Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Geralmente feito de uma escada ou mesa.
Sandalcı hepsi 1973 yılında olmak üzere 5 kez ümit millî oldu .Essa música foi tocada apenas cinco vezes em todo o ano de 1973.
Ekvator'a yakın yerlerde bir gözlemci Ay'ı sandal gibi görebilir.Podemos aproximar o movimento da lua como um MCU, por exemplo.
Kosova Meclisi 120 sandalyeye sahip bir meclistir.O Knesset tem 120 membros.
Salonlarından birinde 5.000 sandalye bulunmaktadır.A capacidade é de 5.000 pessoas em arquibancadas e cadeiras.
Ancak Jericho ona sandalye attı ve diskalifiye oldu.Jericho deixou o ringue e pegou uma cadeira.
Bir sandalyeye bağlandı ve vurularak idam edildi.Ele foi acorrentado a uma cadeira, espancado e submetido a choques elétricos.
Bu sandalyeyi Büyük Baba'nın doğum gününde ona hediye edecektir.A data foi em homenagem ao aniversário do filho mais velho.
Bir gitaristtir ve paraplejik manuel tekerlekli sandalye kullanmaktadır.Frank ficou paraplégico, utilizando uma cadeira de rodas.
Çıplak ayaklarına sandalet giyerler.A manequim desfilou com as mãos nos seios desnudados.
Entelektüel çaba korkusu sandalın etkisi altında erir.Suas obras psicografadas destacam-se pela influência da Umbanda.
VVD, 41 sandalyeyle en büyük parti olarak kaldı.Dat werd de VVD met 41 zetels.
Bunun sonucunda tekerlekli sandalyeye bağlı kaldı.Daardoor werd hij afhankelijk van een rolstoel.
Knesset’teki sandalyeler birçok parti içinden seçilmiş üyelere D’Hondt Metoduyla verilir.De overige elf leden van de assemblee worden volgens de methode-D'Hondt verkozen.
Bir baba, küçük kızına veda eder ve sandal ile suya açılır.Je ziet dat een vader en een dochter afscheid nemen bij een dijk aan het water.
2002 parlamento seçiminde, parti 610,461 oy aldı (8.2%, 47 sandalye).Bij de parlementsverkiezingen van 2002 kreeg de partij 610.462 stemmen (8,2%, 47 zetels).
Elektrikli sandalyenin ilk kurbanı kız arkadaşını öldürmekten yargılanan William Kemmler'dır.Moordenaar William Kemmler was de eerste persoon die werd veroordeeld tot de elektrische stoel.
Bir sınıfta belli sayıda sandalye vardır.In de school heerst een bepaalde rangorde.
98 sandalyeli olup milletvekilleri her beş yılda bir seçilmektedir. ^ Official Majlis Website Resmî siteSinds 1935 worden de klokken elektrisch geluid. (de) Website van de gemeente
Tekerlekli sandalyededir.Hij zit in een rolstoel.
Salonlarından birinde 5.000 sandalye bulunmaktadır.Het stadion beschikt over 5000 zitplaatsen.
Öyle ki sepet, sandalye örücülüğü gelişmişti.De stoel verving een oudere stoel.
Liste, beş sandalye kazandı fakat 1930 yılında yasaklandı.De club speelde in de jaren 30 vijf seizoenen in de nationale reeksen, maar verdween in 1954.
1995 yılında geçirdiği bir kazanın ardından tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamak zorunda kalmıştır.Ze moest zich sindsdien in een rolstoel verplaatsen.
Harold Wilson'ın liderliğindeki İşçi Partisi yalnızca 3 sandalye farkla çoğunluğunu kazandı.Harold Wilson heeft de verkiezingen met een extreem kleine zetelmeerderheid gewonnen.
Dönmeden önce de, sandalet ve kılıcını dev bir kayanın altına bırakır.Hij zou zijn zwaard en sandalen onder een steen leggen.
Çıplak ayaklarına sandalet giyerler.Het bandje trad op blote voeten op.
Parti Meclis'te 17, Senato'da 5 sandalye kazandı.De partij kreeg in de Senaat 25 zetels.
Mecliste 111 sandalye bulunur.Germasino telt ongeveer 111 huishoudens.
Daha sonra onu bir sandalyeye bağlar.Later komt hij zelfs in een rolstoel terecht.
Sandalyeler masanın etrafında sıralanmış bir şekilde bulunur.De zwart gelakte stoelen stonden netjes geordend rondom de tafels.
İşçi partisi ise 32 sandalyeyle ikinci sırada yer aldı.De linkse Arbeidspartij werd tweede met 19 zetels.
Mustafa Sandal bu albümü için şunları söylemiştir.Mathilde Santing werkte aan dit album mee.
Sandalye parçalanır.De kapel verviel.
Artık bu katliamı durdurmak için tekerlekli sandalyesinde elinden geleni yapacaktır.Op die manier kon ze al spelenderwijs gewend raken aan haar rolstoel.
Kalan bir sandalyeyi de, bağımsız bir aday kazandı.De wijk ging naar een onafhankelijke kandidaat.
Mahkûm zehirli iğne veya elektrikli sandalye arasında seçim yapabilir.Ook in Florida kan de veroordeelde kiezen tussen stoel en injectie.
Şu anda, Senato 81 sandalye içeriyor.Het spel bevat 81 minigames.
Masa ve sandalyeler genellikle kaldırım üzerindedir.De manen en staart worden doorgaans lang gelaten.
Etkinliğin konsepti olarak maçlarda masa, merdiven ve sandalye kullanılması serbest olmuştur.In deze wedstrijden maken worstelaars gebruik van tafels, ladders en stoelen om een tegenstrever te verslaan.
Bunlar Halife Emin'in sandalıni kovalanıp Emin'i yakaladılar.De wachters van Levold betrapten de dochter Alena en ze werd meegevoerd.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Dikwijls door een ruimte in te richten met stoelen en tafeltjes.
O, sandalyenin altında.Het ligt onder de stoel.
Odada eski bir sandalyeden başka bir şey yoktu.Er was niets in de kamer, behalve een oude stoel.
Bu odada hiç sandalye yok.Er zijn geen stoelen in deze kamer.
Bu sandalyenin onarılması gerekiyor.Deze stoel moet gerepareerd worden.
Lütfen bu sandalyeleri bir kenara koy.Gelieve deze stoelen weg te zetten.
Bu sandalyeyi seviyorum.Ik hou van deze stoel.
Cankurtaran sandalları nerede?Waar zijn de reddingsboten?
Bu sandalyeler yolda duruyor.Deze stoelen staan in de weg.
Sanırım benim sandalyemdesin.Volgens mij zit je op mijn stoel.
Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir eksiktir.Liczba krzeseł jest zawsze mniejsza o 1 od liczby graczy.
Maçın ardından Jericho, The Rock'a çelik sandalye ile saldırdı.Po walce Jericho zaatakował The Rocka stalowym krzesełkiem.
Hannibal, bayrak gemisinden bir sandalla kaçmayı başarmıştır.Sam Hannibal musiał ratować się ucieczką na łodzi.
1899 - Sing Sing Hapishanesi'nde Martha M. Place, elektrikli sandalyede idam edilen ilk kadın oldu.1899 – W USA wykonano karę śmierci na Marcie M. Place, pierwszej kobiecie straconej na krześle elektrycznym.
Gelinin yanındaki yüksek arkalıklı sandalyede nikah memuru oturmaktadır.Pod nim siedziała przy stole panna młoda.
2005 Bask Özerk Bölgesi seçimlerinde %12,5 oy alarak parlamentoda 9 sandalye kazandı.W wyborach parlamentarnych w Kraju Basków w 2005 roku zdobyła 12,5% głosów.
Kalan bir sandalyeyi de, bağımsız bir aday kazandı.Jeden mandat objął kandydat niezależny.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Fabryka produkowała przede wszystkim stoły i krzesła.
İşçi Partisi bu seçimin ardından 96 sandalye daha fazla kazanarak çok büyük çoğunluk elde etti.Zdecydowaną większość w Izbie zdobyli w nich Demokraci, obsadzając 96 mandatów.