samimi ile cümle
samimi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Makedonya Cumhuriyeti, NATO üyeliği yolunda güçlü ve samimi bir kararlılık gösteriyor.The Republic of Macedonia is sincerely and strongly committed to becoming a NATO member.
Bizler, Arnavutluk 'unve Avrupalı geleceğin samimi destekçileriyiz.We are sincere supporters of Albania and the European future.
Yüksek öğrenim, Bosna-Hersek'in başkentinde daha samimi bir ortamda yürütülüyor.Higher education is conducted on a more intimate level in Bosnia and Herzegovina's capital.
Güvenlik alanında işbirliğine ilişkin samimi bir umut besliyoruz." dedi.We sincerely hope for co-operation in the field of security."
Bizim tarafımızda, meseleye tamamen samimi bir yaklaşım benimsedik," dedi.As far as we are concerned, we approached the entire matter with sincerity," Musliu said.
Sırbistan Güzeli ile samimi bir söyleşiMiss Serbia: up close and personal
Bu paketin bu amaca ulaştığına samimi bir biçimde inanıyorum." dedi.I sincerely believe that this package achieves this goal," Ban said in Brussels.
Öte yandan, Türkiye'nin Esad rejimiyle olan ilişkisi de oldukça samimi görünüyordu.Meanwhile, Turkey's relationship with the Assad regime was at times nothing short of cozy.
Başbakan, "Samimi bir şekilde ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz." dedi."We sincerely seek to develop our relations."
Ancak,Hırvat firmaları henüz bu samimiyetin hakkını veremiyor.Yet Croatian companies cannot afford to be complacent.
SETimes: "Yugoslav Dünyası" fikrini samimi bir şekilde ortaya koydunuz.SETimes: You are outspoken about the idea of a "Yugosphere".
Daha fazla ve daha samimi şekilde konuşmamız gerekiyor.We have to speak more and more sincerely.
Filmi büyük bir samimiyetle yaptık.The movie was done very candidly.
Etkin ve samimi bir muhalefet olgusu henüz olgunlaşmadı.The notion of being an effective and loyal opposition has yet to take root.
Amaçsa, vicdani ret sahibinin samimiliğini ölçmek olacak.Their purpose will be to check the sincerity of the conscientious objector.
Victor'un babasının en samimi arkadaşlarından biri.One of the most intimate friends of Victor’s father.
Samimi şovlar yapmayı ve izleyiciyle doğrudan konuşmayı seviyorum. ” [1]I like doing intimate shows and being able to talk directly to the audience."[6]
Samimi ve komik bir karakterdir.He seems friendly and funny, and he likes to skate.
Absalom'un duygularının samimiyetine inanan Etery onunla evlenir.Believing in the sincerity of Absalom's feelings Etery marries him.
Baldızı Emma ile samimidir ve erkek kardeşine yakındır.He is forthright with Emma, his sister-in-law, and close to his brother.
Grup ortaya çıktığında Henderson samimiydi.Henderson was genuine when it came to the appearance of the band.
Bu arada Eyyubi, Fransız makamlarıyla samimi ilişkilerini sürdürdü.Meanwhile, Ayyubi remained on cordial relations with French authorities.
Ancak, Reimarus'un ateizme de aynı etki ve samimiyetle saldırdığını akılda tutmak gerekir.However, it is important to remember that Reimarus attacked atheism with equal effect and sincerity.
Tarık Aziz geçmişe dönük olarak "11 Mart Manifestosu'nu açıkladığımızda samimiydik.Tariq Aziz retrospectively stated "We were sincere when we announced the 11 March Manifesto.
Daimi mutluluk sadece samimiyette mevcuttur.Dauerndes Glück ist nur in Aufrichtigkeit zu finden.
Biz onları ahiret yurdunu düşünen samimi kimseler kıldık.In uns Menschen stecke diese ungerechte Gesinnung, auch in den Seelen der Nicht-Besitzenden.
Kral, Posa’nın cesareti ve samimiyetinden etkilenir, onu bakan ve en yakın danışmanı yapar.Der König ist von Posas Mut und Offenheit beeindruckt und macht ihn zu seinem Minister und engsten Berater.
Dikenli Köyü halkı; içten, samimi, hoşgörülü ve hazırcevaptır.Zur Gemeinde gehören die Ortsteile Kaliß, Neu Kaliß, Heiddorf und Raddenfort.
Çıplak ve samimi.Nackt und bloß.
Bunu samimi olarak söylüyorum, kendinize iyi bakın.Ich versuche, ehrlich zu Dir zu sein.
Zaman içinde İsa, Meryem ile samimi bir ilişki kurar.Wir wollen eine gute Zeit mit Jesus haben.
Dahası insanların içten samimi ve candan olmalarıdır.Ich bestehe darauf, dass meine Partner gesund und sauber sind.
Son bölümde de ona daha samimi bir şekilde davranır.Im letzten Teil ist er leicht überhängend.
Daha sonra ben sadakatimi samimi bir şekilde arz ettim, takdimeler yaptım, mal-mülk kayıplarını telâfi ettim.Ihr habt mir erlaubt, mitzunehmen, was mir das Liebste sei; darum habe ich meinen theuersten Schatz genommen.
Samimi kişiydi.Der ehrliche Mann.
Franko'ya karşı hislerinin samimi mi yalancı mı olduğunu belirlemek imkânsızdır.Es bleibt dabei unklar, ob Andreas Phuong angelogen oder er sich ihr gegenüber wirklich offenbart hat.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Diese waren über Jahrzehnte gute Freunde des Vaters des Entdeckers.
Marika'yı düşünmeye devam ediyorum çünkü benim onun için olan aşkım... samimiydi.Je continue à penser à Marika car mon amour pour elle était... sincère.
Biz onları ahiret yurdunu düşünen samimi kimseler kıldık.Nous avons donné leur récompense à ceux d’entre eux qui crurent.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.Pour les articles homonymes, voir Histoire de ma vie.
Heyecanlıyız, çünkü bu defa hedefe ulaşacağımıza samimiyetle inanıyoruz.On va savourer ce soir parce que notre objectif est atteint.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.Ce dernier avait été pourtant un familier de l'empereur depuis de nombreuses années.
Birbirleriyle çok samimiydiler.Nous étions très proches les uns des autres.
Kadı Burhaneddin bu müşkülatını, canlı ve samimi edası ile giderir.Le crâne nous ramène, lui, à la condition humaine, mortelle.
Klarnetçi Sadri ile samimidir.Israël est contre le clergé éclairé...
O sıcak, samimi bir toplantı oldu.Fue una reunión cálida y amistosa.
Bana öyle geliyor ki o samimidir.Me parece que él es sincero.
Lütfen bana samimi fikrini söyle.Dígame por favor su honesta opinión.
Onun özgün ve samimi düşüncelerini okumaktan her zaman mutluyum.Siempre estoy feliz de leer su opinión auténtica y sincera.
Rodolfo gelir ve yaptığı hileyi itiraf eder ama Luisa'ya sevgisinin çok samimi olduğuna yemin eder.Llega Rodolfo y admite su engaño pero le jura que su amor es sincero.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.Colección Un libro, un cuento.
Bunu samimi olarak söylüyorum, kendinize iyi bakın.Darse buena vida, se cuida bien.
İlk kez herkes tarafından samimiyetle alkışlanmaktadır.Estábamos parados ahí ovacionados por primera vez.
Bir grup insan ise bu iyiliksever olduklarını söyleyen ziyaretçilerin samimiyetinden şüphe duymaktadır.¿Siente dudas sobre la bondad de los que le han controlado?
Ashley rolüyle Galadriel Stineman: Ashley akademik, samimi ve araştırmacı biridir.Galadriel Stineman como Ashley "Ash" Brown: Es una chica estudiosa y soñadora.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.La banda había sido amigo de Fair durante años.
Dahası insanların içten samimi ve candan olmalarıdır.El objetivo es hacer que las mujeres se sientan completamente seguras y atractivas.
Ne var ki bir müddet sonra erkek arkadaşının samimi arkadaşı tarafından dövülerek yola atılır.Más tarde fue expulsado por pelear con el actual novio de su ex novia.
Program içerisinde yapılan röportajlarda ise partneri hakkındaki samimi düşüncelerine yer verilmektedir.Después dentro del juego te enteras de sus verdaderas intenciones.
Köy halkı kendi arasında veya misafirlerine karşı samimi bir karşılama ve ağırlama yapar.Las personas son apasibles y acogedoras con sus propios paisanos y con los visitantes.