Ana içeriğe geç
Sözlük

sandal ile cümle

sandal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çift elektrikli sandalyede idam edildi.Mają zostać straceni na krześle elektrycznym.
Salonlarından birinde 5.000 sandalye bulunmaktadır.5 tysięcy miejsc na trybunach.
2006 seçimlerinde parti temsilciler meclisine 21 sandalye kazanmıştır.W wyborach w 2014 roku partia ta uzyskała 21 mandatów.
İnsanlar sandaleti birkaç sebepten dolayı giymeyi tercih edebilirler.Student ubiera czapkę z różnych powodów.
Martin Place adlı bir kadın New York'taki Sing Sing Hapishanesi'nde elektrikli sandalyede idam edilmiştir.Wyrok śmierci na krześle elektrycznym wykonano w więzieniu Sing-Sing.
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.Pozostałe mandaty są przydzielane partiom zgodnie z metodą D'Hondta.
Kent meclisi 78 sandalyeye sahiptir.Osada miejska Gliniany liczyła 87 domów.
Diğer büyük parçaları da sandalye ve tabureler için hazırlanmış olabilir.Może być też uprawiana w skrzynkach na tarasach i balkonach.
Cumhuriyet Senatosu, 128 sandalyeden oluşur ve senatörler, yapılan halk seçimleriyle altı yıllığına seçilir.128-osobowy Senat jest wybierany wraz z prezydentem co 6 lat.
Tüm sandalyeler dolmuştur (boş sandalye kalmamıştır) Hiçbir sandalyeye birden fazla öğrenci oturmamıştır.Otwierał modlitwą każdy posiłek (bez niego prawie nigdy nie zasiadano do stołu).
Usta sandalın tapasını çıkararak içeriye su dolmasını sağlar ve gençleri komik bir şekilde cezalandırır.W wodzie otwiera pysk i potrząsa nim łagodnie zachęcając młode do wyjścia.
Kendisi sandalyeye bağlı olup ağzı da tıkalıdır.Obudził się przywiązany do krzesła.
Bu sandal Hollanda, Assen'deki Drents Müzesi'nde sergilenmektedir.Obecnie mumia znajduje się w Drents Museum w Assen w Holandii.
Sandalye parçalanır.Stolicą jest Skrunda.
Senatonun 40 sandalyesi bulunmaktadır.Senat liczy 70 członków.
Jerry plaj sandalyesine oturmuş rahalıtlıyordur.Lecz Frank tylko goni Jerry'ego po całej plaży.
Geta (下駄) yukata ile birlikte erkek ve kadınlar tarafından giyilen sandaletlerdir.Są to drewniane sandały dla mężczyzn i kobiet noszone do yukat.
Sipilä'nın Merkez Partisi 2015 seçimlerinde, önceki seçime göre 14 sandalye kazandı.W przedterminowych wyborach z września Syriza zdobyła 145 mandatów.
Şu anda, Senato 81 sandalye içeriyor.Senat składa się z 81 senatorów.
6 Ağustos 1890 yılında elektrikli sandalye ile hayatına son verilmiştir.6 sierpnia 1890 wykonał pierwszy w historii wyrok na krześle elektrycznym.
Ama Deri Yüz yanlışlıkla sandalyenin üzerine düşer.Wychudzona i blada wspiera się na krześle.
Bu odada hiç sandalye yok.W tym pokoju nie ma krzeseł.
Bu sandalyeyi nasıl tamir edebilirim?Chciałbym zwrócić krzesło.
Kalan bir sandalyeyi de, bağımsız bir aday kazandı.Dessutom tog sig en oberoende kandidat in efter att ha vunnit en enmansvalkrets.
Çoğunluk için ise 238 sandalye gerekmektedir.Kyrkan har 238 sittplatser.
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.Inom koalitionerna delas platserna upp mellan partierna med d’Hondts metod.
2001 seçimlerinde % 17.1 oy alan koalisyon böylece parlamentodaki 240 sandalyeden 48'ine sahip oldu.I valet 2001 fick koalitionen 17,1 % av rösterna och 48 av de 240 platserna i det bulgariska parlamentet.
VVD, 41 sandalyeyle en büyük parti olarak kaldı.VVD vann 41 mandat och partiet fortsatte att vara det största partiet i andra kammaren.
Söz konusu 120 sandalye, dört yılda bir gerçekleştirilen seçimler ile belirlenir.Det har 120 platser, och val hålls vart fjärde år.
Li Po sandaldaydı, yeterince içmişti.Hugh Priest sitter i en bar och har druckit alldeles för mycket.
Haziran 2005 seçimlerinde 4 sandalye kazandılar.Han tog alla fyra segrarna januari 2009.
Parti ilk katıldığı 1992 seçimlerinde yedi sandalye kazanmıştır.1992 deltog partiet i sitt första parlamentsval där man vann 7 mandat i parlamentet.
1995 yılında geçirdiği bir kazanın ardından tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamak zorunda kalmıştır.Efter en bilolycka sitter hon i rullstol sedan 1994.
Bu sandalyeyi Büyük Baba'nın doğum gününde ona hediye edecektir.Han blir överlycklig när han får den i present på sin födelsedag.
Sandal ağacı üzerinde oturarak mutluyum ben.Arten lever gärna på sandmark.
27 Ocak - Filistin Parlamentosu seçimlerinde Hamas 76 sandalye elde ederek zafere ulaştı.25 januari – Det palestinska valresultatet visar att Hamas får 74 platser i parlamentet, och al-Fatah 45.
Büyük bir sandalye istiyorum.Jag vill ha en stor stol.
Büyük bir sandalye istiyorum.Jag vill ha en stor stol.
Sandalye odası, Antarktika'daki eski Kadim Karakolu gibi, Atlantis'de de bir kontrol sandalyesi bulunmaktadır.Кімната Крісла - як і аванпост Древніх в Антарктиді, Атлантида також має крісло.
İşçi Partisi bu seçimin ardından 96 sandalye daha fazla kazanarak çok büyük çoğunluk elde etti.Лейбористський уряд повернувся після дострокових виборів з більшістю на 96 місць.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.Офісний стілець - це стілець, який призначений для використання в офісі.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.Крісло зображене в такій кімнаті буде достатньо добрим щоб сидіти.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.Звичайно сідають за круглий стіл.
Çoğunluk için ise 238 sandalye gerekmektedir.Для того, щоб стати президентом треба набрати 270 з 538 голосів.
Kent meclisi 78 sandalyeye sahiptir.Секція містить 78 родин.
P(sandalyelereErişim) # Uyandım - uygun sandalye sayısını değiştir.Рекламний слоган сезону — «Прокинься! ​​Розірви ланцюга долі!»
Bir sandalyeye bağlandı ve vurularak idam edildi.Потрапив у полон та був засуджений до розстрілу.
Şu anda, Senato 81 sandalye içeriyor.Сенат складається з 81 сенаторів.
Çelik sandalyeyle defalarca onun koluna vurdu.Нападник кілька разів ударив Боку по голові сокирою.
Sandalyeyi kapan kazanır.Перемога розриває мої ланцюги.
Bu sandalyeyi Büyük Baba'nın doğum gününde ona hediye edecektir.Уся сім'я зібралася на святкування дня народження дідуся, останнього його дня народження.
Müzik durunca en yakın sandalyeye otururlar.Як тільки музика припиняється, гравці повинні швидко сісти на стільці.
Daha sonra onu bir sandalyeye bağlar.Потім його тросами прив'язують до причалу.
O, benim favori sandalyem.Це мій улюблений стілець.
Bu sandalye plastik.Цей стілець зроблено з пластику.
Sandalye ahşaptan yapılmış.Стілець дерев'яний.
Tom Mary'ye bir sandalye teklif etti.Том запропонував Мері стілець.
Neredeyse sandalyemden düşüyordum.Я ледве не впала зі стільця.
Çift elektrikli sandalyede idam edildi.Je popraven na elektrickém křesle.
Daha sonra onu bir sandalyeye bağlar.Proto ho sváží k židli.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod