samimi ile cümle
samimi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.و لكن باعتقادي ، من الجنون الايمان بانه بامكاننا ...
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.馬鹿げた発想です 不可能な夢です
Ama ciddi olmasanız da samimi olduğunuzu düşündüğümden uyanmaya hazırsınız diyebilirim.Ale zakładem, że może nie na poważnie, ale szczerze, że jesteście gotowi by się wreszcie obudzić.
Ama ciddi olmasanız da samimi olduğunuzu düşündüğümden uyanmaya hazırsınız diyebilirim.De feltételezem, hogy talán nem vagy komoly, de őszintén készen állsz az ébredésre.
Ama ciddi olmasanız da samimi olduğunuzu düşündüğümden uyanmaya hazırsınız diyebilirim.Maar ik neem aan dat je misschien niet serieus bent, maar oprecht, dat je klaar bent om wakker te worden.
Ama ciddi olmasanız da samimi olduğunuzu düşündüğümden uyanmaya hazırsınız diyebilirim.Ma io voglio credere che tu, anche non essendo dedito, sei sincero, pronto a "svegliarti".
Ama ciddi olmasanız da samimi olduğunuzu düşündüğümden uyanmaya hazırsınız diyebilirim.Mas eu entendo que você talvez não leve a sério, mas é sincero que você está pronto para acordar.
Ama ciddi olmasanız da samimi olduğunuzu düşündüğümden uyanmaya hazırsınız diyebilirim.Pero supongo que tal vez no sean serios, pero sí sinceros, en que están listos para despertar.
Ama ciddi olmasanız da samimi olduğunuzu düşündüğümden uyanmaya hazırsınız diyebilirim.ولكن سأفترض بأنكم ربما لستم جدّيين ولكنكم تحملون رغبةً صادقة لرؤية الحقيقة
Ama kibar olmamdan nefret ediyorsun. Samimi davranışlarıma dayanamıyorsun.Neznášate moju slušnosť, nestrpíte úprimnosť.
Ama... Siz ikiniz çok samimi görünüyorsunuz.Ale... wydaje się, że jesteście bardzo zaprzyjaźnieni.
Ama... Siz ikiniz çok samimi görünüyorsunuz.Dar. . . voi doi pareti foarte apropiati.
Ama... Siz ikiniz çok samimi görünüyorsunuz.Mais... vous avez l'air d'être très amis.
Ama... Siz ikiniz çok samimi görünüyorsunuz.Ma... voi due sembrate davvero amici.
Ama... Siz ikiniz çok samimi görünüyorsunuz.Όμως... οι δυο σας φαίνεστε πολύ φιλικοί.
Ama... Siz ikiniz çok samimi görünüyorsunuz.Но.. вы ведете себя слишком дружелюбно.
Amerikada ki çiftçiler arasında, tamamen samimi, ben orta batıdayken, genelde oldukça büyüktür.미국의 농부들은 제가 중서부에서 시간을 보낼 때 정말 솔직하게 대부분 꽤 (몸집이) 큽니다.
Amerikada ki çiftçiler arasında, tamamen samimi, ben orta batıdayken, genelde oldukça büyüktür.שהחקלאים באמריקה, שלמעשה אם להיות כנים, במערב התיכון, הם די גדולים באופן כללי.
Amerikada ki çiftçiler arasında, tamamen samimi, ben orta batıdayken, genelde oldukça büyüktür.بين المزراعين في أمريكا والذين هم صريحون في العادة .. عندما قضيت وقتا في وسط الغرب هو فرقٌ كبير جدا بصورة عامة
Amerikada ki çiftçiler arasında, tamamen samimi, ben orta batıdayken, genelde oldukça büyüktür.私が中西部で過ごしたときには 皆おおむね太っていたのが現実です 農場自体も巨大なものです
Aslanları Hristiyanlarla besleyen Romalıların samimiyetini göstermeliyiz.Et nous devons exposer la sincérité des romains donnant des chrétiens en pâture aux lions.
Aslanları Hristiyanlarla besleyen Romalıların samimiyetini göstermeliyiz.Si trebue sa aratam sinceritatea romanilor hranind leii cu crestini.
Aslanları Hristiyanlarla besleyen Romalıların samimiyetini göstermeliyiz.Мы должны показать, как искренне римляне бросали христиан на растерзание львам.
Aslanları Hristiyanlarla besleyen Romalıların samimiyetini göstermeliyiz.ועלינו להראות את הכנות של הרומאים שזורקים את הנוצרים כמאכל לאריות.
Aslanları Hristiyanlarla besleyen Romalıların samimiyetini göstermeliyiz.وعلينا إظهار صدق الرومان بإطعامهم المسيحيين الى الأسود.
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımApa juhar élvezte ilyen széles hírnevét őszinteség és szentségét, hogy a
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımCha Mapple được hưởng một danh tiếng lớn cho sự chân thành và thánh thiện,
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımFader Mapple haft ett så stort rykte för ärlighet och helighet, som
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımFather Mapple haft en så bred ry for oprigtighed og hellighed, der
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımIsä Mapple oli niin laaja maine vilpittömyys ja pyhyyttä, että
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımMapple Bapa seperti menikmati reputasi yang luas untuk keikhlasan dan kesucian, yang
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldım아버지 Mapple은 성실과 신성에 대한 이러한 폭넓은 명성을 즐길 것을
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımMapple Ojciec cieszył się takim renomę na szczerości i świętości, że
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımMapple pai gostava de uma reputação tão grande para a sinceridade e santidade, que
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımMapple Tatăl sa bucurat de astfel de o mare reputaţie pentru sinceritate şi sfinţenie, că
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımMapple Πατέρας απολαμβάνει μια τέτοια ευρεία φήμη για την ειλικρίνεια και την ιερότητα, που
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımMapple האב נהנה כגון מוניטין רחב עבור כנות קדושה, כי
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımOče Mapple uživali tako široko ugled za iskrenost in svetosti, ki
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımOtec Mapple užil tak širokou pověst upřímnost a svatosti, které
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımOtec Mapple užil tak širokú povesť úprimnosť a svätosti, ktoré
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımPadre Mapple disfrutado de una gran reputación por la sinceridad y la santidad, que
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımPadre Mapple goduto di una grande reputazione per la sincerità e di santità, che
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımPère Mapple apprécié une telle grande réputation pour la sincérité et la sainteté, que
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımVader Mapple genoten van een dergelijk breed reputatie voor oprechtheid en heiligheid, dat
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımVater Mapple genossen eine so große Reputation für Ehrlichkeit und Heiligkeit, dass
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımБатько Mapple користувався таким широку популярність за щирість і святості, що
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımОтец Mapple пользовался таким широкую известность за искренность и святости, что
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımОтец Mapple се радва на такава широка репутация за искреност и светостта, че
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldımتتمتع هذه Mapple الد سمعة واسعة للصدق وقدسية ، أن
Baba Mapple, samimiyet ve kutsallığı gibi geniş bir itibar keyif aldım私はステージの任意の単なるトリックで悪評を招くことから彼を疑うことができなかった。
Bana sadece istekli ve samimi olmamın yeteceğini söylediAnh ấy nói chỉ cần tôi thật lòng muốn chơi tennis.
Bana sadece istekli ve samimi olmamın yeteceğini söylediA spus ca trebuie doar sa vreau sa joc si sa fiu sincera in legatura cu asta.
Bana sadece istekli ve samimi olmamın yeteceğini söylediDia bilang aku hanya perlu ada keinginan main dengan tulus.
Bana sadece istekli ve samimi olmamın yeteceğini söylediEr sagte, ich müsste nur den Willen haben und ernst an die Sache rangehen.
Bana sadece istekli ve samimi olmamın yeteceğini söylediHan sa att jag bara behöva vela spela och vara ärlig om det.
Bana sadece istekli ve samimi olmamın yeteceğini söylediHij zei dat ik alleen zou moeten willen spelen en er oprecht over zijn.
Bana sadece istekli ve samimi olmamın yeteceğini söylediIl a dit que si je voulais jouer au tennis et que j'étais vraiment sincère, ça irait.
Bana sadece istekli ve samimi olmamın yeteceğini söylediMi ha detto che devo solo voler giocare ed essere sincera in questo.
Bana sadece istekli ve samimi olmamın yeteceğini söylediPovedal, že sa to len musím chcieť naučiť.
Bana sadece istekli ve samimi olmamın yeteceğini söylediPowiedział że muszę chcieć grać i być w tym szczera.