samimi ile cümle

samimi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Birbirleriyle çok samimiydiler.她们更加同情别人。
Samimi kişiydi.진정한 사람이었다.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.정경법 - 이야기 내용 = 이야기 언설.
Samimi dostluk, iyi öğüt takası, adil tutum olmalı, ihanet olmamalı" der.이는 세교(世敎)에 관계되고 치도(治道)에 해로우니, 파직은 실로 너그러운 법이요 과중한 것이 아닙니다."
Cana yakın ve samimidir.ביישנית וידידותית.
Rodolfo gelir ve yaptığı hileyi itiraf eder ama Luisa'ya sevgisinin çok samimi olduğuna yemin eder.רודולפו מגיע מתוודה על שקריו, אך אומר כי אהבתו ללואיזה אמיתית היא.
Bu samimi ifade üzerine Üftâde tane tane buyurdu ki: "Ey Bursa kâdısı!במשפטו של ארוסה היא התפרצה לעברו: "ממזר שכמותך!
Bunu samimi olarak söylüyorum, kendinize iyi bakın.אם אינך מאמין לי, שקול אותו בעצמך.
Bu hâremağası, uzun yıllar boyunca prensin samimi arkadaşıydı.הייתה זו התחלה של ידידות חשובה רבת שנים.
Heyecanlıyız, çünkü bu defa hedefe ulaşacağımıza samimiyetle inanıyoruz.אבל אין ספק שאנחנו יכולים בקלות לחרוג ממחסומים אלה, אם אנחנו נחושים לחלוטין כדי להגיע למטרה זו ...
Siz, bizim her zaman ve vaziyette samimi bir mefkure arkadaşımızsınız.הוא חלום נפלא, אשר תמיד אתך.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.חיי אדם - מקבץ סיפורים.
İncelikli, samimi, iyi niyetli.Тя е разумна, послушна, богобоязлива.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.Самият живот е приказка, то самото е част от една приказка.
Köy halkı kendi arasında veya misafirlerine karşı samimi bir karşılama ve ağırlama yapar.Сам по себе си е една приятна атракция за местни и гостуващи.
Samimi kişiydi.Беше един истински човек.
Cana yakın ve samimidir.Banana: Mirna i dobroćudna.
Samimi duygulardan uzaklaşma.Vyhýbaj sa zmysovým pôžitkom.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.Stretáva kalifa, ktorému rozpráva rozprávku.
Herkes onu destekliyordu ve saltanatını kabul ediyordu. Samimi olarak ağzına bakıyorlardı.Svojej žene na všetko pritaká, opakuje po nej celé vety a musí ju pozorne počúvať.
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.Resnične pravljice in pripovedke: vsaka zgodba vsebuje nauk za življenje.
Samimi taziyelerini kurbanların arkadaşlarına, ailelerine ve Fransız halkına sundu.Skupaj so živeli najbljižji moški sorodniki, starši njihovih žena in družine njihovih sester.
Kitap samimi, sade, anlaşılabilir ve samimi, okuyucuya yakın bir dille yazıldı.Jo kalba nuoširdi, artima ir suprantama jaunajam skaitytojui.
Samimi bir kızdır.Tikra mergaitė.
Samimi kişiydi.Aš esu sąžiningas.
Victor'un babasının en samimi arkadaşlarından biri.Geriausias Viktoro draugas.
Son bölümde de ona daha samimi bir şekilde davranır.Kolmandas ringis sai ta jagu juba kergemalt.
Samimi taziyelerini kurbanların arkadaşlarına, ailelerine ve Fransız halkına sundu.Rääkida oma murest sõpradele, perekonnale.
Bunu samimi olarak söylüyorum, kendinize iyi bakın.Vaata mind ja mõtle enese peale.
Aşk ilk önce samimiyetle başlar.Armastus algab alati kohtumisega.
Ancak Rick, Vali'nin bu samimi tavrına şüpheci yaklaşmaya devam etmektedir.Nendest Enn omakorda hakkab aga sõpruskonna valitud tee õigsuses kahtlema.
Birbirleriyle çok samimiydiler.Viimased pidid olema omavahel viisakad.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.Cina e un moment familial cu 9 oameni aşezaţi în jurul unei mese joase.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.Dùng bữa tối là một hoạt động thân mật, với 9 người ngồi xung quanh một cái bàn thấp.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.Het diner is een intieme zaak, met negen mensen liggend rond een lage tafel.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.La cena è un affare privato, con nove persone sdraiate intorno ad una tavola bassa.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.Le dîner est une affaire intime, avec neuf personnes allongées autour de la table basse.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.Los banquetes son privados, con 9 personas reclinadas alrededor de una mesa baja.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.Makan malam adalah acara intim, dimana sembilan orang berbaring mengelilingi meja pendek.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.O jantar é um assunto íntimo, com nove pessoas reclinadas em torno da mesa.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.To spotkanie w małym gronie, gdzie dziewięć osób układa się w pozycji półleżącej wokół niskiego stołu.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.Το δείπνο είναι μια προσωπική υπόθεση, με εννέα άτομα μισοξαπλωμένα γύρω από το χαμηλό τραπέζι.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.Ужин проходит в интимном кругу девяти человек, возлегающих вокруг низкого стола.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.ארוחת ערב היא אירוע אינטימי, בו תשעה אנשים שרועים מסביבו של שולחן נמוך.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.العشاء هو مناسبة حميمة يكون تسعة أشخاص مستلقين حول طاولة منخفضة.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Ale myślę, że szaleństwem jest wierzyć, że kiedykolwiek stworzymy społeczeństwo prawdziwie merytokratyczne.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Ampak mislim, da je noro verjeti, da bomo kdaj dejansko zgradili meritokratsko družbo.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Dar este o nebunie să credem că vom construi vreodată o societate cu adevărat meritocratică.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.De szerintem őrültség azt hinni, hogy valaha is megalkotunk egy valódi meritokratikus társadalmat.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.그렇지만 우리가 언젠가 진정한 성과주의 사회를
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Maar het is gekkenwerk om te denken dat we ooit een werkelijke meritocratie zullen bereiken.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Mais je pense que c'est fou de croire que l'on peut faire une société vraiment méritocratique.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Ma penso che sia folle credere che arriveremo a creare una società genuinamente meritocratica.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Men jeg synes det er vanvittigt at tro, at vi nogensinde skaber et samfund, der er fuldstændig meritokratisk.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Mutta ajattelen, että on mieletöntä uskoa, että voimme ikinä tehdä yhteiskunnastamme täysin meritokraattisen.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Αλλά πιστεύω ότι είναι παραφροσύνη να πιστεύει κανείς ότι θα φτάσουμε ποτέ σε μια κοινωνία γνήσια αξιοκρατική.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Але я думаю, що божевільно вірити, що ми зможемо зробимо суспільство по-справжньому меритократичним.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Но смятам, че е лудост да се вярва, че ние някога ще създадем общество, което да е истински меритократично.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.Но я уверен, что было бы безумно верить в то, что однажды мы построим истинно меритократическое общество.
Ama bence samimi olarak meritokratik bir toplum yaratabileceğimize inanmak çılgınca bir fikir.אבל אני חושב שזה מטורף להאמין שאנחנו אי פעם

İlgili Sayfalar