Ana içeriğe geç
Sözlük

salon ile cümle

salon kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Duruşma salonunda bayrak olacaktır.Mulatság Ulászló palotájában.
Mimar mekanı merkezde Musalar Salonu ve iki yanında büyük daireler olmak üzere üç bölüme ayırdı.Külön épületben helyezték el a három szobás szaktanítói lakást a hozzá tartozó melléképületekkel együtt.
Hayattayken kendisi için anıt mezar olarak yapılan bina, bugün spor salonu olarak kullanılmaktadır.Körülötte ma is használatban levő temető található, így ma temetőkápolnaként működik.
Bir dondurma salonudur.Jó fagytűrő.
13 yaşına kadar düğün salonlarında söylemeye devam etti.Már 13 évesen beleszeretett az asztaliteniszbe.
Salon (İngilizce).Gardermoen (angol nyelven).
Girişin arkasında iki katlı, cam çatılı bir salon vardı.A belső tereket és felületeket Beck Ö. Fülöp és Pongrácz Szigfrid plasztikus munkái díszítették.
Minnesota Timberwolves, salonları Target Center'deki ilk maçına çıktı.Minnesota Timberwolves pelasi ensimmäisen kautensa Target Centerissä.
Pek çok büyük şehrin özel ve kamuya ait konser salonları bulunur.Monilla suuremmilla kaupungeilla on niin julkisia kuin myös yksityisiä konserttisaleja.
Utah Jazz yeni salonu Delta Center'daki ilk maçına çıktı.Utah Jazz pelasi ensimmäisen kautensa Delta Centerissä.
Tam simetrik olan iki katlı binada dört daire ve büyük bir salon vardı.Kaksikerroksisessa symmetrisessä rakennuksessa oli neljä asuntoa ja aula.
İlk sinema salonu 1908 yılında açılmıştır.Ensimmäiset elokuvastudiot avautuivat vuonna 1908.
Binada üç adet konser salonu olup ek olarak restoran, alışveriş merkezleri ve barlar bulunmaktadır.Rakennuksessa on kolme eri konserttisalia ja lisäksi ravintoloita, kauppoja ja baareja.
Salona Alfredo girer ve kumar oynamaya başlar.Alfredo pelaa ja voittaa.
Salonlar genelde oldukça büyüktür.Yleensä astiat olivat varsin suuria.
Ayrıca yerel bir tiyatro salonunda sahneye çıktı.Samalla hän esiintyi paikallisissa teatterinäytelmissä.
Annesi, Emilie Crusius, Spor Salonunun müdürünün kızıydı.Hänen äitinsä Emilie Crusius oli taas saman lukion rehtorin tytär.
Gençliğinde Paris salonlarında çalışmıştır.Pariisissa hän oli käynyt kahdesti nuoruudessaan.
Salonda sergilenen eserlerin kraliyet tarafından da beğenildiği düşünülürdü.Salongissa pidetty näyttely tarkoitti kuninkaallista hyväksymistä.
Elfler katledilse dahi ruhları Mandos'un Salonları'na giderek dünyanın sonuna kadar orada bekler.Kerrottiin, että kuolleet haltiat pääsivät Mandosin saleihin odottamaan maailmanloppua.
Tiyatro salonu aynı zamanda Sabancı Tiyatro Festivali'ne de ev sahipliği yapıyor.Tällä hetkellä he ovat myös talk show’n In the House juontajia!
1. Sahne Üç ay sonra, Violetta ve Alfredo'nun kaldığı evin salonu.II näytös - Tammikuu 1. kohtaus Violetta ja Alfredo ovat muuttaneet yhteen ja asuvat Pariisin ulkopuolella.
Prudential Center, Newark, New Jersey'de bulunan spor salonudur.Prudential Center on monitoimihalli joka sijaitsee Newarkissa, New Jerseyssä.
Kullandığımız spor salonunda tadilat vardı, malzemeler geçici olarak oraya kondu.Veneissä esitettiin istumatansseja, joilla aika saatiin kulumaan.
Evler genellikle 2 oda ve bir salondan ibarettir.Huoneet merkitään yleensä yhdeksi olohuoneeksi ja kahdeksi makuuhuoneeksi.
Salon, 2804 koltuk kapasitelidir.Stadionin kapasiteetti on 8 072 katsojaa.
Sütunlu salon: Kutsal alana giden yol.Matkustus pyhällä maalla: taikalyhty-esitelmä.
Fransız Devrimi ile birlikte Salon yabancı sanatçılara da açıldı.Ranskan suuren vallankumouksen myötä taidemaailman ovet avautuivat toden teolla myös naisille.
Samba 2/4 ya da 4/4 ölçüsüyle yapılan bir salon dansıdır.Humppa on tasajakoista, joko 2/2- tai nykyään 4/4-tahtilajista.
Avusturya'nın en büyük organizasyon salonudur.Se on Itävallan korkein rakennus.
İkisi, aynı salonda karşılaşır ve birbirlerine doğru yürümeye başlarlar.He kohtaavat toisensa tiellä ja jatkavat samaa matkaa.
Bir de toplantı salonu eklendi.Samassa yhteydessä myös juhlasalia laajennettiin.
Salon, ismini eski Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi başkanı Sinan Erdem'den alır.Areena on nimetty Turkin olympiakomitean pitkäaikaisen puheenjohtaja Sinan Erdemin mukaan.
4. IAAF Dünya Salon Şampiyonası Mart 1993 yılında Toronto, Kanada'da düzenlendi .Vuoden 1993 yleisurheilun sisäratojen MM-kilpailut järjestettiin maaliskuussa Torontossa, Kanadassa.
Bir dondurma salonudur.Jäätelökauppias.
Kilise ofis gelecek için burs salonu.Portti Kirkkosali Urkuparvi Lasimaalaus Salon kirkko Salon seurakunta.
Duruşmalar sürerken Carole Ann Boone ile mahkeme salonunda evlendi.Bundy meni naimisiin entisen työkaverinsa Carole Ann Boonen kanssa tämän toisen oikeudenkäynnin aikana.
1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi.Se sai alkunsa John Constablen vuonna 1824 Pariisin salongissa näytteille tuomista maalaismaisemista.
Tek sahneye sahip olup salon 202 kişiliktir.Teatterin suurimmassa salissa on 209 paikkaa.
Duruşma salonunda bayrak olacaktır.Puoluetalon sisään­tulo­aula.
Salonun bitişiğine iki yeni antrenman alanı inşa edildi.Jäähallin viereen on rakennettu kaksi harjoitushallia.
Grup, 2015 Paris saldırıları sırasında Le Bataclan konser salonunda bulunmaktaydı.Yhtye esiintyi Pariisissa Bataclan-konserttisalissa, kun siellä tehtiin terrori-isku marraskuussa 2015.
Savaşın bitişi ile birlikte salonda filmler de gösterime girmeye başlamıştır.Elokuvan lopussa ruumiit alkavat kuitenkin herätä eloon.
Hisarda açık teşhir yapılmakta, sergi salonu bulunmamaktadır.Koneen kaapissa ei ole varsinaista selityskilpeä.
285 odası ve 43 salonu vardır.Siinä on 500 huonetta ja 45 kerrosta.
Bunun dışında şehirde üç hastane, birçok otel ve konaklama yeri, bir spor salonu bulunmaktadır.Kaupungissa on kolme hotellia ja useita muutaman huoneen majoituslaitoksia.
Yeni salon Karl Friedrich Schinkel tarafından 1818-1821 yılları arasında tasarlanmıştır.Rakennus sai nykyisen ulkonäkönsä Karl Friedrich Schinkelin suunnittelemana vuosina 1820–1824.
"2006'nın en iyi başlangıcı" . salon.com .Vuoden parhaat, 2006 veikkausliiga.com.
Jouannest müzik salonlarında piyanist olarak kariyerine başladı.Hän hoitaa Karlsruhen musiikkikorkeakoulussa pianonsoiton professuuria.
Opera salonu opera performanslarının sergilenmesi amacıyla kullanılan binalara verilen isimdir.Oopperatalo on rakennus, jossa esitetään oopperoita.
Elemelerin final ayağı ise 8 ve 10 Mart 2009 tarihlerinde aynı salonda oynanmıştır.Lopputurnaus pelattiin Tampereella Pirkkahallissa 8.–9. maaliskuuta 2003.
Yaz aylarında salon genellikle konser ve şovlar için kullanılır.Niitä on myös tarkoitus käyttää syksyisin yleisötilaisuuksissa ja konserteissa.
Her gün bu salona girdiğimde şampiyonluk fotoğraflarını görüyorum.Joka viikko kisaamassa nähdään yksi uusi studiokilpailija.
Bütün katlarında birer salon ve ikişer oda vardır.Heillä oli keittiö ja kaksi huonetta.
Yetmedi aynı salonda 3 yıl dans dersleri verdi.Hän teki Italian vuosinaan vain kolme liigamaalia.
Son dönemlerde salon usulü düğünler öne çıkmaya başlasa da özüne uygun düğünlerin de yapıldığı görülmektedir.Aluksi tuoreet parit lähtevät häämatkalle valitsemaansa kohteeseen.
Mekan: Wartburg şatosu büyük salonu.Laulajien sali Wartburgin linnassa.
Zemin katta salonun köşelerinde toplam dört oda vardır.Katujen varsilla on neljässä kerroksessa luento­saleja.
1986 yılında spora açılan salon 1750 seyirci kapasiteli olup 60 araçlık otoparkı mevcuttur.Vuonna 1971 Lohjan Suurlohjankadulle avatun Centrumin katolla oli pysäköintipaikat 60 autolle.
Fred'in bowling e merakı vardır, evinin salonunun çevresinde bilardo, poker ve golf oynar.Retu on hyvin temperamenttinen ja harrastaa keilaamista, biljardia, pokeria, golfia ja kotonaan löhöilemistä.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod