samimi ile cümle

samimi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Samimi bir arkadaşa ihtiyacım var.Ho bisogno di un amico vero.
Bunu samimi olarak söylüyorum, kendinize iyi bakın.Glielo dico sul serio, si prenda cura di se stesso.
Samimi kişiydi.Eri così vera.
Kimi zaman Kadının yaptıklarında/anlattıklarında samimi olup olmadığı anlaşılmamaktadır.Di Gundomaro, non si conosce se ebbe mogli e non si ha notizia di alcuna discendenza.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.Voce principale: Tell Me a Story.
Çift 1929 yılında boşanmasına rağmen son derece samimi bir şekilde arkadaş olarak kalmışlardır.La coppia divorzia nel 1929 ma continua ad intrattenere rapporti molto cordiali e amichevoli.
Heyecanlıyız, çünkü bu defa hedefe ulaşacağımıza samimiyetle inanıyoruz.È fortemente collegato alla confidenza che ci rende capaci di raggiungere gli obiettivi.
Diğerleriyle samimiyet içinde bir araya gelmek.Interessatevi sinceramente agli altri.
Yemek sırasında çikolata hediyeleri ve samimi ilişkilerin eksikliklerinden yakınırlar.Con Fascetti e Regalia sono rimasti rapporti d'amicizia.
En sonunda çıkmaya başlarlar fakat Rachel onu kız kardeşiyle çok samimi bulduğu için onu terk eder.Rachel ha una cotta per lui, ma lo lascia perché ha un rapporto molto strano con la sorella.
Hesse’nin heykel biçimleri için bir araç olarak latekse ilgisi, onu samimiyetle yapmasını gerektiriyordu.L'interesse di Hesse per il lattice come mezzo per forme scultoree aveva a che fare con l'immediatezza.
Aşk ilk önce samimiyetle başlar.E la giovane, per amore, inizialmente accetta.
Ancak rejenerasyon geçirdikten sonra Doktor'la daha samimi bir ilişkisi olmuştur.Intratterrà una breve relazione sentimentale con il dr.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Resterà uno degli amici più fidati del principe ereditario durante tutta la sua vita.
Samimi taziyelerini kurbanların arkadaşlarına, ailelerine ve Fransız halkına sundu.Il ragazzo si scusò con la famiglia e Dio.
Tom, samimidir.Том искренен.
Tom samimiyetsizdir.Том неискренен.
Benim samimi bir sınıfım var.У меня очень дружный класс.
Birbirleriyle çok samimiydiler.Они были милы друг с другом.
Fuzuli derin ve samimi bir aşk şairidir.Богата и глубока любовная лирика поэта.
Rodolfo gelir ve yaptığı hileyi itiraf eder ama Luisa'ya sevgisinin çok samimi olduğuna yemin eder.Появившийся Рудольфо признаётся в обмане, но клянётся, что его любовь искренна.
Diğerleriyle samimiyet içinde bir araya gelmek.Мы готовы делиться сердцем с другими.
Ancak rejenerasyon geçirdikten sonra Doktor'la daha samimi bir ilişkisi olmuştur.До вспышки вируса была в хороших отношениях со старшей сестрой.
Samimi dostluk, iyi öğüt takası, adil tutum olmalı, ihanet olmamalı" der.А оканчивается: за добродетель воздаяние, а за беззаконие казнь».
Sanatçıya göre "en kişisel ve samimi albümü" diyor.Сама певица характеризует альбом, как «самый личный и самый откровенный».
Türk milleti, bu güzel çocuğunu şüphesiz samimiyetle tebrik eder.Азербайджанский народ вправе гордиться своим замечательным сыном.
Stüdyonun ve şarkı yazmanın samimiyetini seviyorum.Я больше люблю работать в студии, писать песни.
Son bölümde de ona daha samimi bir şekilde davranır.От последней он отличается большей мягкостью.
Din değiştirenlerin samimiyetine güvenmeyen Muvahhidler bu kişilerin sarı türban takmasını zorunlu kıldı.Люди, не доверяющие тёмным способностям Джека, выслали его в пустыню.
Cem annesi ile daha samimidir, babasına ise biraz uzaktır.Мать — Миля, намного моложе отца.
Samimi havayı ve güzelliği ön plana çıkaran hiyerarşiler ve oranlar nelerdir?Какие иерархические структуры и пропорции поддерживают располагающую к общению атмосферу и красоту?
Kendisi dindar, samimi bir müslümandı.Он был человеком живой веры и глубокого благочестия.
Victor'un babasının en samimi arkadaşlarından biri.أحد أقرب أصدقاء والد فيكتور.
Biz onları ahiret yurdunu düşünen samimi kimseler kıldık.وقال تعالى: وأورثنا القوم الذين كانوا يُستَضْعَفون مشارق الأرض ومغاربها التي باركنا فيها .
Benzer şekilde Başçavuş Tiverton'da eğitimdeyken de hiçbir asker arkadaşıyla samimiyet kurmaz.بشكل مماثل بينما كان Başçavuş يدرس في Tiverton لم يثق باى صديق عسكرى .
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.حكايتي مع الطائرة : قصة ..
Samimi taziyelerini kurbanların arkadaşlarına, ailelerine ve Fransız halkına sundu.وأعربت عن تعازيها الصادقة للضحايا وأسرهم، وللحكومة والشعب المصري.
Bunu samimi olarak söylüyorum, kendinize iyi bakın."لذلك أقول لكم، كونوا متيقظين.
Cana yakın ve samimidir.شعور بالسلام أو اللطف.
"Biz sizin Dördüncü Haçlı Seferlerinin üzücü olayları için samimi jestinizi şükran ve saygıyla kabul ediyoruz."Recebemos com gratidão e respeito seu gesto cordial pelos trágicos eventos da Quarta Cruzada.
Bu tek yoluydu, çünkü bilirsiniz, başka biriyle birlikte yazmak çok samimidir.Essa era a única maneira, porque escrever canções junto com alguém é muito íntimo.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.Missão Colectiva - Contar um história da sua vida.
Samimi duygulardan uzaklaşma.Não se aproxime das ameixas dirigíveis.
Aşk ilk önce samimiyetle başlar.Será amor à primeira vista?
Rodolfo gelir ve yaptığı hileyi itiraf eder ama Luisa'ya sevgisinin çok samimi olduğuna yemin eder.Rodolfo chega e jura a Luisa que ela é a sua única noiva.
Bu samimi ifade üzerine Üftâde tane tane buyurdu ki: "Ey Bursa kâdısı!Suas últimas palavras teriam sido: "Ah, Canalha!
Onun sözleri samimi değildi.As palavras dele eram sinceras.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.Het Open Boek - Kom op verhaal
Bu gelenek sayesinde köylüler arasında sıcak, samimi bir ortam oluşmaktadır.Het ligt tussen de dorpen Heeze en Sterksel.
Aşk ilk önce samimiyetle başlar.Met de reis begint ook de liefde.
Dikenli Köyü halkı; içten, samimi, hoşgörülü ve hazırcevaptır.De dorpsbewoners van Saeftinghe zouden ijdel en hoogmoedig geweest zijn, wat een hoofdzonde is.
(Lahana, yakın zamanlara kadar Avrupa'da sevgi ve samimiyet belirten bir sözcük olarak kullanılmıştır).(Luther was zelf Augustijn en is door zijn orde lang beschermd en verdedigd.)
O günlerden beri Brenna ve Keith hep samimidirler.Vanaf dan liggen Maddie en Casey constant met elkaar overhoop.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Daar kwam de prins al jaren als vriend over de vloer.
Başkalarına karşı samimi davranmayı zor bulurdum.Ik vond het moeilijk om vriendelijk te zijn tegen de anderen.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.Rodzina w opowiadaniu, opowiadanie w rodzinie.
Kendisi dindar, samimi bir müslümandı.Jest on harmonijnie zbudowany, przysadzisty i potężny.
O samimi, neşeli ve bazen yavaş zekâlı görünen biridir.Jest bardzo zabawna i szalona, czasem sprawia wrażenie mało inteligentej.
Dahası insanların içten samimi ve candan olmalarıdır.Z reguły są ludźmi szczodrymi i serdecznymi.
Aşk ilk önce samimiyetle başlar.Początkowe współczucie przeradza się w miłość.

İlgili Sayfalar