeevi'ne benziyor -- aynı sandalyeler, aynı masalar.This restaurant looks a little bit like Acorn House -- same chairs, same tables.
Bir sandalye üretmek yedi gün alıyor, ama bir düşünün?It takes seven days today to manufacture a chair, but you know what?
Sonra bu yaptığınızı köşedeki baskıcıya yollayabileceksiniz ve gidip sandalyenizi alabileceksiniz.And then you can send it to the Kinko's store at the corner and go get your chair.
Tekerlekli sandalyedesin.You're in a wheelchair.
Tekerlekli sandalyemdeydim.I was in my wheelchair.
O koca kıçını sandalyeden kaldır.You better get a damned grip and go outside and get some fresh air
Ceelo'ya söyle kedisi benim sandalyemi alabilir.Next time they do The Voice, I won't be there.
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."So I'm going to sit here in my chair and not do anything."
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."If you're sitting in a hard chair on a rigid surface, you'll be more rigid.
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.If you're sitting on a cushioned chair, you'll be more open."
Fotoğraflar ve sandalye benim.The photos and the chair are mine.
Kanepelerde, sandalyelerde, heryerde uyurum.I sleep on sofas, chairs, everywhere.
Sıra sıra dizilmiş sandalyelerde oturur ve işimizin büyük kısmını kendi kendimize yapardık.We sat in rows of desks like this, and we did most of our work pretty autonomously.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.There she was, sitting in the same arm- chair, looking as massive as ever.
Eski Chiswick bir kol sandalye içine batmış ve oda bakıyordu.Old Chiswick had sunk into an arm-chair and was looking about the room.
Bir sandalyede oturuyorum.I'm sitting on a chair.
Sandalyenin atomlardan oluştuğunu bilmeme rağmen ve boşluklar olduğunu da bilmeme rağmen,Even though I know the chair is made of atoms and therefore actually in many ways empty space,
Sandalyelerde oturuyorsunuz.You're sitting on chairs.
Sandalyeler hareketsiz, canlı değiller.They're inanimate, they're not alive.
- Bir sandalye alın efendim.- Take a seat sir.
Ön tarafta bir,iki,üç tane sandalyeye oturmuş bir iki üç kişi görüyorumIn the front here, I've got one, two, three people sitting on one, two, three chairs.
İlk atışımız tura sandalyelerinden birini kullandı. -Well, the first flip that we used, used up one of the heads chairs.
Özür dilerim,ilk tura sandalyesi ,ilk tura noktası atışlardan birinde kullanıldı.Or sorry, the first heads chair, the first heads spot was used up by one of the flips.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod